8 MART DÜNYA KADINLAR GÜNÜ BASIN AÇIKLAMASI


Sekiz Mart 1857 yılında ABD’nin New York eyaletinde 40 bin işçi, çalışma koşullarının iyileştirilmesi için emek sömürüsüne karşı ayaklandı. Polis sert müdahalelerde bulundu ve işçileri fabrikaya kilitledi. Fabrikada çıkan yangın sonucu çoğunluğu kadınlardan oluşan 129 işçi hayatını kaybetti. Daha sonra bu günün, 1977de Birleşmiş Milletlerin kabulü ile “8 Mart Dünya Kadınlar Günü” olarak kutlanılmasına karar verildi.

Dünyada yangınlar, kimyasal patlamalar, zehirli kimyasallar, ağır çalışma koşulları, işyerlerinin güvenli yapıya sahip olmaması gibi nedenlerle birçok toplu işçi ölümleri ve sakatlanmaları gerçekleşmektedir. Bu ihmalkâr kazaların sonucunda mağdurlar çoğu zaman haklarını arayamamaktadır. Arayanlar ise patronlar karşısında aciz düşmektedirler. Bu emek ve insan hayatı sömürüsü; ucuz işgücünün kolay bulunduğu Çin, Pakistan, Hindistan gibi ülkelerde ve çoğu Afrika ülkesinde oldukça yaygındır. Vahşi Batı kapitalizmi tüm Dünya’da kadın, erkek ya da çocuk ayırt etmeden herkesi sömürmeye devam etmektedir. Uluslararası çalışma örgütünün 2017'de yayımladığı "Çocuk İşçiliğine İlişkin Küresel Tahminler" raporuna göre, dünya genelinde neredeyse her 10 çocuktan biri çocuk işçiliği mağduruyken, bunların yarısı (73 milyon), "tehlikeli çocuk işçiliğinde” çalışmaktadır.  Kapitalist düzendeki bu zorbalık için çıkarılan ses, kadınların işgücü piyasasına katılmaları için çıkan sesten kısık kalmaktadır.

Ebetteki ekonomik koşulların farklılıklarına göre kadınların iş hayatına atılmaları değerlendirilebilir. Ancak kadınların istihdamını arttırmaya yönelik çabanın altında yatan sebepler iyi sorgulanmalıdır. Niçin kadınlar için özgürlüğün, iş hayatına atılmaları ile gerçekleşeceği algısı dikte edilmektedir? Ve neden işgücünde, erkekler ile kıyas yapılarak kadınların payı arttırılmak istenmektedir?  

Batılı feminist paradigma esas alınarak kadınlarımız değerlerinden uzaklaştırılmaktadır. Kadının ailesine karşı fedakar, sabırlı, merhametli ve terbiye edici oluşu küçümsenmekte; kendisini işine, kariyerine adaması takdir edilmektedir. Bu tezat kimin çıkarına hizmet etmektedir?

Bugün kadın hakları mücadelesi, cinsiyetler arasındaki farklılıkların ortadan kalkması için mücadele edilen bir hal almıştır. Erkeğin kavvamlık, kadının mürebbilik nitelikleri ortadan kalkmaktadır.   Eşler arasındaki emanet ve sevgi/muhabbet ilişkisi yerini rekabete bırakmakta ve dolayısıyla aile içi huzursuzluk meydana gelmektedir.

Kadın haklarını savunduğunu iddia edenler, çocukların annelik hakkını da savunmakta mıdır? Filistin’ de Yemen’de gözü önünde evladı, eşi öldürülen annelerin hakları da kadın haklarından sayılır mı?

Kadının hakları ve özgürlüğü savunulurken zarar verilen en önemli hususlardan biri de kadının mahremiyetidir. Kadın bedeni ve özel durumları bu propaganda aracılığıyla fütursuzca sergilenmektedir. Hiçbir ahlaki sınır tanımayan bu tavırlar edep ve haya gibi duyguların kadına, toplumun dayatması olduğu ve bu tabunun yıkılması gerektiği düşüncesinden kaynaklanmaktadır.

Kendi kültür ve medeniyet değerlerimizden uzaklaşıp Batı medeniyetine benzemeye çalışmak ne kadar mantıklıdır? Batı medeniyetini bu kadar yükselten özgür, çağdaş ve gelişmiş bir uygarlık olması ise o toplumlarda aile, kadın ve çocukların ne kadar mutlu ve psikolojik olarak sağlıklı olduklarına da bakmak gerekmektedir. Örneğin Avrupa Temel Haklar Ajansı (FRA) tarafından yapılan bir araştırmaya göre Avrupa’da yılda 22 milyon kişi fiziksel saldırıya maruz kalmakta; 16 ila 29 yaş grubu içindeki kadınların yüzde 83’ü güvenlik nedeniyle bazı sokak, mahallelere, tek başına gitmekten özellikle kaçınmaktadır.

 

Elbette kadınlar sosyal hayatta var olmalılardır. Kadını yaratılışına aykırı konumlandırmaya çalışmak onu yıpratmaktadır. Kadınlar nesiller büyütüp yetiştirme ve toplumu değiştirme gücüne sahiptir.

Sağlıklı bir toplum ise inancımızın cinsiyet ayırt etmeden kadın ve erkeğe yüklediği ilkeler ile hareket ederek oluşturulabilir.

Kadınların kendi üzerinde dönen manipülasyonları fark edip, kendi iradeleri ile daha güzel bir dünya için çaba sarf etmeleri gerekmektedir. Kadınlar cinsiyetçi bakış açısı ile ailesine karşı düşman edilmemelidir. Kadın-erkek elbirliğiyle materyalist ve kapitalist tahakkümü kıracağımız günlerin yakın olması ümidiyle...

 

kadinlargunu.jpg

Bu site’de yer alan bilgiler kaynak gösterilerek kullanılabilir. 
Eposta: info@aileakademisi.org  
Aile Akademisi© 2011
Tasarım:Baydar Bilişim