Dünya Kadına Karşı Şiddetle Mücadele Günü Basın Açıklaması


Değerli Basın Mensupları ve Saygıdeğer Kamuoyu

Dünya Kadına Karşı Şiddetle Mücadele Günü Birleşmiş Milletler tarafından bundan 19 yıl önce ilan edildiKadınlar yıllardır fiziksel, cinsel, ekonomik ve psikolojik şiddete uğruyor. Kadına yönelik şiddet sadece ülkemizde değil dünyanın her yerinde yaşanmaktadır. Bugün ABDde her 15 saniyede bir, bir kadın öldürülüyor ya da fiziksel saldırıya maruz kalıyor. Yine ABD Adalet Bakanlığının bildirdiğine göre her 90 saniyede bir, bir kadın tacize uğruyor. Avrupa Birliği ülkelerinde kadınların %40-50si partnerlerinden cinsel ya da fiziksel şiddet gördüklerini belirtiyor. İspanyada her 5 günde bir, Britanyada her 7 günde bir kadın partneritarafından öldürülüyor. İsveçte bir yıl içinde kadınlara karşı işlenmiş 27 bin şiddet vakası kayıtlara geçmiştir. İsveçte yaklaşık her iki kadından birinin erkekler tarafından şiddete maruz kaldığı bildirilmektedir. Uluslararası Af Örgütünün bildirdiğine göre sadece Fransada her yıl 25 bin kadın tecavüze uğruyor. Ülkemizde de kadına karşı uygulanan şiddet giderek artmaktadır. Bazı araştırmalar ülkemizde her 3 kadından birinin şiddet mağduru olduğunu öne sürmektedir.

Kadına uygulanan fiziksel, cinsel ve psikolojik şiddet yetmiyormuş gibi, bütün bunlardan belki daha da ağırı, medya tarafından kadının cinsel bir obje olarak sunulması ve bu algı üzerine kurulmuş bir pazarın giderek büyümesidir. Kadın bedeni üzerinden geçinen bu haz tacirleri kadına en büyük hakareti ve aşağılamayı yapmaktadırlar. Çünkü bu algı kadını bir eğlence aracı ve kapitalist ekonominin tüketim nesnesi olarak görmektedir.

***

Şiddet çağımızın büyük bir sorunudur. Sadece kadına değil, hayvanlara, yaşlılara, çocuklara ve tabiata karşı da bir şiddet söz konusudur. Toplumun bütün katmanları şiddetin hem mağduru, hem de faili olabilmektedir. Kadına uygulanan şiddette geleneğin kadını hor gören yaklaşımları da etkili olmakla birlikte; bu sorun hiç kuşkusuz büyük oranda rekabet ve kara dayanan materyalist/kapitalist sistemin bir sonucudur.

***

Konuyla ilgili dikkat edilmesi gereken noktalardan biri şudur:  Agresif, çatışmacı ve toplumu kadın-erkek kutuplarında kamplaştıran bir dilin kadına şiddet sorununu çözebilmesi mümkün görünmemektedir. Kadına şiddet üzerinden erkekve aile düşmanlığına vardırılan bir söylemin yeni bir şiddet dili oluşturduğu unutulmamalıdır. Peygamber Efendimiz (SAV) Sizin en hayırlınız eşlerine/hanımlarına en iyi davrananınızdır buyuruyor. Bu çerçevede Aile Akademisi Derneği olarak vurguladığımız aşağıdaki hususların dikkate alınması sorunun çözümüne katkıda bulunacaktır:

1. Sorunun çözümünde aile ve kadın politikalarının düzenleyici etkisinden daha çok sivil inisiyatifin sorumluluk alması gereklidir.

2. Kadını erkeğe, erkeği kadına karşı rakip/hasım olarak sunan yaklaşımlar bırakılmalıdır. Kadının ve erkeğin birbirini tamamlayan, bütünleyen varlıklar olduğu vurgulanmalıdır.

3. Şiddetin asıl sebebi erkek egemen toplum anlayışı değil, bireyci, hazcı, rekabete dayalı materyalist/kapitalist yaklaşımlardır.

4. Şiddetin asıl sebeplerine inen daha nitelikli ve derinlikli anlayışlar geliştirilmelidir. Patronun işçisine, işçinin karısına, kadının çocuğuna, çocuğun arkadaşına şiddet uyguladığı bir toplumda şiddetin failleri şiddetin asıl sebepleri değil, tetikçileridir. Şiddete azmettiren sosyo-ekonomik düzenin mahiyeti sorgulanmalıdır.

5. Son yıllarda kadının eğitim seviyesinin yükselmesi ve iş hayatına daha aktif katıldığı göz önüne alınırsa, kadının ekonomik özgürlüğünün sorunun önlenmesinde etkili olmadığı açıkça görülmektedir. Diğer bir ifadeyle şiddete ilişkin çözümlerin seküler algıyla üretilmesi mümkün görünmemektedir. Bu sorunun çözümü için Aziz İslamın evrensel ahlaki ilkelerine dayanılmalı; bu ahlaki ilkelere yaslanan program ve projeler yürütülmelidir. Bu çerçevede gençlere sabır, merhamet, paylaşma ve adalet gibi anahtar kavramlara dayalı eğitimler verilmelidir.

6. Kadını aşağılayan ve kadını hor gören gelenek, örf, adet, töre adı altındaki uygulamaların önüne geçecek eğitici programlar uygulanmalıdır.

7. Aileler ‘ahiret merkezli’ kurulmalıdır. Şiddeti polisten ya da toplumdan gizlemek mümkündür ama Allahtan gizlemek mümkün değildir. Bu temel ilke şiddete ilişkin yasal ya da toplumsal kontrol araçlarının işe koşulmasını gereksiz kılmamaktadır.

Bu vesileyle, kadına karşı uygulanan fiziksel, psikolojik, ekonomik, cinsel ve istismara dayalı şiddeti kınıyor; üstünlüğün cinsiyette olmadığını; kadının ve erkeğin aynı özden yaratıldığını yeniden hatırlatıyoruz.

 Aile Akademisi Derneği Yönetim Kurulu 

Bu site’de yer alan bilgiler kaynak gösterilerek kullanılabilir. 
Eposta: info@aileakademisi.org  
Aile Akademisi© 2011
Tasarım:Baydar Bilişim