Önleyici Aile Eğitiminde 4. Hafta: Olumsuz Arkadaş Etkisi


68 Aile Akademisi ?önleyici aile projesi? kapsamındaki ?Çocukları Arkadaşların Olumsuz Etkisinden Nasıl Koruyabiliriz? konulu semineri dernek salonunda gerçekleştirildi. Konuşmacı FATMA GÜLTEKİN aşağıdaki konulara değindi:

Orta kuşak ve üstü, arkadaşlığın ne olduğunu, ilkokuldan bir arkadaşın ismi anıldığında gözlerin nasıl dolduğunu bilirler. Arkadaşlık ilkelerinin ne olduğunu daha bu yıllarda öğrenilir. Bir şiirde söylendiği gibi; ?Arkadaş sığınılmalı, güvenilmeli, kimse yokken o olmalı, eksik yanlarımızı bize söylemeli ,düştüğümüzde elimizden tutmalı.?

Ne yazık ki çocuklarımız bu değerlere yabancı, bizim görevimiz de çocuklara bu değerleri kazandırabilmek. Maalesef çocuklarımız vurdumduymaz, acımasız, merhametten yoksun, keyfi, haz merkezli bir nesil olarak yetişmekte. Çocuklarımız neden böyle diye düşündüğümüzde önce şöyle bir geriye gitmemiz gerek.

Mesela eski fotoğraflara bakalım. Dedelerimizin, babalarımızın çekildiği, bir de günümüz ailelerinin çekildiği fotoğraflara bakalım. Eskiden kamera karşısında bir ciddiyet, mahremiyet vardı. Eşler birbirleri ile mesafeli durur, edeb takınılırdı. Günümüzde kamera karşısında evlerimizdeki en mahrem hallerimizle duruyoruz.

Eskiden hayat daha yavaştı , mahallemizde teyzeler kapı önlerinde örgü örer,anneler mutfakta işlenirler, biz oyun oynarken yaşlı hacı teyzeler yaptığımız gayrı ahlaki işlerde bize ahlaki öğütler verirdi.

Eskiden insanlar daha duygusaldı, düşenin elinden tutardı, televizyon siyah beyaz ve kısa süreli idi. Günümüzde durum çok daha farklı şekilde gelişmektedir. TV kanalları çoğaldı, çocuklar acımasız ve bencil hale geldi, geçmişte salçalı ekmekle, peynir ekmekle beslenirken şimdilerde ise cips ve kola ile büyümekteyiz. Artık yavaş yavaş kültürümüzün yerine batı kültürü hakim olmakta. Eski aile modellerimize bakacak olursak dedenin, anneannenin,teyzelerin bir arada olduğu, en azından aynı sokakta oturduğu bu geniş aileden çocuğun sevgi yönünden bolca beslendiği, babaların otoriter, annenin merhamet aşıladığı çocukların sokakta oynarken annelerinin evde olduğu, onları beklediğini  bildikleri bir aile yapısı söz konusuydu. Günümüzde ise güvensizlik, annelerin çalışması, anne baba rollerinin birbirine girmesi, çocuğun kötü arkadaşların etkisine girmesi bu kötü gidişatın oluşmasını sağlayan etkenlerdendir.

Arkadaş kelimesinin çok manidar bir etimolojisi var. Eski Türkler savaşta arkalarını bir kayaya dayarlarmış buna da arkataş derlermiş, zamanla güvendikleri kişilere arkadaş demişler. Evet arkadaşın özü budur. Güvenilen kişi, sığınılan kişi? Ne yazık ki çocuklarımız arkadaşlığı haz aldığı sürece devam ettiriyorlar, eğlendikleri sürece arkadaşlar. Neden böyle diye sorarsak yukarıda da belirtildiği gibi kendi kültürümüzü bırakıp batının maddeci ve çıkara bağlı olan ilişki biçimini aldık.

Okulda bir hikaye tamamlama etkinliği yaptırmıştım. ?Hasan diye bir çocuk varmış. Doğduğunda kulakları çok uzunmuş.? Şeklinde hikayenin girişini verdikten sonra hikayeyi çocukların tamamlamasını istedim. Çocukların hepsi Hasan?a estetik ameliyat yaptırıp ona çok şaşaalı bir hayat kurdular. Eskiden olsa, Hasan öyle kabul edilir, acısı paylaşılırdı. Çocukların dizilerden etkilenerek gerçek hayattan kopuk olduklarını fark ediyoruz.

Bir başka nokta da şu. Artık günümüzde çocuklara müdahale edemiyorsuuz. ?Çocuğumuzun sınıf arkadaşını dışarıda gayrı ahlaki bir biçimde gördüğümüzde ne yaparız?? sorusunu sorduğumuzda ebeveynler rahatlıkla müdahale ederim, uyarırım diyemiyorlar. Bu da çocuğun doğruyu bulmasını engelliyor. Batı kültüründe ?çocukların kendini kolayca ifade edebilmeleri, isteklerinin yerine getirilmeleri, ne yaparsa yapsın ayıplanmamalı? gibi kurallar öğretilirdi. Fakat şimdi bu kuralların yanlış olduğu, bu eğitimin çocukları zorba ve asi yaptığı fark edildiği için bu öğretiden eleştiriliyor. Artık babanın otoriter olması gerektiği, çocuğa ciddi yaptırımlar uygulanması gerektiği yazılıp söyleniyor. Maalesef ülkemizde hala, batının terk etmeye çalıştığı sistem uygulanıyor. 

TV ve internetin de çocuklarımızın kişiliğinde büyük etkisi vardır. Ana okulundaki bir öğrenci üzerinde yapılan gözlemde bu öğrencinin tavırları, hal ve hareketleri, arkadaşlarına karşı davranışları diğer arkadaşlarına göre çok kaba ve çirkin olduğu gözlenmiştir. Kendisine neden böyle davranıyorsun diye sorulduğunda Recep İvedik?i örnek aldığını vurgulamıştır. Çocuk, bu kişiliğin gerçek hayatta sevilmediğini, toplumun bu tip kişilikleri dışladığını öğrendiğinde tavırlarının değiştiği gözlemlenmiştir.

Çocuğun arkadaş seçiminde ailenin otoritesinin rolü büyüktür. 12 yaşındaki iki kız çocuğu aralarında konuşurken biri diğerine neden facebook kullanmadığını sorduğunda ötekinin cevabı kesin ve net bir biçimde babasının istemediğini belirtince arkadaşlarının bir daha bu soruyu sormadığı ve bir daha arkadaşları tarafından bu konuda bir baskı yapmadığı görülmüştür.

Bir başka olayda ise; drama dersinde mızmızlanarak ve bağırarak annesinden bir şey isteyen bir çocuk sahnesinde oyunu kesip annesinin ona istediği şeyi almayacağı söylendiğinde çocuğun tepkisi ?mümkün değil annem benim her istediğimi alır? olmuştur. Bu çocuğun ilişkileri gözlemlendiğinde arkadaşlarından bir şey istediğinde bağırarak ve mızmızlanarak istediği ve bu çocuğun kalıcı ve sağlam bir arkadaşlık edinemediği gözlenmiştir. Çocuğun ailesi ile olan ilişki biçimini arkadaşları ile kurmaya çalıştığını ve bu çabanın başarısız olduğu görülmüştür.

Arkadaş mekanları da çocuğumuzun edineceği arkadaşın niteliğini belirler. Mahalle arkadaşlığı yukarıda da belirttiğimiz gibi çocuğun karakterinin gelişmesinde önemli bir faktördür, ne yazık ki değişen değerlerimiz sonrası çocukları güvenlice sokağa bırakmak imkansız hale gelmiştir. Bu da çocuğun düzgün arkadaşlıklar kurmasını engellemektedir.

İnternet arkadaşlığı çok sahte bir arkadaşlıktır çünkü çocuk internette konuştuğu kişiyi tanımamaktadır. Onun cinsiyetini bilmez, yüzünü görmez, gözlerinin içine bakamaz kısacası onun ruh halini anlayamaz. Çocuklarımız ne yazık ki ilkesel olarak bir arkadaşlık kuramamaktadır. Ben merkezli, hazzın ön plana çıktığı bir arkadaşlık, oysa kurulacak arkadaşlıkta ilkelerin ve amaçların benmrekezcilikten ve hazdan önemli olması gerekir. Çocuklarımızın kurduğu arkadaşlıklar kişiliğinde önemli farklılıklara yol açar

Seminer Fatma GÜLTEKİN?in peygamberimizin arkadaşlık ilişkileri üzerine sözleriyle bitti. Konuşmasının sonunda Fatma Gültekin şu konulara değindi:           

Peygamber efendimizin(sav) buyurduğu gibi ?iyi arkadaşla kötü arkadaşın misali, misk taşıyanla körük çeken insanlar gibidir.? Misk sahibi ya sana kokusundan verir ya da sen ondan satın alırsın. Körük çekene gelince ya elbiseni yakar yahut ta sen onun pis kokusunu alırsın. Bir diğer hadiste ise şöyle buyurur Peygamber efendimiz(sav)? kişi arkadaşının dini üzeredir.?        

Çocuğumuzun arkadaşlarına çok dikkat etmeli, onları ve ailelerini tanımalı ve doğru kişilerle arkadaşlık yapmalarını sağlamaya çalışmalıyız.

Bir sonraki hafta ise çözüm yollarına değinileceği ifade edildi.

 

Bu site’de yer alan bilgiler kaynak gösterilerek kullanılabilir. 
Eposta: info@aileakademisi.org  
Aile Akademisi© 2011
Tasarım:Baydar Bilişim