Dünya Kadına Karşı Şiddetle Mücadele Günü Basın Açıklaması


Değerli Basın Mensupları ve Saygıdeğer Kamuoyu

Birleşmiş Milletler 1999 yılında 25 Kasım’ın “Kadına Yönelik Şiddetin Ortadan Kaldırılması için Uluslararası Mücadele Günü” olarak anılmasına karar verdi.

Şiddet, dünyada ve ülkemizde göz ardı edilemeyecek bir sorundur. Bununla birlikte kadına şiddet sorununun çözülmesi için yapılan çalışmaları, araştırmaları, çıkarılan kanunları objektif olarak değerlendirdiğimizde ciddi sorunlar ile karşılaşıyoruz. Ülkemizde “Şiddet ve Kadına Şiddet” sorunsalının feminist hareketlerin ve Batılı paradigmaların yörüngesinde şekil aldığını görüyoruz. Bu yanlış mantıkta kadına şiddet, genel şiddetten bağımsız olarak cinsiyet ayrımcılığından kaynaklanan müstakil bir sorun olarak değerlendirilmekte; özellikle “aile içi şiddet” kavramı ile “kadına şiddet” konusu farklı bir boyut kazanmaktadır. Birleşmiş Milletler Kadın Birimi 25 Haziran 2019 tarihinde “Değişen Dünyada Aile “başlıklı raporda, kadın için en tehlikeli yerin evi olduğunu açıklamıştır. Aile hayatını şiddetin mekânı ve sebebi olarak tanımlamak ve şiddeti yaratan temel sebepleri es geçmek şiddetin büyümesinden başka bir işe yaramayacaktır.Şiddete sebep olan faktörler ile kadına şiddetin sebepleri ortaktır. Şiddetin alkol, uyuşturucu, kumar, öfke kontrol sorunu, haz ve rekabet kültürü,psikolojik rahatsızlıklar, geçmiş yaşantılar, fakirlik gibi pek çok sebebi vardır. Bu sorunlara çözüm üretmeden kadına şiddet de son bulmayacaktır. Nitekim bu konuda yapılan önceki çalışmalar sonuç vermemiş ve kadına şiddet gün geçtikçe artmaya devam etmiştir.

Şiddete ve kadına şiddete toplumsal cinsiyet ve feminizm perspektifinden bakıldıkça kadınlar, aile kurumumuz ve toplumsal değerlerimiz tehdit altında olmaya devam edecektir. Erkeği kadın için bir pranga olarak gören zihniyet; inancımız ve doğamız ile hiçbir şeklide uyuşmamaktadır. İslam kültüründe kadın ile erkek birbirinin tamamlayıcısıdır. Kadın ile erkek arasında eşitlik ve adalet vurgusu yapılmıştır. İstanbul Sözleşmesi, 6284 sayılı kanun ve Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Projesi ülkemizin dini, sosyal dinamikleri ile uyuşmamaktadır ve toplumda ayrılıklara sebep olmaktadır.

Çözüm olarak diyoruz ki;

Kadına şiddet kavramı, şiddet kavramından bağımsız değerlendirilmemelidir.

Şiddet sorunu, cinsiyet temelli sığ bir bakış açısıyla yorumlanmamalıdır.

Alkol, uyuşturucu, kumar, psikolojik sorunlar ve fakirlik gibi sorunlara dönük önleyici çalışmalar yapılmalıdır.

Şiddet ile ilgili var olan tablonun daha net okunması için; ön kabullere dayanmayan, geçerli ve güvenilir ölçme araçlarının kullanıldığı ve bulguları objektif bir şeklide yorumlayan araştırmaların yapılması gerekmektedir.

Kadına yönelik şiddetin aile kurumunu sorgulamak için araçsallaştırılmasına izin verilmemelidir.

Şiddetin asıl kaynağı olan rekabete ve kazanmaya odaklı bireyci, seküler, kapitalist kültürle mücadele edilmelidir.

Kadına en büyük şiddetin onu fıtratından uzaklaştırmak olduğu bilinci ile hareket edilmelidir.

Kendi değer sistemimizin oluşturduğu bir savunma mekanizması sorunun çözülmesinde daha etkili olacaktır. Ailelere fedakârlık, dürüstlük, sadakat, yardımseverlik, hoşgörü, sorumluluk, iyilik, duyarlılık, sabır, merhamet, dayanışma gibi değerleri öğretecek eğitimler verilmelidir.

                                                                                                        

                                                                                                                                 AİLE AKADEMİSİ DERNEĞİ

Bu site’de yer alan bilgiler kaynak gösterilerek kullanılabilir. 
Eposta: info@aileakademisi.org  
Aile Akademisi© 2011
Tasarım:Baydar Bilişim