Annenin Depresyonu Anne-Bebek İlişkilerini Etkiliyor


Hamilelik döneminde veya geçmişlerinde depresyon bulunan kadınların anne-bebek iletişiminin kaliteleri oldukça azalıyor.

 

Ulusal Sağlık Araştırma Enstitüsü (NIHR) tarafından finanse edilen bir çalışmada Maudsley Biyomedikal Araştırma Merkezi (BRC) araştırmacıları depresyonun, hamilelikten önce veya sonra, anne-bebek ilişkisini etkileyip etkilemediğini araştırdılar. Araştırma bugün BJPsych Open’da yayınlandı (25 Mayıs Salı).

Araştırmacılar sekiz hafta veya 12 aylık bebeklere sahip sağlıklı kadınlar, hamilelikte klinik olarak önemli depresyon geçirmiş kadınlar ve geçmişte depresyon yaşamış ancak hamilelik döneminde sağlıklı kalmış kadınlar olmak üzere üç grupla anne-bebek ilişkisinin kalitesini incelediler.

Çalışma; ne geçmiş ne güncel herhangi bir depresyonu bulunmayan 51 sağlıklı anne, Güney Londra ve Maudsley NHS Kuruluşu Trust Perinatal Psikiyatri Servisi tarafından depresyon tanısı konmuş 52 anne ve 28 güncel teşhis bulunmamakla birlikte geçmişte depresyonla yüzleşmiş ‘yalnızca geçmişte deneyimlemiş’ anne olmak üzere 131 kadını örneklem olarak kullandı.

İllişkinin Kalitesi

Sekiz hafta ve on iki aylık süreçlerin ikisinde de depresyon ve geçmiş deneyim gruplarındaki anne ve bebeklerde ilişkideki kalitenin düştüğü gözlemlendi. Özellikle sekiz haftalıklarda, sağlıklı grubun %37’lik oranına nazaran hamilelikte depresyon geçirmiş annelerin %62’si ve yalnızca geçmişlerinde depresyon yaşamış annelerin %56’sı ilişki kalitesinde, terapatik müdahalenin önerildiği, en düşük kategoriye girdiler. Araştırmacıların hakkında tüm anne ve bebeklerin zamanla birbirlerine daha çok uyum sağlayabileceğine işaret ettiğini söylediği gibi tüm anne ve bebek grupları 8 hafta ve 12 ay arasında ilişki kalitelerinde bir gelişim gösterdiler.

Altı günlük dönemde, depresyondaki annelerin ve geçmişte depresyon yaşamış grubun yeni doğmuş bebeklerinin- annenin sosyo-ekonomik zorluklarıyla da beraber- doğum sonrası depresyonda bir azalma olmamakla, etkileşimin kalitesinin azalmasının öngörücüsü olan sosyal etkileşimli davranışları azalmıştı.

London King’s College’de, Psikoloji & Nöroloji, Psikiyatri Enstitüsünde Araştırma Görevlisi ve baş yazar olan Dr Rebecca Bind, “Bulgularımız doğum sonrası dönem zihinsel sağlık yetkililerinin yalnızca hamilelikte depresyon yaşayan kadınlara değil, etkileşim zorluklarıyla karşılaşma riskinde olabilecek, depresyon geçmişi olan kadınlara da destek sunmaları gerektiği yönünde. Gelecekteki araştırmalar sağlıklı bir doğum sonrası sürece rağmen depresyon geçmişinin ilişki gelişimine nasıl etki ettiğini anlamaya çalışmalı.” diyor.

London King’s College’de Psikoloji & Nöroloji, Psikiyatri Enstitüsü’nde Biyolojik Psikiyatri Profesörü ve Güney Londra ve Maudsley NHS Kuruluşu’nda Danışman Doğum Sonrası Psikiyatrist olan kıdemli yazar Carmine Pariante:

“Sağlık hizmeti çalışanlarının iletişim zorlukları yaşama riski taşıyan hamile kadınlara- hepsi ebeveynliğe, doğum derslerine ve sağlık ziyaretlerine dahil edilebilecek- pozitif bakıcılık örnekleriyle ve çocuklarıyla iletişime geçme, onları anlama yollarıyla destek sağlamalarını öneriyoruz. Bunun yanında bir klinisyen ve annenin bebeği rahatlatmak ve bebekle iletişime geçmek için hangi davranışların en ideal olduğunu tartıştıkları bir video desteği gibi ve sanat, şarkı söyleme grupları gibisinden yapısal anne-bebek aktiviteleri gibi anne-bebek iletişimine yardımı dokunacak müdahalelerin çok daha yaygın olarak kullanılabilir hale getirilmesini öneriyoruz. Bu özellikle çok önemli çünkü ilk yılların gelecekteki zihinsel sağlık ve refah için çok önemli olduğunu biliyoruz.”

Anneler ve bebekler arasındaki ilişki, değerlendirmede ikili senkronizasyonu- ilişkinin kalitesini bir bütün olarak tanımlayan bir terim- kullanan Crittended Çocuk-Yetişkin İlişkisi Deneysel-İndeks’i kullanılarak değerlendirildi. Araştırmacılar sekiz haftalık ve on iki aylıklarla çekilmiş üç dakikalık iletişim videolarını analiz ettiler. Anneler bebekleriyle oynarken araştırmacılar yüz ifadeleri, ses ifadeleri, tutum ve vücut teması, duygusal ilgi ve uyarılma, konuşma sırası olasılıkları, kontrol ve aktiflik tercihleri olmak üzere yedi davranış başlığını temel alarak ilişkileri puanlandırdı. Araştırmacılar PRAM-D çalışmasında yer alan her kadına ve bebeklerine; alım yapan, verileri toplayan, analiz eden çalışma ekibine minnettar.

 

Çev: Aile Akademisi 

 

Orijinal Makale: https://www.sciencedaily.com/releases/2021/05/210525084315.htm

Yorumlar

Yeni yorum gönder

Bu alanın içeriği gizlenecek, genel görünümde yer almayacaktır.

Bu site’de yer alan bilgiler kaynak gösterilerek kullanılabilir. 
Eposta: info@aileakademisi.org  
Aile Akademisi© 2011
Tasarım:Baydar Bilişim