Kübra Çayır yazdı;ŞİDDETİN MASUM (!) VE MODERN AMİLİ: ALKOL


icki-702x336.jpg

ŞİDDETİN MASUM (!) VE MODERN AMİLİ: ALKOL

Şiddet, ülkemizde önemini ve önceliğini sürekli korumakta olan bir gündem konusu. Şiddet konulu haberlere televizyonlarda ve gazetelerde ayrılan alana, çeşitli vesilelerle şiddete tepki gösteren yayın, program ve kampanyalara rağmen şiddet, azalmak yerine artmaktadır. Bu durum gösteriyor ki, şiddetin gündemde tutulması, şiddet uygulayan tarafın kınanması, tepkiyle karşılanması ve şiddete maruz kalanların da korunması yeterli olmamaktadır. Şiddete sebep olan asıl etkenler ön planda tutulmadığı ve yok edilmeye çalışılmadığı ve aslında şiddet en kapsayıcı şekliyle ele alınmadığı sürece durum değişmeyecektir.

Ekonomik bunalımlar, psikolojik rahatsızlıklar, tahrik edici söz ve hareketler, aklın işlevine zarar veren madde ve alkol kullanımı şiddete sevk eden etmenler olarak karşımızda dururken bunları göz ardı ederek, şiddet uygulayan ve şiddete maruz kalanı merceğe alarak gösterilen tepkiler ve alınan önlemler (!) şiddet fiiline bir karşı duruş değildir ve şiddeti yok etmeyi hedeflememektedir.

Şiddete meylettiren amiller hakkında verilere ulaşmak için normalden biraz daha fazla gayret etmek gerekiyor çünkü şiddetle ilgili bir araştırma yapmak istediğimizde karşımıza “kadına şiddet, aile içi şiddet” başlıklı araştırmalar çıkıyor. Bunlar da genel olarak, şiddetin sebebine değil “kadına” karşı olan kısmına odaklanmış, meseleyi çarpıtan ve asıl noktasından uzaklaştıran araştırmalardır Bu da, şiddet konusunun şiddet uygulayan ve şiddete maruz kalandan ibaret tek boyutlu bir konu olmadığının fakat öyle algılanmasına çalışıldığının göstergesidir. Yazımızın konusu, şiddete meylettiren önemli amillerden biri olan alkol kullanımıdır.

Alkol, insanları hastalıklara, huzursuzluklara, maddi kayıplara ve felakete sürükleyen en büyük belalardan biridir. Alkolün birçok çeşidi vardır fakat içecek olarak bildiklerimiz, etanol (etil alkol) içermektedir ve sakinleştirici olarak da kullanılmaktadır. Sinir sistemini bastırarak sakinleştirir, iradeyi zayıflatır ve bilince etki eder, kişi kontrol kaybı yaşar ve uyuşturucu maddelere açık hale gelir. Zaten alkol alma sebebi de çoğunlukla sinirsel gerginlikten kurtulma isteğidir.

Uzmanlar alkol kullanan kişilerde şiddet eğiliminin yüksek olduğunu belirtmektedir[1]. Alkolün şiddet davranışını kolaylaştıran veya hızlandıran bir etki yaptığını söylemek mümkündür. Alkol bağımlılığı birey ve aileyi çok yönlü etkilemekte olup, bir yandan bireyde ağır ruhsal ve bedensel sorunlara, diğer yandan bireyin kişiler arası ilişkilerinde, aile yaşamında bozulmaya, ev içi şiddete, aile içi sorunların artmasına, eşler arasında anlaşmazlıklara neden olmaktadır. Alkol alındıktan sonra evde şiddetin uygulanması durumunda, o evde yaşayan her birey, bu şiddetten ve huzursuzluktan nasibini alır[2].  

Alkol bağımlısı bir bireyin, kendisi kadar, ailesine ve yakın çevresine de zarar verdiğini belirten Uzman Psikolog Aziz Görkem Çetin, şiddetin alkol bağımlılığının en bariz göstergelerinden biri olduğunu ifade ediyor. Aile içi şiddeti körükleyen, dayaktan cinayete uzanan bir kötülükler zincirinin baş sorumlusu olan alkol, çocukluk çağı travmalarının da başkahramanı. Aile içinde şiddete maruz kalan ya da tanık olan çocuklar da çok büyük olasılıkla ilerde şiddete yönleniyor. Çetin, “Şiddete maruz kalan bir çocuk şiddete yönelik eğilim gösterir. Şiddeti yaşayan çocukların aile dışında da şiddet uyguladıklarını görüyoruz. Özellikle akranlarına zorbalık uygulamaya eğiliminin diğer çocuklara kıyasla daha fazla olduğu görülüyor. Alkol bağımlısı bir baba nedeniyle şiddete maruz kalan çocuklarda ileriki yıllarda depresyon, kişilik bozukluğu, uyuşturucu kullanımı ve kaygı bozukluğu gibi sorunlar da ortaya çıkıyor.”[3]

Şiddet alanındaki çalışmalar, alkollüyken saldırganlık davranışlarının on dokuz kat arttığını ve ataerkil şiddet uygulayan bireyler arasında %60 ile %70 oranında alkol kullanım bozukluğu yaşandığını göstererek eşlere karşı saldırganlık davranışının alkol problemleri ile ilişkili olduğuna işaret etmektedir[4]. Aşırı alkol tüketimi, özellikle, kadınlara yönelik olumsuz tutumların baskın olduğu ve kadınları kontrol altına almaya yönelik belirgin bir motivasyonun bulunduğu durumlarda, erkeklerin eşlerine şiddet uygulama ihtimalini arttıran bir risk faktörü olmaktadır. Aynı zamanda alkol kullanımı erkeklerin, karşı cinsin cinsel davranışla ilgili duygu ve düşüncelerini hatalı biçimde yorumlamasına zemin hazırlayabilmekte, kadınların cinsel saldırıya karşı koyma kapasitelerini azaltabilmekte ya da cinsel saldırı ile ilgili erkeklerin kendilerini daha az, kadınların daha fazla sorumlu hissetmelerine yol açabilmektedir[5].

Alkol ve şiddet ilişkisini ele alan araştırmalar, alkolün tecavüzle de ilişkili olduğunu bulmuştur. Cinsel şiddet Amerika Birleşik Devletleri’nde önemli bir sosyal sorun olarak görülmektedir. Amerikalı kadınların en az %25’inin ergenlikte ya da yetişkinlikte cinsel bir saldırıya maruz kaldığı ve %18’inin ise tecavüz kurbanı olduğu bildiriliyor.[6]

Dünyada alkol kullanan 2 milyar kişinin 76 milyon kadarı alkol bağımlısıdır. Yılda 1 milyon 800 bin kişi bu nedenle hayatını kaybetmektedir. Ülkemizde ilk tüketim yaşı 11’e kadar inmiştir[7]. 2006 TÜİK raporuna göre ülkemizdeki boşanmaların da %12.2’si içki ve kumar sebebiyledir.

 

 

 

 

 

 

 

Tablo 1 : www.yeşilay.org.tr

ABD’de fiziksel şiddete maruz kalanların %55’inin ifadesinde şiddet uygulayan kişinin o esnada alkollü olduğu, İrlanda’daki aile içi şiddet olaylarının %59,6’sının alkol etkisinde olduğu, Finlandiya’da işlenen tüm cinayetlerin %65’inin alkolle ilişkili olduğu[8], Avustralya'da halkın yüzde 92'sinin aile içi şiddet ile alkol kullanımının bağlantılı olduğunu düşündüğü[9] sonucunu veren araştırmalar mevcuttur. 

Eşi alkol bağımlısı olan kadınlarla yapılan bir ankete göre, kadınların %40’ı eşleri tarafından şiddete maruz kaldığını belirtmiştir. Kadınların şiddete maruz kalma nedenleri, alkol, kıskançlık, ekonomik sorunlar, ailevi sebepler, anlaşmazlık, nedensiz ve diğer olarak belirlenmiştir. Şiddet maruziyeti nedenleri arasında en yüksek oranın tek başına “eşin alkol alması” (%26) durumunun olduğu gözlenmiştir. Ankete katılan kadınların ve eşlerinin %66’sı büyük şehirde, %8’i köy ve kasabalarda yaşamaktadır. Alkol bağımlısı erkeklerin %32’si üniversite mezunu veya lisansüstü eğitimlidir. Öte yandan bu erkeklerin %48’i çalışmayan erkektir[10]. Tüm bu sonuçlar alkol bağımlılığının tek yönlü ele alınmasının yanlış olduğunu göstermektedir. İşsiz erkekler kendini alkole vurabildiği gibi, yüksek derecede eğitim görmüş erkekler de alkol bağımlısı olabilmektedir. %66’lık oranın büyükşehirde yaşadığı da görmezden gelinecek bir oran değildir. Alkol kullanmayı veya alkolik olmayı salt “suç” ya da “ahlakî bir problem” olarak ele almadan önce, bu bağımlılığın “hastalık” boyutunu da gözden geçirmek gerekir. Alkolikliğin bir hastalık olduğu ve tedavi edilmesi gerektiği de vakıadır.

Türkiye de alkol tüketimine ödenen bedel yıllık 15,3 milyar TL olup birçok bakanlığın bütçesinden fazladır. Maddi hasar, tedavi masrafları, iş gücü kaybı gibi görünen giderlerin dışında görünmeyen (soyut) giderlerin 31 milyar TL olduğu tahmin edilmektedir. Alkolün neden olduğu sağlık, sosyal ve adli suçlara bağlı olarak oluşan, acı, ıstırap ve kaybedilen yaşamlardır.[11]

Ülkemizde bira festivallerinin düzenlendiği zamanlar olmuşken bu festivali düzenleyen ve destekleyen kişi ve kuruluşlara, yine kendilerinin “Şiddet var! Kadın şiddet görüyor!” yaygaralarındaki şiddetin bir sorumlusunun da alkol olduğunu kabul ettirmek zor olacaktır çünkü onların derdi şiddet değil “kadın”dır, kadını amaçlarına hizmet edecek şekilde değersizleştirmek ve kullanmaktır, bu da ayrı bir çalışma konusudur. Yeri gelmişken 2011 yılında dönemin Türkiye Yeşilay Cemiyeti Genel Başkanı Muharrem Balcı’nın Antalya Bira Festivali’ni protesto ettiğini hatırlayalım.[12]

Kadına şiddete dair yapılan onlarca araştırmada alkolle ilgili tek kelime dahi geçmemektedir. Şiddet konusunu kadından bağımsız ele alarak, şiddeti temelden yok etme amaçlı çalışma ve somut faaliyetlerle hem erkek hem kadın, omuzlarındaki ezici yükten kurtulacaktır. Şiddet konusunun ele alınış biçimi erkeğe karşı büyük bir zulüm ve haksızlık içermektedir, kadın “hakkı savunulan” taraf gibi görünse de bu tamamen bir aldatmacadır. Ayrıca kadın ve erkekten başka, şiddetten etkilenen taraflar da vardır; sokakta, işyerinde, okulda, hastanede, toplu kullanım alanlarında var olan şiddet içerikli davranışları da azaltmanın ve zamanla ortadan kaldırmanın ilk adımı şiddeti salt “şiddet” olarak ele almak ve doğru tanımlarla yola çıkmaktır.  




[4]Atintaş, Merve Cesur; Eşi Alkol Bağımlısı Olan ve Olmayan Kadınların Evlilik Uyumu: Eş Bağımlılık, Algılanan Güç ve Depresyon, Anksiyete ve Stres Açısından Bir İnceleme; (Ankara, 2015) Yüksek Lisans Tezi

[5]Tortamış, Banu; Sığınma Evinde Kalan Kadınlarda Şiddet Öyküsü Açısından Travma Sonrası Stres Bozukluğu, Benlik Saygısı ve Beden Algısının Değerlendirilmesi; (İstanbul, 2009)  T.C. İstanbul Üniversitesi Adli Tıp Enstitüsü Sosyal Bilimler Ana Bilim Dalı Master Tezi 

[6]Gültekin, Mücahit; Şahin, Meryem; Türkiye’de ve Dünyada Kadına Şiddet; (İstanbul, 2005) Sekam Yayınları

[8]Gültekin, Mücahit; Şahin, Meryem; Türkiye’de ve Dünyada Kadına Şiddet; (İstanbul, 2005) Sekam Yayınları

[9]http://www.gazetevatan.com/aile-ici-siddetin-kaynagi-alkol--1062501-saglik/ (Alkol Araştırma ve Eğitim Vakfı anket sonucu)

[10] Atintaş, Merve Cesur; Eşi Alkol Bağımlısı Olan ve Olmayan Kadınların Evlilik Uyumu: Eş Bağımlılık, Algılanan Güç ve Depresyon, Anksiyete ve Stres Açısından Bir İnceleme; (Ankara, 2015) Yüksek Lisans Tezi

[11] Varol, Mehmet; Alkol Raporu; Türkiye Yeşilay Cemiyeti

Yorumlar

Yeni yorum gönder

Bu alanın içeriği gizlenecek, genel görünümde yer almayacaktır.

Bu site’de yer alan bilgiler kaynak gösterilerek kullanılabilir. 
Eposta: info@aileakademisi.org  
Aile Akademisi© 2011
Tasarım:Baydar Bilişim