Önleyici Aile Eğitiminde 2. Hafta: TV Çocuklarımızı Nasıl Tehdit Ediyor?


66

Aile Akademisi önleyici aile kapsamında 2. seminerini 19/10/2011 tarihinde dernek salonunda Volkan Tekdemir'in ?Çocuklarımızı Tv'nin Zararlarından Nasıl Koruruz?? konulu sunumu ile gerçekleştirdi. Volkan Tekdemir  konuşmasına önleyici aile eğitiminin önemini vurgulayarak başladı. Ailenin bir toplumda birlik ve beraberliği tesis edecek en önemli yapı olduğunu fakat birlik ve beraberliği bozmanın da aileyi bozmaktan geçtiğini belirtti. 

Bu konuyu siyasal olarak belirtmek gerekirse ümmetten milletlere, milletten cemaatlere buradan ailelere bununlada kalmayıp bireylere dönüştüren bir yapıyla karşı karşıya olduğumuzu ve bu sinsi yapının da gerçekten iyi çalıştığını belirtti. Televizyonun aile içine sokulmuş bir trojen virüsü gibi daha sonra gelecek olan hastalık ve virüslerin taşıyıcılığını yaptığını söyledi. Televizyonun çocuklarda diğer kötü alışkanlıklardan daha erken ve daha çabuk tanıştıklarını belirterek, seminerinin ana konseptinin televizyonun eğlence ve pazarlama aracı olarak aileyi şekillendiren bir araç olduğunu söyledi.

Aslında televizyonun internet gibi bilgilendirmek amacı ile çıktığını fakat daha sonra eğlendirmek ve pazarlama amacı olarak kullanıldığının dikkatlerden kaçmaması gerektiğini vurguladı. Programa Amerikadaki bir talk shovcunun televizyonun kendi doğrularını kabul ettiren, kendimizin düşüncelerinin hayal, televizyondan aktarılanların gerçek olduğunu bize aşılayan bir düzmece olduğunu anlatan bir video sunumu ile devam edildi. Seminerin alt başlığının Baş Ucumuzdaki Tehlike olduğunu belirten konuşmacı baş ucumuza kadar sokulan bu tehlikenin farkına varmamız gerektiğini söyledi.

Volkan TEKDEMİR Televizyonun sadece içerik olarak  değil  araçsal olarakta zararlarını olduğunu belirtti. Birçok aileye çocuklarınızı televizyonun zararlarından koruyormusunuz?  diye sorulduğunda CARTOON TV seyrettirmediklerini YUMURCAK TV seyrettirdiklerini söylediğini ancak televizyonun bizatihi kendisinin zararlı olduğunu söyledi.Televizyonun araçsal zararlarını tembelleştirme,dikkati pasifleştirme,tek yönlü iletişim,insan insana iletişimi engellemesi,düşünmeyi engellemesi olarak tanımladı.Televizyonun bir diğer adının TEMBEL KUTUSU olduğunu, çünkü yattığınız yerden kumanda sayesinde istediğiniz programa ulaşıldığı, karnınızın acıkıncada hiç uğraşmadan yanı başınızdaki cips ve kola ile bu işi halledildiği bunun bir başka zararınında obezite olduğunu belirten   VOLKAN TEKDEMİR özellikle İngilterede yapılan bir araştırmada önümüzdeki 20 yılda toplumun yarısından çoğunun obezite tehlikesi ile karşı karşıya olduğunu,dünyanın bir yarısının açlıkla boğuştuğunu diğer yarısınında obezite ile uğraştığnı belirtti. Televizyonun zihni tembelleştirmesi yanında bedeni de tembelleştirdiğini,dikkati pasifleştirdiği çünkü bir klipte 50 defa ekran görüntüsünün değiştiğini, dikkati çekme skalasının böyle yükseltilmesinden sonra daha az hareketli ortamlarda dikkatsizliğin oluştuğu, çizgi filmlerdede durumun böyle olduğu, yüksek harekete alışan çocuğun beyni günlük hayatta bu hareketi bulamayınca kendisinin çok hareketli bir çocuğa döndüğünü belirtti.

Sadece televizyonun konuştuğu ve bizim de sadece dinlediğimizi belirterek,bir bebeği televizyonun karşısına oturttuğumuzda bebeğin onu seyrederken el çırptığı   heyecanlandığını gördümüzü fakat televizyonun hiçbir şey yapmadan durduğunu bebeğin onu kucaklamasını beklediğini bunun için ileride bebekte duygusal körlük oluşturduğunu ifade edici dil becerilerinin zayıflıyacağını,  normalde bir çocuğun 24 aylıkken konuşmalarının anlaşıldığı ancak günümüzde bunun 3-4 yaşa çıktığını çünkü çocukların telaffuzu ağız hareketlerine bakarak öğrendiğini ancak çizgi filmlere bakarak çocuğun bunu yapamadığını belirtti. Bunun için Amerikan psikologlar derneğinin 2 yaş altı çocuklara televizyonun yasaklanmasını önerdiğini söyledi.Televizyon çalışırken herkesin sustuğu sadece onun konuştuğu dolayısı ile aile içi iletişimin düştüğünü, iletişim olsa bile yüzlerine bakmadan konuşulduğu, bunun da bir sorun olduğu Avusturalyalı bir gencin Avusturalya?da insanların konuşurken gözlerinin içine çok az baktıklarını söylediğini,  iletişimin bir boyutununda göz teması olduğunu söyledi. Televizyonun açık olup ta seyrdilmese bile iletişimi azalttığını belirttikten sonra bu konu ile ilgili bir video izletti. Bir yetişkin haber seyrederken öyle bir haber bombardımanı yapılır ve arada magazin haberleri konur ki hangi haberin önemli olduğunu düşünemeyiz kaldıki çocuklar bu konuda daha savunmasız olduğunu söyledi. Televizyonun insanın hayal kurmasını da engellediğini ifade eden konuşmacı örnek olarak Tolstoy?un bir romanındaki sahneyi örnek gösterdi. Sahne on sayfa sürer ve okuyucu o sahneyi kendi hayal gücünü de katarak canlandırır, fakat televizyonda kişinin hayaline bırakmadan hazır bir şekilde verilir.

Televizyonun içeriğinin zararlarını  anlatmaya başladığında televizyonun amacının eğlendirmek ve pazarlama olduğunu hatırlatan VOLKAN TEKDEMİR televizyonun haber verirken de aslında işin aksiyon ve eğlence tarafını verdiğini belirtti. Televizyondaki dizilerin içerik olarak gayri ahlaki olduğunu ailenin bu dizileri çocuklarla beraber izlemesi bu gayrı ahlaki durumun normal hale geldiğini bununda sonraki nesillere ahlaki çöküş olarak yansıdığını ifade etti.

Konuşmasına dizilerdeki ahlakımıza ters gelen, kızının bikini giymesine karşı çıkan baba ile dalga geçme,liseli öğrencilerin alkol içmeleri,aile içi sapkın ilişkileri, yengesine aşık olanları,kızkardeşinin kocasına kaçanlar gibi,sihirle çocuklarının derdini çözenler,eşcinsellik gibi ahlaki bozuklukları, aile ve çocuklara masum gösterildiğini söyledi. Çizgi filmlerdeki içeriğe de dikkat çeken VOLKAN TEKDEMİR, Şhrek ile başlayan bu akımla beraber bir çok filmde ve  çocuk için hazırlanmış programlarda yetişkin içeriğinin aktarılmasının yapıldığını ifade etti.

Birinci bölümün sonunda 3-4 yaşındaki çocuklar için hazırlanmış olan HAPPY TREE FRİENDS  çizgi filminin bir bölümünü gösterdiğinde katılımcıların bile vahşete dayanamadığı gözlendi.İkinci bölüme televizyonlardaki yarışma programlarıyla başlayan VOLKAN TEKDEMİR ?yetenek yarışmalarında genelde dans,köpeklerin hünerleri vb şovlar yapılır fakat hiçbir zaman hızlı kitap okuyan bir insan çıkmaz çünkü kitap okuyan birini çıkarmak insanları kitap okumaya teşvik eder bunun sonucunda düşünen ve eleştiren insan tipi oluşur bu da popüler kültürün sunduklarını beğenmeyen ve boş olduğunu fark eden insan tipinin çıkması demektir" dedi.

Daha sonra talk shov programlarına değinen VOLKAN TEKDEMİR bu programlarda kültürümüzle uyuşmayan,kişileri alaya alma,aşağılama,kusurlarını deşifre etmek gibi konularının çoğunlukla işlendiğinin, bunun da toplumsal yozlaşmaya neden olduğunu vurguladı.Reklamlar konusuna da değinen konuşmacı 40-50 yıl önceki reklamlarda daha çok teknik özellikler belirtilirken günümüzde işin eğlencesi,magazini ve cinselliğinin ön plana alındığını,reklamları daha çok 0-5 yaş gurubu çocukların seyrettiğini bununda çocukları marka bağımlılığı, abur cubur özentisi gibi kötü alışkanlıklara ittiğini belirtti. Volkan TEKDEMİR televizyonlardaki çok hareketli sahnelerin beyni mahvettiğini, çocuğu dikkat dağınıklığına ve hiper aktifliğe ittiğini söyledi.

Konuşmasının son bölümünde Vandalizm den bahseden VOLKAN TEKDEMİR HAPPY TREE FRİENDS  türü çizgi filmler seyreden çocukların yarınının vandalist gençleri olacağını vurguladı.Anadolu psikiyatri dergisinde yayınlanan bir araştırmada türk televiyonlarında üç sahneden birinin şiddet içerdiğini bunun gençleri ve çocukları saldırgan yaptığını belirterek  ?Çocuklarımızı Tv Nin Zararlarından Nasıl Koruruz?? konulu seminerin birinci haftasını bitirdi.

 

Bu site’de yer alan bilgiler kaynak gösterilerek kullanılabilir. 
Eposta: info@aileakademisi.org  
Aile Akademisi© 2011
Tasarım:Baydar Bilişim