Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı'nda Toplantı


(AİLE AKADEMİSİ/22 MAYIS 2015)- Aile Akademisi Derneği Başkanı Mücahit Gültekin, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı'nın daveti üzerine, Ankara'da yapılan "Kadına Yönelik Aile İçi Şiddet İleri Analiz Toplantısı"na katıldı. Toplantıya Türkiye'nin farklı üniversitelerinde görev yapan akademisyenlerin yanısıra ASBP'de görev yapan uzmanlar da yer aldı. ASBP Kadının Statüsü Genel Müdürü Gülser Ustaoğlu'nun  yönettiği toplantı Bakanlık binasında 14.30'da başladı.

2014 yılında gerçekleştirilen "Türkiye'de Kadına Yönelik Aile içi Şiddet" araştırmasından ortaya çıkan sonuçları Sosyal Statü Daire Başkanı Sevim Can aktarmasından sonra, ileri analiz çalışmaları için akademisyenlere söz verildi.

Bu bağlamda söz alan Mücahit Gültekin, araştırmanın arkasında yatan felsefenin ve yaslandığı kavramsal temelin sorgulanması gerektiğini söyledi. Bu tür çalışmaların hep benzer sonuçlar verdiğini çünkü aynı kavramsal sistemin kullanıldığını belirten Mücahit Gültekin, özellikle şiddetin tanımına ilişkin önemli sorunlar olduğunu söyledi. Şiddetin tanımının alabildiğine geniş yapıldığını söyleyen Gültekin, "şiddet çemberi o kadar geniş çiziliyor ki, bu çemberin dışında kalabilen var mı acaba?" diye sordu. Bu tanımlamanın doğal davranışı bile kriminalize ettiğini söyleyen Gültekin, bizzat bu durumun şiddeti tetikleyen bir işleve dönüştüğünü söyledi. 30 yıllık bir evlilikte eşlerden birinin bir kez eşine yan bakmasının, o aileyi şiddetle etiketlemek için yeterli görüldüğünü söyleyen Gültekin, şiddetin şu andaki tanımının insan ilişkilerinin doğasına aykırı olduğunu söyledi.

Öncelikle bu kavramsal sorunların ele alınması gerektiğinin altını çizen Mücahit Gültekin kadına şiddet sorununun "Ataerkil kültür" söylemine hapsedildiğini, halbuki toplumsal cinsiyet eşitliğinin en iyi uygulandığı ülkelerde kadınların dramatik boyutlarda şiddet görmeye devam ettiğini belirtti.  

Araştırmada kullanılan soru kağıdına da eleştiri getiren Gültekin, soruların Avrupa ve Amerika'nın toplumsal cinsiyet algısına göre düzenlendiğini, başka bir kültürün algısına göre düzenlenmiş soru kağıdıyla Anadolu'daki sorunların dinamiklerinin anlaşılamayacağını belirtti. Ayrıca sorukağıdında araştırmanın en önemli bilgisinin elde edildiği soruda bir yönlendirme olduğunu ifade etti. 

Aile arabuluculuğu konusunun da gündeme alınması gerektiğini söyleyen Gültekin; "Adalet Bakanlığı'nda Arabuluculuk Daire Başkanlığı var. Ancak ilginçtir ki, aile içi şiddet ve boşanma konuları arabuluculuk kapsamı dışında tutuluyor. Boşanma sonrası mal paylaşımı arabuluculuğa dahil ediliyor ama boşanma öncesi süreçte arabuluculuk yapılması yasaklanıyor. Bu önemli bir sorundur. Aile Arabuluculuğu gündeme alınmalı" dedi.

Gültekin toplantıda ayrıca şu önerileri sundu:

Araştırma Sonuçlarına Yönelik Öneriler

1. Şiddet, kadına yönelik şiddet, aile içi şiddet gibi kavramlar belirsizlikler taşımakta ve normal/sıradan davranışı bile kriminal davranış haline getirmektedir. Şiddetin dozajı, şiddetin sıklığı, şiddetin amacı, şiddetin türü ve şiddetin sebeplerini dikkate almadan "şiddetin olabildiğince geniş" tanımını içine giren her davranışın, toptancı bir şekilde adlileştirilmesi adil bir yaklaşım değildir. Bu kavramların yeniden tanımlanması gerekmektedir.

3. Kadına yönelik şiddeti şiddetin diğer biçimlerinden ve şiddetin diğer mağdurlarından kopararak sunmaktan vazgeçilmelidir. Kadına şiddetin, "şiddet" olgusundan koparılarak anlaşılması mümkün görünmemektedir.

4. Kadına yönelik şiddeti "cinsiyet temelli" açıklamaktan vazgeçilmelidir. Bu erkek-kadın arasındaki husumeti arttırarak şiddetin artmasına doğrudan katkıda bulunmaktadır. Bu dilin bırakılması bile kadına şiddetin azalmasında kayda değer bir rol oynayabilir.

5.Şiddetin ve kadına yönelik şiddetin alkol, kumar ve ekonomik zorluklar gibi önemli risk faktörlerine dönük önleyici çalışmalar yapılmalıdır. Araştırmamızda da aktarıldığı gibi, literatürde buna ilişkin çok sayıda kanıt varken, ülkemizde sözü edilen risk faktörlerinin şiddet ve kadına yönelik şiddet bağlamında ele alınmaması önemli bir eksikliktir.

6. Ülkemizde şiddet ile ilgili var olan tablonun daha net okunmasını sağlamak için; önkabullere dayanmayan, geçerli ve güvenilir ölçme araçlarının kullanıldığı ve bulguları objektif bir şekilde yorumlayan araştırmaların yapılması gerekmektedir.

7. Şiddetle mücadelede etmek üzere hazırlanan resmi belgelerin; şiddetin tanımı, risk faktörleri, koruyucu faktörler başta olmak üzere, araştırmamızda vurgulananeleştiriler göz önüne alınarak yeniden yapılandırılması gerekmektedir.

  1. Kadına yönelik şiddetin" aile kurumunu sorgulamak için araçsallaştırılmasına izin verilmemelidir. Ailenin zarar görmesi kadın-erkek-çocuk herkesin zarar görmesi anlamına gelecektir.

İleri Çalışmalar İçin Öneriler

  1. Kadına yönelik mücadelede "kadın-erkek çatışması" üzerine kurulan dilden vazgeçilmeli; Kadının ve erkeğin birbirini tamamlayıcı ve ailenin bütünlüğünü koruyucu bir yaklaşım öne çıkarılmalıdır.
  2. Kadın ve erkek arasında eşitliğe değil, adalete vurgu yapılmalıdır. Cinsiyetlerinden gelen farklılıklar yok sayılmamalı, kadın ve erkeğin farklılıklarıyla birbirilerini tamamladıkları vurgulanmalıdır. Kadını erkeğe, erkeği kadına benzetme çabaları insan doğasıyla savaşmak anlamına gelmektedir.
  3. Şiddetin asıl sebepleri üzerinde durulmalıdır. Şiddetin asıl kaynağı olarak hazcı, tahammülsüz, bireyci ve menfaatçi seküler kapitalist kültürle mücadele edilmelidir. Bunun da en etkili yolu; muhabbet, merhamet, adalet, fedakarlık, cömertlik, sabır, affedicilik, gibi İslami değer ve kavramlara yaslanmaktan geçmektedir.
  4. Kadına şiddetin çözüm yolu, erkeğe adli/polisiye şiddet uygulamak ve yasal tehdit altında tutmak değildir. Şiddete dayanan bu yöntem doğal olarak şiddeti önlemeyecek, şiddeti arttıracaktır. Şiddet bir semptomdur; semptoma odaklanmak sorunu çözmeyecektir. Önemli olan semptomun altında yatan sorunların tespit edilip çözülmesidir.

 www.aileakademisi.org

 

Yorumlar

Yeni yorum gönder

Bu alanın içeriği gizlenecek, genel görünümde yer almayacaktır.

Bu site’de yer alan bilgiler kaynak gösterilerek kullanılabilir. 
Eposta: info@aileakademisi.org  
Aile Akademisi© 2011
Tasarım:Baydar Bilişim