AİLESİZ TOPLUM PROJESİNE KARŞI ÇIKMALIYIZ


6284_sayili_kanun_kadinlar_12aralik2017.jpg

Yaşadığı ülkenin sorunlarına duyarlı insanların sosyal medyada hesaplarından yaptıkları paylaşımlar karşılık buluyor. Sosyal medyada bir araya gelen bir grup müslüman tarafından, “Aile” kurumu üzerine uygulanan bazı politikalardan duyulan endişe dile getirildi. 24 Haziran seçimlerinde aday olanlara hitaben yazılan bildiride 3 talepte bulunuldu."Ailesiz Toplum" projesine dikkat çekilen bildiride, cumhurbaşkanı ve milletvekili adaylarına çağrı yapıldı ve metin imzaya açıldı. Metne bir kaç saat içinde pek çok vatandaşımızın imza verdiği görüldü. Çağrı metnini aynen yayınlıyoruz:

***

"Cumhurbaşkanlığı ve Milletvekilliği Adaylarına ve Diğer Yetkililere:

Biz diyoruz ki:
Mevcut “aile politikaları”neticesinde dağıtılmakta olan “aile” kurumu ve kurulmakta olan “ailesiz toplum” konusundaki endişelere kulak verilmelidir. Modernitenin, tüm diğer düşünce biçimlerini ezdiği bu devirde; “Aile” kurumuna karşı bütün dünya çapında savaş açılmıştır.

Bütün dünya çerçevesinde uygulanan politikalarla İzlanda, Norveç, Danimarka, Finlandiya, Bulgaristan, Şili, Fransa, Estonya gibi ülkelerde ailesiz dünyaya gelen çocuk oranları %50’leri aşıp %70’lere dayanmıştır. Türkiye’de bu oran halen %3’lerde olmasına rağmen son dönem ortaya konulan kanun, yönetmelik ve politikalarla ailesiz toplumun alt yapısının hazırlanmakta olduğuna şahitlik ediyoruz. Aile kurumu neredeyse tamamen çökmüş olan ülkelerin bile imzalamaya cesaret edemediği ancak Türkiye’nin büyük bir cesaretle(!) 2011’de ilk imzalayan ülke olduğu ve bu nedenle “İstanbul Sözleşmesi” diye adlandırılan sözleşmenin ve onun uygulama/kontrol birimi olan GREVİO’nun ellerine bırakılmış bir aile politikası ile Türkiye’de de oran çok geçmeden bu rakamlara çıkacaktır.

İstanbul Sözleşmesi eksenli aile politikaları değiştirilmediği takdirde toplumun temeli ve yapıtaşı olan “aile” kurumu kaybedilecektir. Vicdan sahibi Batılı aydınların bile itiraf ettiği, “ailesiz toplumda sağlıklı çocuk yetiştirme “ hususunda bir çözüm teklifinin olmadığının ve çökertilmiş ailenin hiç bir toplumda tekrar ayağa kaldırılamadığının bilinmesine rağmen bu yolda devam etmenin intihar olduğunu düşünüyoruz.

Din, ahlak, aile, baba, namus, şeref, gelenek, örf gibi tüm “değer” tanımlarını yok edip “haz” ilkesini tek değer kabul eden; bütün erkekleri potansiyel “psikopat, manyak, cinsel sapık”, bütün kadınları “sağlıklı ve dengeli” tanımlayan; babanın anneye sert bakışını “şiddet” görüp, annenin babayı dilediği an, hiç bir kanıt, delil göstermeden aylarca evden atabilmesini normal sayan; 18 yaş altı insanlara evlenmenin yasaklandığı ancak gayrı meşru ilişkinin (zinanın) “sıfır” yaşa kadar serbest bırakıldığı ve böylece “pedofilinin” kanuni zemininin hazırlandığı; evlenip boşanan erkeklerin ömür boyu nafaka ile cezalandırıldığı, evlenmeden onlarca sevgili(!) ile yaşamanın hoş görüldüğü; transeksüel/gay/lezbiyen/biseksüel gibi sapkın ilişki tarzlarının “normal” kabul edilip, korumaya alındığı, 18 yaş altı kızla evlenen erkeğin “çocuk tecavüzcüsü, sapık” kabul edildiği; “0” (sıfır) yaşına kadar “seks” yapan kızların “kadın”, “18” yaşında evlenen kızların “çocuk” olarak tanımlandığı; “gavur”luğun maharet sayılıp erdemli hayatın, Müslüman düşüncenin ilkellik olarak kabul edildiği bir toplumsal dizayn projesi bu.

Toplumu “tek tip bir konserve” gibi kurgulayan, komünist dönem kolhoz uygulamasını bir devlet projesi olarak bütün topluma yayan, modern zamanlar faşizminin eldiven giymiş hali ile karşı karşıyayız. Devlet dayatması ile din, ahlak, namus, şeref, gelenek, örf, töre gibi değer üreten tüm kaynakların yok edildiği ve yerine “Tanrısını, dinini, erdemlerini, geleneğini, insaniyet ve ailesini” kaybetmiş “hazdan ve menfaatten” müteşekkil bir toplumun “Tek Tipçiliğinin”, allanıp pullanarak “kadın özgürlüğü, cinsiyet eşitliği” numarası ile topluma yedirildiği bir toplum mühendisliği çalışması bu.

Ne yazık ki bu topraklarda, sayıları bir kaç bini bulmayan LGBT’cilerin, feministlerin ve onların arkalarındaki Batı sömürgeciliğinin etkinliği; 1200 senelik tarihi olan 81 milyonluk Müslüman toplumumuzdan çok daha fazla.

Türkiye, İstanbul Sözleşmesi ve 6284’nolu yasa ile uygulamaya başladığı aileyi "tehlikeli ortam" gören, “cinsiyetçi” ve “sapkın ilişki” modellerini meşrulaştıran, hatta “özendiren” aile ve toplum politikalarını terk etmelidir. Bu politika, İslam’ın “birbirini tamamlayan, zevc” tanımının yerine, Cinsiyet Eşitliği adı altında kadını ve erkeği birbirine “rakip” tanımlayarak bir arada bulunabilmelerini imkansız hale getirmektedir. Bu politikalar ile “birey” ihtiyaç duyduğu aile sığınağından/yuvadan mahrum edilmekte, çocuklar haz piyasasının “sıradan” bir enstrümanına dönüştürülmektedir. Ne yazık ki, Bu duruma ilk itiraz, kendini "muhafazakâr-dindar" olarak tanımlayan siyasilerden gelmesi gerekirken, aynı çevreler bu durumu görmemezliğe, bilmemezliğe gelmeyi tercih etmektedirler.

Toplumsal araştırmalar, aile kurumunun çözüldüğü ülkelerde özelde kadının, genelde tüm toplumun kendini yapayalnız hissettiğine, psikolojik problemlerin, evsizliğin, uyuşturucunun, alkolizmin, fuhşun, insan ticareti vs’nin katlanarak arttığına işaret etmesine rağmen; devleti yönetenlerin bu yolda devam etmelerinin mantıklı bir açıklaması olabilir mi?

Bu bildiriye imza atanlar olarak;
1. İstanbul Sözleşmesi'nin fesh edilmesini,
2. Toplumsal cinsiyet eşitliği politikalarının yerine; kadının kadın, erkeğin erkek, çocuğun çocuk olduğu, İslam'ın asil, şerefli ve namuslu insanın özendirildiği, adalet temelli politikaların uygulanmasını,
3. 6284 No’lu kanunun iptalini’ talep ediyoruz.

İmzalayanlar (Harf Sırasına göre)

Abdullah Şengün
Adem Çevik
Ahmet Hakan Çakıcı
Ahmet Neoldum
Akın Tekdal
Alaattin Aslan
Asım Kutlu
AYdın Dingil
Ayşe Ba
Aziz Göktepe
Bilal Kuru
Coşkun Ertaş
Ekrem Altınlı
Erdal Çelik
Erhan Coşgun
Erhan Şahin
Faruk Yeşil
Fatih Bütün
Gülşen Gören
Hasan Eryiğit
Hasan Hüseyin Dinç
Hüseyin Alan
Hüseyin Baykal
Hüseyin Yüksel
İbrahim Yıldız
İsmet Yıldız
Kamuran Budak
Levent Çavuş
Mehmet Altuntaş
Mehmet Ali Dinç
Mehmet Demir
Mehmet Özkan
Mehmet Ragıp Karcı
Mehmet Sancaktar
Mehmet Söylemez
Prof. Dr. Memduh Gezici
Mesut Yaman
Murat Kurtuldu
Mustafa Atav
Mustafa Yıldız
Mustafa Zorlu
Mücahit Gültekin
M.Turan Çalışkan
Ömer Ekinci Micingirt
Özgür Yılmaz
Samet Çakır
Sebahattin Akgül
Selim Demir
Sezgin Polat
Tülay Alış
Yasin Emrak
Zafer Aslanöz
Zafer Gedik
Zafer Gürler
Zühtü Akar
Zülküf Arslan

Yorumlar

Yeni yorum gönder

Bu alanın içeriği gizlenecek, genel görünümde yer almayacaktır.

Bu site’de yer alan bilgiler kaynak gösterilerek kullanılabilir. 
Eposta: info@aileakademisi.org  
Aile Akademisi© 2011
Tasarım:Baydar Bilişim