İslam'da Gençlik Seminerleri( Gençlik Önderlerinin İzinde) Başladı.


18492638_656142784665488_114061069_n_270x203.jpg

Aile Akademisi’nin bu yıl 3.sünü düzenlediği İslam’da Gençlik Projesi çerçevesinde her dönemde farklı bir ana başlık altında dört seminerden oluşan bir eğitim programı sunuluyor. Bu dönem İslam’da Gençlik Projesi’nin ana başlığı Öncü Şahsiyetler. Bu başlık altında dört öncü şahsiyetin hayatı, kişiliği ve verdiği eserleriyle gençlere sağladığı örneklik ele alınacak. Aile Akademisi’nin, dört farklı İslam coğrafyasından belirlediği dört farklı ismin ortak noktası ise İslam dünyasının gençlerine hem hayattayken verdikleri mücadelelerle hem de geride bıraktıkları eserlerle örnek olmaları. Bu isimler Bosna’dan Aliya İzzetbegoviç, İran’dan Ali Şeriati, Pakistan’dan Mevdudi ve Mısır’dan Seyyid Kutub idi.

İlk eğitim semineri, Volkan Tekdemir tarafından verildi. Volkan Tekdemir, Aliya İzzetbegoviç’in düşünceleri ve kişiliğiyle gençlere olan örnekliğini Aliya İzzetbegoviç’in Türkçe’ye kazandırılan yedi kitabında kendi yazdıklarını esas alarak sunmaya çalıştı. Seminerden akılda kalan başlıklar şöyleydi:

“Aliya’nın bize bıraktığı mirasını iki ana noktada toplayabiliriz. Bunlardan biri onun düşünceleri iken diğeri de onun hayatı ve kişiliğidir. Biz onun düşüncelerine yönelik verileri yazdığı dört eserinde görebiliyoruz. Bunlar, İslam Deklarasyonu, İslami Yeniden Doğuşun Sorunları, Doğu Batı Arasında İslam ve Özgürlüğe Kaçış isimli eserleridir. Onun hayatı ve örnek kişiliğine dair verileri ise diğer üç kitabı olan, Köle Olmayacağız, Konuşmalar ve Tarihe Tanıklığım kitaplarında bulabilmekteyiz.

Aliya’nın düşünsel mirasının belki de en belirgin ana maddesi, doğu batı arasında mutedil bir yol olarak tasvir ettiği İslam anlayışı idi. O, batıda doğmuş ve doğulu gibi hissetmiş biri olarak doğunun ve batının düşünsel mirasını iyi okumuş bir aydındı. Doğuyu ve Batıyı iki farklı aşırılık olarak görüp, İslamı bu aşırılıkların ortasında mutedil bir konumda görmekteydi. İslam ne Yahudilik gibi sadece dünyaya eğilmiş ve ahireti unutmuş, ne de Hristiyanlık gibi dünyadan el etek çekip sadece ahirete yönelmiştir.

Aliya, İslamı bu şekilde mutedil bir kurtuluş yolu olarak tarif ettikten sonra Müslümanların neden bu halde oldukları sorusuna döner. Ona göre, Müslümanların bugünkü hallerinin sebebi, gerçek İslami bir anlayışa sahip olamamalarından kaynaklanır. O, İslam dünyasında dini Muhafazakarların temsil ettiğini ve onların çağın sorunlarından uzak bir İslam anlayışını savunduklarına değinir. Muhafazakarlar, yerlidirler ancak çağdışıdırlar. Bunun karşısında 19. Yüzyıldan itibaren batıda eğitim görmüş bir zümrenin Müslümanların sorunlarına çare bulmaya çalıştığını ifade eder ki, bu zümreye Modernistler adını verir. Modernistler, dinin temsilcisi olarak muhafazakarları gördükleri için dini muhafazakarlara bakarak eleştirmişler, İslamı ilerlemenin önünde bir engel olarak görmüşler, bu yüzden kurtuluş reçetelerinde İslama yer vermemişlerdir. Modernistler de çağdaştır ancak yerli değildir. Aliya, İslam dünyasının kurtuluş reçetesinin yerli ve çağdaş olan yenilikçilerde olacağını ifade etmektedir. Ona göre kurtuluş, İslamın Müslümanlar tarafından çağın sorunlarına yeniden çözüm üretecek şekilde anlaşılması ile mümkün olabilecektir. Bunun için de Müslümanların içtihad yapabilecek fakihler yetiştirmesi gerekmektedir.

İslam’ın bireysel, toplumsal ve siyasal yapıda değişimler yaratarak toplumu şekillendirdiğini ifade etmiştir. Bireysel olarak bu kurtuluş ahlakın yeniden şekillendirilmesi şeklindeyken, siyasal olarak Müslümanların kurtuluşu İslam Birliğinden geçmektedir. Aliya, İslam Birliği’nin gerçekleşmesinin önündeki en büyük engelin de yabancı kökenli milliyetçilik olduğunu ifade eder. Aliya, İslamın milletleri yok saymadığını ve hac ibadetinin, aynı kıbleye yönelerek kılınan namazın, Müslümanlarını bağımsız bir millet olarak farklı vatanlarda olmalarına karşın birlikte olabileceklerine örnek teşkil ettiğini vurgulamaktadır.

Aliya’nın mücadele adamı olarak yaşamıyla bize sunduğu örnekliğin en önemli noktasının yaşam boyu istikrar olduğunu görebiliriz. Aliya, yaşamın her türlü koşulunda İslamı savunmaktan ve yaşamaktan vazgeçmemiştir. Bununla birlikte mütevaziliği, eleştiriye açıklığı, kendini eleştirebilmesi, yanlışlarını kabul edebilmesi Aliya İzzetbegoviç’i günümüzün gençliği için daha önemli bir örnek kılmaktadır.”

Volkan Tekdemir’in sunumunu tamamlaması üzerine soru-cevap kısmına geçildi. Özellikle Aliya’nın muhafazakar tanımlaması üzerine gelen sorularla Aliya’nın düşüncesi anlaşılmaya çalışıldı.

Aile Akademisi İslam’da Gençlik-3 Seminerleri, Metin Önal Mengüşoğlu’nun Ali Şeriati semineri ile devam edecek.

Yorumlar

Yeni yorum gönder

Bu alanın içeriği gizlenecek, genel görünümde yer almayacaktır.

Bu site’de yer alan bilgiler kaynak gösterilerek kullanılabilir. 
Eposta: info@aileakademisi.org  
Aile Akademisi© 2011
Tasarım:Baydar Bilişim