İslam'da Gençlik Projesi'nin Son Haftasında Yasin Kuruçay Konuştu


İslam’da Gençlik 2 Projesi Yasin Kuruçay’ın sunduğu “Özgüvene Değerlere Karşı Güven” başlığıyla son buldu.

Konuşmasına bir değişim döneminde yaşadığımızı, maruz kaldığımız değişimi algılamakta zorlandığımızı ve kendi kavramlarımızla düşünmemizin önemini vurgulayarak başlayan Yasin Kuruçay, kavramları üretenlerin zihinleri, duyguları ve davranışları kontrol ettiğini söyleyerek konuşmasına devam etti. Konuşmanıniçeriği aşağıdaki şekildedir:

Yaşadığımız değişimi anlamak için aşağıdaki sorulara cevap verebilmek gerekmektedir?

  • Yaşadığımız değişimin temel kavramları ve savları nelerdir?
  • 20. Yüzyıldaki küresel sarsıcı kültürel değişim neden Amerika’da başlamıştır?
  • Kültürel değişim neden Avrupa’da devam etmiştir?
  • Psikoloji ve pedagoji bu süreçte nasıl bir rol üstlenmiştir?
  • Psikoloji ve pedagojinin gelişmesine karşın neden sorunlar da artmaktadır?

Kavramları Değiştirerek Düşüncelerimizi de Değiştirdiler

Kavramlarla öncelikle zihin dünyamız esir edilmektedir. Özgüven kavramı, projemizin başlıklarını oluşturan haz, birey, kariyer ve özgürlük kavramlarından bağımsız bir kavram değildir. Özgüvenfarklı şekillerde tanımlanan ve adlandırılan, bireye sıcak gelen, modern medeniyetin sonuç kavramlarından bir tanesidir.

Bilindiği üzere bilimlerin temeli felsefe, felsefenin temeli hikmet, hikmetin de temeli dindir. Felsefenin kelime anlamı hikmet arayışıdır. Dini hakikatin izinden giden Pythagoras gibi filozofların, kaybedilen vedejenere olan hikmeti aradıkları süreci ifade eden kavramdır. Fakat modernitenin aktörleri yeni bir dünya inşa ederlerken felsefenin tanımını bilgi sevgisi olarak değiştirip hikmeti bilgiye, bilgiyi de süje-obje ilişkisineindirgemişlerdir. İnsanın olmadığı bir bilgi yolu, çeşidi yok demek istemişlerdir ve vahiy, sezgi, duygu gibi tüm bilgi aktlarını yok saymışlardır.

Aynı şeyi psikoloji bilimi için de yapmışlardır. Kelime anlamı olarak ruh- bilimi, ruh üzerine düşünce anlamına gelen psikolojiyi salt somut davranışlara indirgeyerek ruhu ve ruhun kaynaklarını saf dışına atmışlardır.

Bir başka yanılgıyı bize“self” kelimesinde yaşatmışlardır. Self kendi, ben, ego anlamlarına gelmektedir. Kavram Türkçeye öz diye çevrilmiştir. Öz-güven buradan geliyor. Gerçekte ise öz insandaki kozmolojik fıtratı temsil etmektedir. 

Popüler Sloganlar Özel Amaçların Taşıyıcısıdır

İslam  düşüncesindeve kadim geleneklerde insanların ortak nokta ve amaçlarına vurgu yapılır. Modern psikoloji ise özellikle farklılıklara vurgu yapar. Bu vurgunun sonucunda bireyler ailelerden koparılmıştır. Kadın hakları söylemi, çocuk hakları söylemi küresel toplantıların sonucunda ortaya çıkmıştır. Siyasilerin, küresel etkin güçlerin, çok uluslu ticari güçlerin,bilim adamlarının olduğu toplantılarda bu söylemlere karar verilmiştir. Bireylerin ailelerden koparılma süreci sanki bireye verilen bir değermiş gibi bize gösterilmiştir.

Psikoloji biliminde gence ergen denir. Google’da ergen kelimesi ile yapılan bir araştırmada ilk sayfalarda gençlikle ilgili çıkan sonuçlarda bunalmış, depresif ergenler görünmektedir. Gencin arkasında kızan bir baba ya da anne babanın rahatsız ettiği bir çocuk görüntüsü verilmektedir. Bu durum insanların bilinçaltına “bu ergenler ana babalar yüzünden çok zor durumda.” düşüncesini veriliyor. Google’ı biz kursaydık gençlik kelimesi ile yapılan aramalardaerdemli davranışlar, ahlaki örneklikler, dünyayı değiştiren kişileri çıkarabilirdik.

Batı psikolojisinde ergenlik sorunlu bir dönem olarak algılanmaktadır. Sorunların sebebi ise ya bedenleri ya anne babaları olarak ön plana çıkarılmaktadır.Gençleri haz ve tüketim nesnesi kılan sosyal psikoloji çalışmalarının, avmlerin, küresel güç odaklarının, neoliberal ahlakı yaygınlaştıranların hiç suçu yok mu? Öyleyse herkes şikâyetçi olduğu halde kötülük neden bu kadar yaygın? Demek ki anlayamadığımız, göz ardı ettiğimiz ya da müdahale edemediğimiz bir şeyler var.

Kaliforniya’da 1980’li yıllarda başlayan özgüven hareketi hızlı bir şekilde tüm dünyaya yayılmıştır. Medya, eğitim sistemleri ve popüler uzmanlar aracılığıyla özgüven kısa zamanda kişiliğin en önemli tanımlayıcılarından biri olmuştur.

Özgüven Sınırları Belirlenemeyen Mitolojik Bir Sahte-ilahtır

Özgüven kendilik algısı, kendilik imajı, kendini kabul etme, kendi kendine yeterlilik, ben gücü ve kendine saygı duyma gibi anlamlara gelmektedir. Yaşanan kavram kargaşasına rağmen bu kadar yaygın olması ise oldukça düşündürücü.

Özgüven Kapitalist Hedeflere Göre Kurgulanmıştır

Özgüven kavramını ilk kullanan kişi William James’tir. James, ABD’nin istediği birey tipinin yetişmesindeki temel adamlarından biridir. James, özgüveni, “kişinin başarılarının hedeflerine olan oranı” olarak tanımlıyor.  Yani özgüveni başarıyla eşleştirmiştir. Kariyeri, hırsı, kapitalizmi iyi anlamak için bu tanımı iyi kavramak gerekir. Özgüvende merkezi kavram başarıdır. Başarı dünyalık, kapitalist bir kavramdır. Özgüven bu yüzden seküler medeniyetin sonuç kavramlarından biridir.

Ailede Eşitlik, Fabrikada Hiyerarşi

Kapitalist sistem bireyi ahlaki değerlerden uzaklaştırmak için birey ve özgüven kavramlarını kullanmaktadır. Fakat iş kendi sistemini yürütmeye gelince eşgüdüm, koordinasyon gibi kolektif kavramları kullanmaktan çekinmemektedir. Toplam kalite yönetiminde müdürsüz okul olsun, lidersiz devlet olsun, patronsuz fabrika olsun diyorlar mı? Herkes eşittir diyorlar mı? Hayır. Ama iş aileye gelince herkes eşittir diyorlar. Kadın erkek eşittir diyorlar. Aile de sosyolojik bir yapı. Neden tüm sosyolojik yapıların bir lideri varken ailenin lideri yok. Demek ki başka bir sebep var burada. Kendi sistemlerinde hiyerarşik bir düzen olmasına karşın toplumda, ailede aynı sistematiği ve düzeni istemiyorlar.

Gerçekliğin Değil, Hayalin Önemlidir

Özgüven kişinin nasıl olduğundan çok kendisini nasıl hissettiği ile ilgilidir. Kişinin nasıl olduğundan çok hissettiğine odaklanılması ise psikolojik sorunlara neden olmaktadır. Çünkü kişi kendi gerçekliğini göz ardı etmektedir. Kişiliğin 2 boyutu vardır. Birincisi reel benlik, ikincisi ise ideal benlik. Reel benlik gerçek kişiliği ifade eder. İdeal benlik kişinin kendisinin olduğu sandığı, nasıl gördüğü benliktir.  Kişinin kendi gerçek benliği ile kendisini sandığı benlik arasındaki açı ne kadar çok olursa sorunlar o kadar da çok olur. Bugün milyonlarca genç ahlaki, zihinsel ve duygusal yetersizliklerini gözardı ederek yarı-tanrı edasıyla kendileriyle böbürlenmektedir.

*

Özgüven kavramının 4 ayağı bulunmaktadır. Bunlar;

  • Kendini sevmek,
  • Kendini affetmek,
  • Kendini yeterli görmek ve
  • Kontrol duygusudur.

Kendini sevmek,  kişinin kendine karşı bir şart gözetmeksizin, öz koşul olmaksızın yakınlık duyması demektir. Hiçbir şey yapmasan da, kötü şeyler yapsan da iyi birisin demektir. İyi eylemden uzak değerlilik anlayışı denir buna. Bu tanımı yapan Tanrı olsaydı Firavunu da cennete gönderecekti. Buna göre çocuklar sürekli övülmeli, pozitif geri bildirim verilmelidir. Aşırı övmeyin diyen psikologlar da özgüvenin oluşturduğu olumsuzlukları gördükten sonra bunu demişlerdir. Modern psikologlar, öğrencinin/kişinin kendini değersiz hissetmesine sebep olan hiçbir şey söylenmemesi gerektiği söylüyorlar.

Bizim dünyamızda ise durum biraz farklıdır. Örneğin peygamberimiz, “Hırsızlık yapan kızım Fatıma dahi olsa kolunu keserim diyor. O zaman peygamberimiz çok kötü bir şey yapıyor. Kuran’da, Allah kendini beğenip övünen hiç kimseyi sevmez diyor(Lokman 18). Bizim dinimizde kişi yüzüne karşı övülmez. İslam öğretileri, ayeti kerimler kişiyi koşulsuz sevmekten bahsetmiyor.

İnsanın Mutlak Olarak Değeri Midir?

Bazı kavramları sorgulamadan kabul ediyoruz. İnsanın salt iyi ve değerli olduğu düşüncesi bunun bir örneğidir. Oysa insan mahlûkların en şereflisi olabileceği gibi en sefihi-aşağılık hali-  de olabilir. Bazı muhafazakâr psikologlar ve eğitimciler özgüven kavramınıdinileştirmeye çalışmaktadır. Kuranda 406yerde insan kavramı geçer. Ayetlerde İnsanoğlu nankördür, acelecidir, cimridir, hırs sahibidir, zayıftır, acizdir, emanete riayet etmez, zalimdir, cahildir gibi sıfatları görüyoruz.

Kuran’da Övülen İnsan Değil Mümindir

İlginç olan şu ki insanı tür olarak öven bir ayet yok. Biz koşulsuz sevilmeye layık düzgün insanlar olsaydık, kötü şeyler yaptığımızda dahi değerliolsaydık insanlığa vahiy gelmeyecek, zalimler lanetlenmeyecekti.İnsan iyilik yaptıkça değerlenen, kötülük yaptıkça değersizleşen bir varlıktır. İnsan, Komünist felsefenin dediği gibi öz olarak kötü değildir fakat liberal felsefenin dediği gibi de peşin iyi de değildir. İnsan nötrdür. Fıtrat üzerine yaratılması nasıl eğitilirse öyle olur demektir.

Allah’ın Kuran’da insanla ilgili bahsettiği güzel özellikler mümin olan kişilerin özellikleridir. Tür olarak insanla ilgili ise daha çok negatif özelliklere vurgu yapılmaktadır. Buradan çıkan sonuç şudur. İnsan mümin oldukça olumlu sıfatları kazanmaktadır. 

İzzet-i Nefs, Özgüven Değildir.

Birbaşka karıştırılan kavram ise izzeti nefstir. İzzet, kibir ile zillet arasındaki dengedir.Firavun’un cesareti izzet değildir.

İzzeti nefs İnsanlık onuru demektir. İnsan o onurdan bir pay alır. İzzeti nefs, insanlık onuru ayaklar altına alındığında karşı dur demektir. O yüzden Hz. Hüseyin zillet ehline yazıklar olsun demiştir. Bu söz dinin ve insanlığın değerleri ayaklar altına alındığında tepkisiz kalanlara karşı bir sözdür. İzzetin kaynağı Allah’tır. Ayetler bunu tasdik etmektedir.

  • Kim izzet isterse bilsin ki bütün izzet Allah’ındır. (Fâtır, 35/10)
  • Asıl üstünlük(izzet), ancak Allah’ın, Peygamberinin ve mü’minlerindir. (Münafikun 8)

Güven Faydalı, Özgüven Zararlıdır

Gözümüzden kaçırdığımız en önemli noktalardan biri de güven duygusu ile özgüvenin birbirine karıştırılmasıdır. Pek çok yerde güven duygusunun faydaları özgüvenin faydaları diye yazılmaktadır.

Din psikolojisinin de kurucusu olanJohn Dewey’e ve pek çok psikoloğa göre güven, korku çekinme ve şüphe duymadan inanmak ve bağlanmak demektir.

İnsan kendisine güvendiğinde başka şeylerden korkmuyor mu? Bu bir yanılgıdır. İşimizi kaybetmekten, dışlanmaktan, beğenilmemekten, zengin olamamaktan, ölmekten vb. pek çok şeyden korkuyoruz. Ayrıca özümüzde şüphe yok mu? Günümüz gençlerinin temel özelliklerinden biri de şüphe ve tereddütler değil mi? O zaman zaaflarla,günahlarla, hatalarla ve sınırlılıklarla dolu olan bu öze(İnsanın kendisine) nasıl güveneceğiz?

Kuran’da Güvenin Kaynakları

Kuran Allah’a Güven, Kendine Güvenme Der.

Kuran’da yaklaşık 107 yerde güven kavramından bahsediliyor. Kuran Allah’a güven, kendinegüvenme diyor.

  • Müminler yalnız Allah’a dayanıp güvensinler.(Tevbe 51)

Peygamberlere Güven

Kuran’a göre güvenilecek diğer öge peygamberlerdir.

  • Size Rabbimin vahyettiklerini duyuruyorum ve ben sizin için güvenilir bir öğütçüyüm. (Araf 68)

Muttakilere Güven

Muttakilerle ilgili güven kavramında ise muttakilerin güvende oldukları ve müminlerin kalplerine Allah’ın güven indirdiği anlatılmaktadır. İndirildi ifadesi oldukça dikkat çekicidir.  Güven iner, yani verilmiştir. Edinilmiş kazanılmış bir kavram değildir. Bizim malımız değildir.

Kabe: Güvenli Yer

Kuran’da yerle yanimekânla ilgili olarak da güven kavramı var. “Biz Kâbe’yi güvenli bir yer kıldık,”(Bakara 125) diyor. İnancımızda da, evrensel olarak da Kâbe güvenilir bir yerdir.

Ancak ilginç olan şu ki Kuran’da insanın kendine güvenmesi ile ilgili bir ayet yoktur.

*

Özgüvenin ikinci ayağı kendini affetmek alt kavramıdır. Kendini affetmek; kendine olumlu bakmak, eleştirmemek, hatalarını bağışlamak anlamına gelmektedir. Kuran ise “Kendini kınayan nefse yemin ederim ki..”(Kıyamet 2) diyerek, kendimizi eleştirmemizi tavsiye etmektedir. Ben nefsimi temize çıkarmam (Yusuf,53), Rabbim ben nefsime zulüm ettim (Kasas 16)ayetleri de kişinin kendisini eleştirerek Allah’a yaklaşmasının örneklerini ifade eder.

Kendini Yeterli Gören Azar

Bir diğer alt kavram kendini yeterli görmektir.Kendini yeterli görmek ise kişinin kendisine, ben yeterliyim, hedeflerime ulaşabilirim, engellerden yılmam, bütün ideallerime ulaşacak donanımlara sahibim, kendi arzularıma ve isteklerime göre karar veririm telkinlerini vermesidir.Oysa İslam inancı bunun tam tersini söylemektedir. Kuran, kendini yeterli gören azar diyor. (Alak 7)

Özgüven Kontrolü, İslam İse Tevekkülü Öngörür

Özgüvenin son alt kavramı kontrol ve otokontroldür. Kişinin kontrolü elinde bulundurma duygusu,  kişinin geleceğini yaratma duygusu anlamlarına gelmektedir. Kavram kişiye “güç sende” der. Özgüven kontrolü öngörür. İslam ise tevekkülü, sabrı öngörür. İslam insana, her şey senin kontrolünde değil der.Kuran, bütün işlerin sonu Allah’a aittir (Lokman 22) diyor. Kuran’da 42 yerde tevekkül kavramı geçiyor.

Kontrol duygusunda kararlarımızı kendimiz alıyoruz. Oysa İslam inancında insan yüce bir amaç için yaratılmıştır.

  • İnsan başıboş bırakılacağını ve dilediği gibi hareket edebileceğini mi sanır? (Kıyamet,36)
  • Sizi boşuna ve amaçsız yarattığımızı ve bize döndürülmeyeceğinizi mi sandınız? (Müminun 115)

Özgüven Birçok Sorunun Tetikleyicisidir.

Yapılan araştırmalar özgüvenin pek çok soruna neden olduğunu ortaya koymaktadır.  Bu sorunlardan bazıları şunlardır:

  • Narsizm,
  • Kibir
  • Azgınlık
  • Mükemmeliyetçilik
  • Gurur
  • Hırs
  • Allah’a olan güvenin azalması.

Özgüvenin yarattığı bu sonuçlar kitlelerden gizleniyor, küresel ambargolar konuyor. Müslüman ve Katolik bilim adamları bu konularla ilgili özel yayınlar çıkarıyor.

J. Twenge ’nin “Ben Nesli” kitabı özgüvenle ilgili birçok araştırma sonuçlarını ortaya koyuyor. Sonuçlar oldukça çarpıcı. Yıllar geçtikçe sorunlar ve psikolojik problemler özgüven ile birlikte artıyor. Kitapta bahsedildiğine göre, özgüvene bağlı nedenlerle 9 yaşından büyük her 5 çocuktan birine depresyon tanısı konmuş durumda. Narsisim artıyor, suç oranları artıyor. Empati düşüyor, mutluluk azalıyor. Bununla birlikte artan özgüven kötülükleri engellemiyor. Alkol, uyuşturucu, sigarayı engellemiyor.

Teşhis Her Zaman Tedaviyi Doğurmaz

Twenge, bu olumsuzlukların sebebiniöğretmenler, ebeveynler ve diğer yetişkinlere bağlıyor. Ama küresel oyun kurucuların planları ve düşünsel referansları maalesef gözünden kaçıyor. Sorunu çok iyi tespit eden birçok batılı düşünür ve bilim insanı, sağlıklı kavramsal çerçeveleri ve referansları olmadığı için çözüm üretemiyorlar. Bu yüzden ancak eleştiri yapabiliyorlar. Oysa İslam inancı ve medeniyeti hem sorunların sağlıklı bir analizi hem de evrensel çözümler üretebilmek için çok güçlü referans değerlere sahiptir.

Çözüm Güvenilecek Değerler Bulmaktır

Özgüven paradigmasında kendimizi sevmek, değerlere güven paradigmasında ise kendimizi bilmek vardır. Bu yüzden kendini bilen Rabbini bilir. Özgüven paradigmasında kendini övmek, değerlere güven paradigmasında ise kendimizi tezkiye etmek, arındırmak vardır.

“Nefse ve onu düzgün bir biçimde şekillendirip ona kötülük duygusunu ve takvasını ilham edene andolsun ki, nefsini arındıran kurtuluşa ermiştir. Onu kötülüklere gömüp kirleten kimse de ziyana uğramıştır. (Şems 9-10)”

Kavramlar İnşa Eden Geleceği İnşa Eder.

Hazzın depresyona, kariyerin köleliğe, özgürlüğün cinsel ve ahlaki sömürüye, özgüvenin narsizme ve şiddete, bireyciliğin yabancılaşmaya neden olduğunu gözlerimizin önünden kaçırıyorlar. Bizim adımıza üretilen kavramları sorgulamalı ve yeni kavramlar üretmeliyiz.Kavramlar inşa eden nesiller inşa eder. Kavramlar inşa eden geleceği inşa eder.

Neoliberal kavram havuzundan beslenerek gençliğin arzu ettiği bir dünyayı kuramayız. İnanç ve medeniyet değerlerimize dayalı perspektifler üretmeye acil bir şekilde ihtiyacımız var.

Değerlere Güven, Özgüvenden Beklenen Hedefleri Sağlar

Bugün insanlığın yaşadığı sorunlara olduğu gibi gençliğin yaşadığı sorunlara da kalıcı ve gerçek çözüm değerlere güvenmektir. Güven duygusundan beslendiğimizde, özgüven kavramından murat edilen kişilik ortaya çıkar. Yaşanmış örnekler, yaşanan örnekler bunun kanıtıdır.

Allah İle Güven İlişkisi Kuran İnsana “Mümin” Denir

Peki değerlere güvenince ne olur? İnsan değerler güvenimce mümin olur. Mümin emin olan demektir. Allah’la güven ilişkisi kuran insan mümin olur.

Değerle Güvenmek Aktif İyi Olmaktır

Mümin aktif iyidir. Gençlere kötülerle takılma değil kötüleri düzelt demeliyiz. Hz. Muhammed, peygamber olmadan önce pasif iyiydi. Hira’ya, kötülükten kaçmak için gidiyordu. Vahiy O’nu“Ey Muhammed bir mümin olarak görevin, kaçtığın kötülüklere engel olmaya çalışmak olacaktır” diyerek kaçtığı kötülüklere geri göndermiştir. Buna Kuran salih amel der.

Mümin Allah ile güven ilişkisi kuran aktif kişidir. Pasif iyi iseniz sizi Hacer-ül Esved’in ayarlanması için hakem yapar Muhammed-ül Emin derler. Fakat aktif iyi iseniz yurdunuzdan kovup Muhammed-ül Hain derler. Allah’a güvenen kınayıcının kınamasından korkmaz. Mü’min Allah’ın sözüne güvenmelidir, kendine değil.

Pasif İyiler Ortama Uyar. Aktif İyiler İse Ortamı Değiştirir.

Çünkü aktif iyi gerçekten inanmıştır. Doğru bir şeye inanıyordur. Bir insan gerçekten Allah’a güvenmelidir. Biz inandığımız değerlere ne kadar sadık olursak Allah’ın istediği kişiliğe, aynı zamanda modern psikolojinin de murat ettiğiama gerçekleştiremediği özgüvenli insanın özelliklerine bu sayede sahip olacağız.

*

Program dinleyicilerden gelen sorulara verilen cevaplar verildikten ve sertifika töreninden sonra sona erdi.

 www.aileakademisi.org

img_1658.jpg

Bu site’de yer alan bilgiler kaynak gösterilerek kullanılabilir. 
Eposta: info@aileakademisi.org  
Aile Akademisi© 2011
Tasarım:Baydar Bilişim