Önleyici Aile Projesi İnegöl'de Başladı


(AİLE AKADEMİSİ/21 KASIM 2015)- Aile Akademisş Derneği'nin İnegöl'de Bilgi-Der ile ortaklaşa düzenlediği "Önleyici Aile Eğitimi" programını Mücahit Gültekin'in açılış semineriyle başladı. Seminer öncesi, Aile Akademisi Derneği Halkla İlişkiler ve Tantım Komisyonu başkanı Gülsüm Süslü, programla ilgili bilgi verdi.

Mücahit Gültekin açılış seminerinde özetle şunları söyledı:

"Aile günümüzde dağılıyor, çözülüyor. Boşanmalar artıyor. Çocuklarımızın bugünü ve geleceği liberal politikalar tarafından esir alınıyor. Ama bütün bunlardan daha büyük bir sorun var. O da, bu problemlerin kaynağını farkedemiyor oluşumuz; bu problemleri var eden ve pekiştirien kavramları, sistemleri, politikaları destekliyor oluşumuzdur.

Öncelikle şunu bilmemiz gerekir ki, semptomlar sorunun kendisi değildir. Sorunun yansımasıdır. Biz semptomları sorun zannediyoruz. Bugün sorun olarak gördüğümüz; alkol ve madde bağımlılığı, fuhuş, internet bağımlılığı, pedofili, LGBT hareketler, marka bağımlılığı, obezite vs. bunların hiç biri sorun değildir, semptomdur. Sorun neo-liberal kapitalist politikalardır. Kendini demokrasi diyerek dayatan bu politikalara "hayır" demedikçe bu sorunlar devam edecektir.

Örneğin, bazı kardeşler, arkadaşlar bana gelip, "uyuşturucuyla mücadele derneği kurduk. Mücadelemize destek verebilir misin?" diyor. Ben de onlara diyorum ki, Eğer bu konuda ciddiysek, öncelikle uyuşturucuya götüren yollarla mücadele etmeliyiz. Bugün Türkiye'de uyuşturucu yasak, ama uyuşturucuya götüren bütün yollar serbest, diyorum. Bu ülkede faiz legal, zina legal, alkol legal, fuhuş legal... Bunların hiç birine hayır diyemiyoruz. Çünkü Avrupa Birliği değerleri, İslam'ın kerih ve haram gördüğü bütün yasakları "insan hakları", "demokrasi", "özgürlük" gibi kavramlar altında dayatıyor. Biz ise bir taraftan AB'ye girmek istiyoruz, AB'yle müzakerelerin başlamasını havai fişeklerle kutluyoruz, AB uyum yasaları hazırlıyoruz, AB'nin önümüze koyduğu uluslar arası sözleşmelere imza atıyoruz; bir taraftan da bunların var ettiği sorunlardan şikayetçi oluyoruz. Bundan daha tuhaf, tutarsız bir durum düşünülebilir mi?

Mesela, geçtiğimiz yıl bir STK'mız bana telefon edip, LGBT'leri savunan bir film vizyona giriyormuş, bu filme tepki gösterelim, dedi. Ben de ona şunu söyledim. "Tamam tepki gösterelim. Ama neye tepki göstereceğiz? Filme mi, yönetmene mi, senariste mi, filmi oynatan sinemaya mı? Kime? Yoksa bu filmin Türkiye'de gösterilmesine onay veren yasal mevzuata mı? Türkiye 2011 yılında İstanbul Sözleşmesi'ni hiç bir maddesine çekince koymadan imzaladı. Bu sözleşme, LGBT'lere tepki göstermeyi, şiddet ve cinsel ayrımcılık olarak kodluyor. Şimdi, biz bu tepkiyi gösterdiğimizde karşı taraf gelip, neye tepki gösteriyorsunuz? Biz bu hükümet zamanında imzalanan şu sözleşmeye dayanarak legal hakkımızı kullanıyoruz. siz ise bu sözleşmeye göre suç işliyorsunuz, derse onlara ne diyeceğiz?

Bugün bizler, sorun olarak gördüğümüz semptomları var eden kültürle, dille, kavramsal ve hukuki sistemlerle mücadele etmiyoruz, bunlara karşı en küçük bir eleştiri getirmiyoruz ama bunların ürettiği ahlaksızlıktan, edebsizlikten şikayet ediyoruz. Asıl sorun budur.

Aynı şey aile için de söz konusudur. Ailenin çözülmesinden şikayet ediyoruz. Boşanmaların artmasından şikayet ediyoruz. Ama Aile Bakanlığı'nı teslim alan feminist politikaları ses çıkarmıyoruz. Toplumsal cinsiyet eşitliği politikalarının uygulanmasına yönelik en küçük bir eleştirel cümle kurmuyoruz. Hatta toplumsal cinsiyet eşitliği politikasının ne anlama geldiğini de bilmiyoruz.

Eğer ailemizi korumak istiyorsak, çocuklarımızı korumak istiyorsak, Türkiye'ye "özgürlük" "insan hakları" "kadın hakları" "eşitlik" gibi kulağa hoş gelen kavramlar aracılığıyla dayatılan politikaların ne olduğunu, ne anlama geldiğini incelemeliyiz, araştırmalıyız. Çünkü bataklık burasıdır. Bu bataklıkla mücadele etmeliyiz."

ww.aileakademisi.org.

20151121_142034.jpg

Bu site’de yer alan bilgiler kaynak gösterilerek kullanılabilir. 
Eposta: info@aileakademisi.org  
Aile Akademisi© 2011
Tasarım:Baydar Bilişim