Önleyici Aile Eğitimi'nde 6. Hafta: Televizyon Etkisi


(AİLE AKADEMİSİ/04 Mart 2015)- Aile Akademisi Derneği'nin düzenlemiş olduğu Önleyici Aile Eğitimi'nin 6. haftasının konusu "Televizyon" idi. Sunumu yapan Volkan Tekdemir konuya ilişkin önemli noktalara değindi.

Aşağıda sunumun özetini okuyabilirsiniz:

I) Televizyon Niçin Bir Tehdittir

Televizyon, dünyamıza en eski dönemde giren ve en fazla normalleşen tehdittir. Televizyon ortalama olarak ilk karşılaştığımız tehdit unsurudur. Türkiye?de televizyon günlük aktiviteler arasında %87 ile ilk sırada yer alıyor. TV bağımlılığı için haftalık 24 saat yani günde ortalama 3,5 saat süre verilirken, Türkiye?de 2010 yılında ortalama TV başında geçirilen süre günlük 328 dakika, yani, yaklaşık 5.5 saat olmuştur. Bu süre televizyonun en aktif olarak izlendiği Ocak, Şubat ve Aralık aylarında 6-6.5 saat.

II) Televizyonun Ana Yapısında Dikkat Çeken Unsurlar

Televizyon, kitle iletişim aracı olarak isimlendirilmesine karşın, yaşayabilmesi reklamlara bağlıdır. Reklamların izlenebilmesini sağlayan şey de, izleyicilerin sıkılmadan televizyon karşısında kalabilmesidir. Yani, televizyonun iki temel amacı, tüketim ve eğlencedir. Bu iki unsurun televizyon açısından kaçınılmazlığını anlamadan televizyon tehdidi anlaşılamaz.

Kolay ulaşılabilirlik, kolay kullanım, tercih özgürlüğü gibi nedenlerden dolayı televizyon kitlelerin yönetilebilmesi için, imkanlar sunar. Bu yüzden, televizyon sahipleri ile kapitalist tröstler, küresel ve yerel yöneticiler ve sosyal mühendisler arasında belirgin bir bağlantı bulunur.

III) Televizyonun Araçsal Zararları:

Bu zararları beş maddede özetleyebiliriz. Bunlar, tembelleştirme, dikkati pasifleştirme, tek yönlü iletişim, insan insana iletişimi engellemesi, düşünmeyi engellemesidir.

a)      Tembelleştirme

Yapısı itibariyle televizyon kolay kullanılan bir araçtır. Elimize alınan uzaktan kumanda aletiyle yönetilebilen kullanımı en kolay eğlence aletlerindendir. Bu nedenle televizyon izlerken koltukta uzanabilir ve bir şeyler yiyip içebiliriz. Bu başta tembellik ve obezite gibi pek çok soruna kaynak oluşturur.

b)       Dikkati Pasifleştirme

Televizyon dikkat çekici bir araçtır. Onu izlerken dikkatimizi ona vermemiz gerekmez. Çünkü o zaten dikkatimizi üzerine çeker. Onun bu yapısı, dikkatin sürekli pasif olarak kalmasına neden olur. Dikkatin bu şekilde pasifleşmesi, özellikle kitap okumak ya da ders çalışmak gibi aktif dikkat isteyen konularda zorlanmamıza neden olur.

c)       Tek Yönlü İletişim

Televizyon kendisiyle iletişim kurulamayan bir iletişim aracıdır. Televizyonda ileten hep televizyon, alıcı ise hep izleyicidir. İzleyicinin televizyona bir şey iletmesi mümkün değildir. Bu durum bebeklerde ve çocuklarda konuşma öğreniminde önemli sorunların yaşanmasına neden olur. Alıcı dil becerileri gelişip, çocuk yeni kelime ya da kavramları öğrenmesine rağmen bunları aktarmakta zorluklar yaşar. Konuşmanın gecikmesinde temel bir sorun kaynağıdır.

d)      İnsan İnsana İletişimi Azaltması

Televizyon izlerken, bir başka kişiyle sağlıklı iletişim kurmak mümkün değildir. Çünkü televizyon hem görme hem de işitme duyusuna hitap ettiği için bir başkasıyla iletişime geçmeyi engeller. Aile içi iletişimin zayıflamasına neden olan bu yönü televizyonun diğer tehlikelere de kaynaklık etmesine neden olur.

e)      Düşünmeyi Engellemesi

Televizyon hazır sunduğu imajlar nedeniyle hayal etmeyi, zihinde kurgulamayı zayıflatır. Kitap okurken adım adım oluşturduğumuz imajlar, televizyonla anlık bir görüntü şeklinde karşımıza gelir. Bu zihinde bir imajı ya da bir fikri tasarlayabilme becerimizi zayıflatır. Bununla birlikte televizyonda bilgilerin görüntüyle bize aktarılması gerçeklik hissini arttırır. Bu sanki kendi gözümüzle görmüşüz hissine kapılmamıza ve olaylara birinci elden şahit olmuşuz yanılgısına düşmemize neden olur. Oysa ki, televizyon bize kurgular sunar. Bu kurguların gerçekliği zannı, eleştirel düşünmenin ve sorgulamanın zayıflamasına neden olur.

IV) Televizyon İçeriksel Zararları

Televizyon programlarında bize sunulanlar televizyonun getirdiği diğer bir tehlike boyutudur. Ahlaki bozulmadan, çeşitli bağımlılıklara kadar geniş bir yelpazede etki yaratan televizyon içeriği ailemizi tehdit etmektedir. Televizyonun içeriğine genel olarak baktığımızda karşımıza diziler, çocuk kanalları, yarışma programları, Talk show programları, müzik kanalları, reklamlar, haber programları ve sabah kuşağı programları çıkıyor.

a)      Diziler

Televizyonlardaki prime time reytinglerinin sahibi dizilerdir. Güncel bir araştırmaya göre  Türk insanının günlük en temel aktivitesi %87 oranında televizyon izlemek, bu izleyicinin en çok izlediği ilk program %77 ile haberken ikinci sırada %72 ile diziler geliyor.

Diziler ve dizi karakterleri hayatımızdan bir parça haline geliverirler. (sürekli tekrar mekanizması)

Dizilerin ağırlıklı konusu dedikodu ve magazin kültürüdür. Sevilen karakterler tarafından yapılan davranışlar örnek alınıyor. Anne babanın bu dizileri çocuklarıyla izlemesi doğal bir onay anlamına geliyor.

b)      Çocuk Kanalları

Çizgi film, çocuk tarafından algılanabilecek daha basit hatlara sahip olduğu için çocukların daha fazla ilgisini çeken bir üründür. Bebeksi konuşmalar ve basit diyaloglarla çocuklar tarafından anlaşılması daha kolaydır. Bu yüzden çocuklar çocuk kanallarının başından kalkamaz. Böylece çocuk kanalları çocuklar için daha fazla bağımlılık yaratma riskini taşır.

Çizgi filmlerin kısa süren, bol aksiyonlu sahnelerden oluşması, çocuğun algı eşiğini yükseltir. Bu da aşırı hareketliliğin ana sebeplerindendir. Çizgi filmlerdeki şiddet, müstehcenlik ve iğrençlik sahneleri çocuk zihninde kötü olanın normalleşmesi anlamına gelmektedir.

c)       Yarışma Programları

Popüler Kültürde ekranlarda görünmek ve meşhur olmak en önemli değerlerden biridir. Sıradan insanların popülerleşebilmesinin en kısa yollarından biri ise yarışmalardır. Yarışmacıların sıradan insanlardan seçilmesi hem kurgusallık hissini azaltır, hem de model almayı kolaylaştırır. Sıradan insanların seçilmesi programın tutulmasını kolaylaştırır, kültürel dejenarasyonu hızlandırır.

Türkiye?deki yarışmaların bir çoğu Amerikan televizyonundan ithal bizim kültürel kodlarımıza uygun olmayan programlardır. Bu yarışma programlarında insani değerlerin ve ahlakın hiçe sayılması, maddeci kültürün yüceltilmesi ön plandadır.

d)      Talk Show Programları

Televizyonun bol aksiyona alışmış seyircisini konuşarak eğlendirebilmek kolay değildir. Bu sebeple talk showcular aşırı argo ya da aşırı dalga geçme unsurlarını hiçbir değeri gözetmeksizin kullanırlar. Bununla birlikte konuk davetlerinde talk show programları dikkat çekiciliği önemserler. Bunun içinde cinsellik önemli bir araçtır. Konuk davetlerinde sıradan insanlardan hangilerinin ön plana çıkartıldığı konusunda da dikkat çekicilik ve eğlence ön planda tutulur. Konukların kavga etmesi hatta biraz da rezil edilmeleri ama buna pişkince karşılık verebilmeleri talk showların vazgeçilmez malzemeleridir.

e)      Müzik Kanalları

Müzik klipleri, televizyon ürünleri arasında erinlik ve ergenlik dönemindeki çocukların en çok tercih ettiği ürünler arasında yer alır. Küçük çocuklarda da müzik kliplerine karşı büyük bir ilgi vardır. Bir çok anne yemek saatlerini müzik kliplerinin karşısında geçirmektedir.

Müzik klipleri bir romanda sayfalar boyunca anlatılacak bir hikayeyi bize 3 dakika içinde anlatan bir yapıya sahiptir. Slow pop parçalarında bir klipte ortalama 50-60, hareketli pop parçalarında bir klipte yaklaşık 120-130 kez sahne değişir. Bu hareketli anlatıma alışan bir çocuk hayatı içerisinde sürekli değişiklik ister. Normal dünyanın sunduğu şeylerin onun ilgisini çekmesi pek mümkün değildir.

Klipler, müstehcenlik ve teşhirin yanı sıra, alkol, sigara, uyuşturucu hatta  şiddet ve sadizm içeren görüntüleri ile şiddet bağımlıları üretir.

f)       Reklamlar

Reklamlar televizyonun vazgeçilmezidir. Televizyonun finansörü olması kadar televizyonun amacıdır.

Reklamlar 30 saniyelik bir görüntü içerisinde bir çok şeyin anlatıldığı dramalardır. Ürünle ilgili bilgi vermekten çok muhatapta bir duygu yaratmayı hedefler.

Reklamlardaki görüntü ve aksiyon bombardımanı dikkatle ilgili sorunların ana kaynaklarındandır.

Reklamlarda müstehcenlik ve teşhircilik sorunu da önemli ahlaki sorunlardan birisidir.

Muhafazakar olarak nitelendirilen bir çok kanalda bile reklamlar söz konusu olduğunda seçicilik azalır.

Tüketim alışkanlıklarını belirleyerek marka bağımlılıklarına etki eder. Tüketim merkezli mutlu aile tabloları, tüketim ve israf kültürü, çocuklarda hoşnutsuzluk nedenidir.

g)      Haber Programları

Haber programları televizyonda asıl amacının dışında bir eğlence unsuru olarak kullanılır. Programlar hazırlanırken, ciddi haberlerle magazinel haberler harmanlanarak sunulur. Haberlerde duygusal ajitasyonlar önemsenir. Bunun için de görsel unsurlar bolca kullanılır. Eğlenceli magazinel içerikle ciddi içerik bir arada sunulduğu için neye ne kadar önem vereceğimize ilişkin algılar zayıflatılır.

Haberin çokluğu ve sunumdaki sıklığı herhangi bir haberin derinlemesine ele alınabilmesine, sorgulanabilmesine ve eleştirel bir gözle ele alınabilmesine imkan tanımaz.

Haberlerde görüntülü sunum, gerçeğin tamamının gösterildiği imajını oluşturur. Oysa ki, kamera çektiği açı kadar bir gerçeği yansıtmaktadır.

h)      Sabah Kuşağı Programları

Kadın ve izdivaç programları ev hanımlarını hedef alır. Programların ahlaki ve kültürel seviyesi alt düzeydedir. Yayınlarda toplumsal ve ailesel güveni, bağlılığı ve değerleri zedeleyen bolca reyting toplayıcı hikaye bulunur. Ahlaki ve kültürel düzeyin düşüklüğü talep edilmesinden çok talep yaratılmasını amaçlar.

Ailede kadının gereksiz gerilimler yaşaması, güven, bağlılık, sadakat ve diğer ahlaki değerlerin zayıflaması ailenin dağılmasına neden olmaktadır. Annenin gerilimi ve huzursuzluğu çocuğa da yansımaktadır.

V) Televizyon Tehdidini Önlemenin Yolları

Ailelerin evlerinin içine girmiş olan bir tehdit olan Televizyon karşısında hem kendileri için hem de çocukları için alabilecekleri birçok önlem vardır. Bu önlemler ileride karşılaşabilecekleri diğer tehlikeler için de önleyici bir rol oynamaktadır. Bunlar; televizyon alışkanlığı oluşturmamak, televizyonun görünürlüğünü  azaltmak, televizyonu değil, programları izlemek, televizyon izlenmeyen günler ve saatler oluşturmak, aile içi muhabbeti ve sohbeti arttırmak, kötü içeriğe karşı bilinçlendirmek ve soru sormak ve eleştirel bakış açısı geliştirmek şeklinde ifade edilebilir.

a)      Televizyon Alışkanlığı Oluşturmamak

Gelişim uzmanlarına göre, cenin anne karnında 6 aylıkken dışarıdan gelen sesleri algılayabilmektedir. Dış dünyadan gelen sesler, ceninde bir alışkanlık oluşturmaktadır. Anne karnında dinlenilen müziklere, bebeklerin doğduktan sonra daha farklı tepki verdikleri gözlemlenmiştir. Annelerin hamileyken televizyon izlemek yerine kitap okuması, televizyon sesinin cenin tarafından daha az duyulmasına yol açacaktır. Ayrıca televizyonun evde açık olmadığı saatlerin çokluğu anne ile baba arasında diyalogların sık kurulmasına ve ceninin anne ve baba seslerine daha aşina olmasına neden olacaktır. Bu yüzden bir çocuğu televizyondan uzak tutmanın ilk ve köklü tedbiri cenin anne karnında altı aylıkken televizyonu evden kaldırmak ya da açmamaktır.

0-2 yaş arası çocuklara hiç televizyon izletmemek önerilmektedir. Tek çocuklarda ideal olan çocuk üç yaşını doldurana kadar televizyonu evden kaldırmak ya da çocuğun uyanık olduğu saatlerde hiç açmamaktır. İki ve daha çok kardeşin olduğu ortamlarda küçük kardeşin televizyonla karşılaşmaması için büyük çocukla anlaşma yapılarak küçük kardeşin uyanık olduğu saatlerde televizyon kapalı tutulmalıdır.

Televizyonla ilk tanışmanın mümkünse evin dışında herhangi bir ortamda olması idealdir. Bu uzak tutma döneminde gidilen akraba evleri ya da büyükanne ve büyükbabaların evleri düzenlenmeye çalışılmamalıdır.  Asıl olan kendi evimiz, kendi kurallarımızdır.

3 yaş sonrasında sınırlı süreli bir izlemeye izin verilmelidir. Burada az hareketli çizgi filmler ve kültüre uygunluk tercih kriteri olmalıdır. İstenilen ve yaşa uygun çizgi filmler içinden tercih sunulmalıdır. Bu tanıştırma döneminde haftanın bir ya da birkaç günü ve toplamda 3-4 saati geçmeyecek bir çizgi film izleme süresi belirlenmeli. Bu belirleme çocukla konuşulmalı, üzerinde anlaşma yapılmalıdır. Belirlenen süreler aşılmak istendiğinde anlaşma hatırlatılıp sürenin aşılmasına izin verilmemelidir.

b)      Televizyonun Görünürlüğünü Azaltmak

Evdeki televizyon sayısı çoksa azaltın Evdeki televizyonunuzun teknolojik özelliklerini mümkün olduğu kadar azaltın. Çift Çanak kullanımı, kablolu ya da dijital platform kullanımıyla kanal sayısını arttırmayın. Mümkün olduğunca kanal sayısını düşük tutun. Mümkün olduğunca televizyonunuzun ekran büyüklüğünü azaltın.

c)       Televizyonu Değil Programları İzlemek

Televizyon alışkanlığını bir bağımlılığa dönüştüren en önemli faktörlerden biri yayın akışı mantığıdır. Kanal zenginliği ile yayın akışı mantığı birleştiğinde başından kalkılamaz bir hale gelir. Televizyon değil, içindekiler izlenmelidir. İzlenilen ürün her ne ise izlenildikten sonra televizyonun kapatılması gerekir.

Reklam aralarında yeni televizyon ürünlerinin etkisi altında kalmamak için reklamlarda televizyonun kapatılması önemlidir. Reklemlar yetişkinler için zapping arası okul öncesi çocukları için ise önemli bir eğlence aracıdır. Reklamların bu konseptinin aile içi iletişimi arttırmak için değiştirilmesi gereklidir. Reklam izlemek yerine 4-5 dakika televizyonu kapatıp sohbet edin. Böylece hem reklam merkezli tüketim kültüründen korunur hem de izlenilen programla ilgili eleştirel bir bakış açısı geliştirebilmek için zaman kazanırsınız.

d)      Televizyonsuz Günler ve Saatler Oluşturmak

Çocuğun en önemli rol-modeli ailesidir. Çocuk ailesinin bağımlılıklarından kurtulabildiğini gördükçe televizyonla bağını azaltacaktır. Bunun için ailenin evde televizyon izlemediği günler oluşturması gerekir.

Aile içi iletişimin ve diyalogların artması çocukları ruhsal bir çok sıkıntıdan kurtarırken, çocuğun dünyasını daha yakından tanımamızı, ileride karşılaşacağımız tehlike sinyallerini alabilmemizi sağlar

Televizyonun en çok izlendiği saatler (prime time) ailelerin bir arada olduğu saatlerdir. Aile bireyleri birbirlerini görüp konuşabilecekleri saatleri televizyonla geçirmektedir. Televizyonun prime time?ına karşı ailenin prime time?ını korumak gerekir. Akşam yemekleri esnasında ne olursa olsun televizyonun kapatılması önemlidir.

e)      Aile İçi Muhabbeti ve Sohbeti Arttırmak

Televizyon alışkanlığını önlemenin en etkili yollarından birisi aile içi muhabbet ve sohbetin etkin olmasıdır. Televizyonun evde etkinliği aile içi sohbeti zayıflatır, aile içi sohbetin etkinliği televizyon etkisini zayıflatır. Televizyon izlerken sohbete başladıysanız ya da bunun ihtimali ortaya çıktıysa derhal televizyonu kapatın.

f)       Kötü İçeriğe Karşı Bilinçlendirmek

İlk yaşlarda ailenin belirlediği seçenekler içinden tercih yapılırken, ilerleyen yaşlarda üzerinde anlaşılmış ortak kriterlere uygunluk gözetilmelidir. Çocukla bu kriterlere uygun televizyonda izlenecek şeylerin listesi yapılmalı. Yani televizyon değil televizyondaki ürün izlenmelidir.

Çocuğumuzla birlikte seçtiğimiz program birlikte izlenmeli ya da en azından programın içeriği mutlaka önceden gözden geçirilmelidir.

Program birlikte izlenebilmiş ise, programın içeriğine eleştirel bakış yapmak için sorular sorulmalıdır. Özellikle izleme kriterlerimize uymayan noktalar mutlaka eleştiriye tabi tutulmalıdır.

Çocuğun odasındaki televizyonun kaldırılması da kötü içerikten korunmak noktasında önemli bir yeri vardır. Kötü içeriğin aile tarafından onay görmemesi çok önemlidir. Bu tür kötü içerik hallerinde evdeki büyüklerin hemen müdahalede bulanarak durumun kendileri için de kötü bir sürpriz olduğunu ve durumdan memnun olmadıklarını göstermeleri gerekir.

g)      Soru Sormak ve Eleştirel Bakış Açısı Geliştirmek

Televizyonun en ciddi zararlarından birisi soru sorabilen, eleştirebilen zihni köreltmesidir. Bu etkinin kırılabilmesi için çocukla izlediği programlar, reklamlar, dinlediği haberler hakkında konuşulmalıdır. Zihinsel, ahlaki, sosyal tutarsızlıklar eleştirel bir gözle okunmalıdır.

Eleştirel bakış açısını kazandırabilmek için aile bu konuda rol-model olmalıdır.

www.aileakademisi.org

tvvv.jpg

Bu site’de yer alan bilgiler kaynak gösterilerek kullanılabilir. 
Eposta: info@aileakademisi.org  
Aile Akademisi© 2011
Tasarım:Baydar Bilişim