TİHEK Uluslararası Ailenin Korunması Sempozyumu Düzenledi.


3.jpg

TİHEK: VAKİT AİLE VAKTİ

Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu (TİHEK) tarafından 29-30 Nisan 2019 tarihlerinde Ankara’da “Vakit Aile Vakti” sloganıyla Uluslararası Ailenin Korunması Sempozyumu düzenledi.  3 kıtadan çok sayıda davetlinin katıldığı sempozyumun açılış konulmasını yapan TİHEK Başkanı Süleyman ARSLAN İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin 16. Maddesinde ailenin toplumun doğal ve temel birimi olduğuna, toplum ve devlet tarafından korunmak hakkında sahip olduğunun açıkça belirtildiğine işaret etti. Ailenin korunması hakkının insan haklarının genelini etkileyen en temel haklardan biri olarak değerlendiren ARSLAN, sözlerine şöyle devam etti:

Ailenin korunması devlet ve toplum için bir yükümlülük olduğu gibi bireyler için de talep edilebilir bir insan hakkıdır. Aileyi ve kadını korumak için yürürlüğe konan 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Yönelik Şiddetin Önlenmesi Hakkında Kanun ise aile kurumunun, aile mutluluk ve huzurunun korunmasına yönelik düzenlemeleri içermemektedir. Var olan düzenlemeler ailenin mutluluğunun korunmasına değil, çatırdamaya başlayan ailede aile bireylerinin şiddetten korunmasına ilişkindir. Onun da, kanunun eksik ve kötü düzenlenmesi ve uygulanmasından dolayı beklenenin aksine kadın cinayetlerini artırdığı araştırmalarla ortaya konulmuştur. Bu nedenle belirtmek istiyorum ki, 6284 sayılı Kanuna, ailenin mutluluğunu sağlamaya elverişli yeni maddeler eklenerek ve düzeltmeler yapılarak bu eksiklik giderilmelidir. Boşanmaya karar vermiş bireylere hukuki yardımın sağlanması nasıl insan hakları konusu ise, aynı şekilde sürdürülebilir bir evliliğin devamını mümkün kılacak tedbirlerin alınması ve desteğin sağlanması da insan haklarının başka bir boyutunu teşkil etmektedir.”

Son yıllarda gerek global gerekse ülkemiz özelinde toplumsal değerlerin kaybının aile kurumunda da büyük bir krize yol açtığına dikkati çeken ARSLAN, şöyle dedi:

Batıda aile kurumu büyük oranda tehdit altındadır. Buna rağmen Avrupa müktesebatına uyum çerçevesinde yapılan düzenlemeler bizim aile yapımızı bozmakta ve büyük sorunlara neden olmaktadır. Evlenme oranları düşerken, boşanma hızında rekor düzeyde artış olduğu görülmektedir. Boşanan çiftlerin sayısı 2017 yılında 128 bin 411 iken 2018 yılında %10,9 artarak 142 bin 448 olmuştur. Yılda 150 bin boşanmanın olduğu bir yerde en az 150 bin çocuğun derin acılar içinde hayata katıldığını, aile çevreleriyle birlikte boşanmadan etkilenenlerin kat kat fazla olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır. Çocuk suçlarına bakan bir Başsavcımız, önüne getirilen suça sürüklenen çocukların %90’ının parçalanmış veya sorunlu ailelerin çocukları olduğunu ifade etmiştir. Ailenin gün geçtikçe bir takım sosyal görevlerini baka kurumlara devir etmek zorunda kalması, özellikle çocuk bakımı ve eğitimi, hasta, yaşlı ve engelli gibi bağımlı üyelere aile içinde hizmet etmenin gittikçe azalması, bunun dışında komşuluk ve akraba bağlarının da gün geçtikçe zayıflaması insan hakları bağlamında devletin yükünü ve sorumluluğunu artırmaktadır.”

2 gün süren sempozyumda söz alan bazı konuşmacıların ifadeleri şu şekildedir:

  • Birleşmiş Milletler Türkiye Mukim Koordinatörü Irena Vojáčková-Sollorano: "Ailenin korunması çok önemli bir husus ve bu konuda hep birlikte hareket etmeliyiz."
  • Yargıtay Birinci Başkanı Cirit: "Anayasa koyucu öneminden dolayı ailenin korunmasına yönelik güçlü kurallara yer vermiştir. Bizlere düşen bu güçlü kuralları anayasa koyucunun iradesine uygun bir şekilde güç ve ruh katarak uygulamaktır."
  • Prof. Dr. Akmal SAİDOV: "Evrensel olarak aile, insanın gelişebileceği en küçük ortamdır. Bu nedenle, aile temelli politikalar sağlığı, eğitimi ve nüfusun refahını geliştirmek için en etkili politikalardır."
  • Marghoob Salem BUTT, ahlaki değerlerin ve geleneklerin nesilden nesile aktarılmasında ve barışçıl toplumların inşasında aile kurumunun önemini vurgulamıştır.
  • Kamelia HELMY: "1945 sonrasında ihdas edilen CEDAW, Kahire Nüfus Programı, Milenyum Gelişme Hedefleri gibi normlar din, örf ve adet kuralları ile çelişkiler içermekte ve bu hem toplum hem de toplumun temeli olan aile için büyük tehlikeler oluşturmaktadır."
  • Dr. Fatiha GACEM: "Batı dünyasındaki aile ile Müslüman aile tipi arasında büyük rol farklılıkları bulunması sebebiyle Batılı beyinler, aileyi İslam'a uygun olmayan küresel sistemin tehlikelerine maruz bırakmak için yeni yöntemler oluşturma çabasındadırlar."
  • Prof. Dr. Ali KHASHAN: "Toplumsal bir kurum olarak dikkate alındığında aile, Allah'ın yeryüzünü imar etmekle mükellef tuttuğu ferdin yetiştirilmesinde önemli bir role sahiptir."
  • Doç. Dr. Emir KAYA: "Pozitif hukuk tek tip çözüm arayışında. Hangi çözüm bulunursa bulunsun haksızlık doğuyor. Önerim her ailenin kendi modelini kendisinin bulması."
  • Prof. Dr. M. Refik KORKUSUZ: "Gelişen şartlar ve olumsuzluklar, ailenin korunmasına yönelik gerek uluslararası düzeyde ve gerekse de ulusal düzeyde bir takım düzenlemelerin yapılmasını zorunlu kılmaktadır."
  • Dr. Şerif Onur BAHÇECİK: "STÖ'lerin aile kavramı konusunda bölünmüş olduğunu söyleyebiliriz. Ailenin nasıl tanımlanacağı konusunda STÖ'ler arasında yoğun tartışmalar var. Bazı STÖ'ler ailenin çeşitliliğine vurgu yaparken bir kısmı da geleneksel aile tanımını savunmaktadırlar."
  • Dr. Murat TÜMAY: "Aile medeni bir toplumun temel bir parçası olup sağlıklı işleyen bir toplum ancak sağlıklı bir aile yapısıyla mümkündür."
  • Abdul M. LANTONG: "Müslümanları Batı’nın sosyal etkisine şiddetle direnmeye iten İslami ve ailevi değerler olmasaydı Filipinli Bangsamoro Müslümanları, batılılaşmış ve sömürgeleştirilmiş insanların sınırlarına düşmüş olacaktı."
  • Doç. Nuruzade ŞEHLA: “Azerbaycanlıların aile değerleri onun medeniyetinin kendine has özelliğinin bir göstergesidir. Halkın geleneksel aile değerleri onun tarihsel olarak şekillendirilmiş gelenek ve görenekleri, dini inançları, mentalitesi ve ekonomik yaşam temelinde oluşur.”
  • Prof. Dr. İbrahim KUTLUAY: "İslâm toplumunun temelini aile oluşturmaktadır. Neslin devamını sağlayan çocuklar, ilk eğitimlerini aile içinde almakta ve burada aldıkları eğitim daha kalıcı olmaktadır. Bu sebeple Hz. Peygamber evliliği önemle teşvik etmiştir."
  • Doç. Dr. İbrahim YILMAZ: “Kur’an’da, eşler arasında karşılıklı anlayış ve hoşgörü sınırlarını zorlayan bazı uyuşmazlıkların olması durumunda, kesin boşanma sürecine girmeden önce, eşlerin aile içerisinde bazı tedbirlere başvurmaları istenmektedir. “
  • Dr. A. SAYED: "2011'deki Mısır devriminden bu yana, binlerce kişinin yıllarca kayıp olduğu bildirilmiştir. Dahası, sevdiklerinin fiziksel ve psikolojik ıstırabına bağlı olarak bu aileler başka birçok şekilde de acı çektiler."
  • Sandra Iman PERTEK: "Küresel olarak, her on kişiden sekizi dini bir grupla özdeşleşirken, dini aktörlerin ve inançların rolü aile içi şiddete karşı mücadele kaynağı olarak tanınmamaktadır."
  • Hakan AYYILDIZ: "Şiddete uğramış kadının kolluk tarafından ifadesinin alınmasında kadın personel görevlendirilmesi önemli bir konudur. Zira şiddete uğramış kadın, karşısında kadın bir personeli gördüğünde nispeten daha fazla güven duygusuna sahip olabilir."
  • Dr. Yusuf SAYIN: "Uluslararası hukukta aile, toplumun doğal ve temel unsuru olarak tanımlanmıştır. Koruyucu formel mekanizmalar, ailenin korunması için elzemdir."
  • Av. Dr. Saad Ali Al BASHIR: "Özellikle kadınlar, çocuklar ve yaşlıların maruz kaldığı aile içi şiddet, hem modern toplumlarda hem de geleneksel toplumlarda karşı karşıya kalınan en karmaşık ve eski sorunlardan biri olarak kabul edilmektedir."
  • Dr. M. Aytaç ÖZELÇİ: "Taşıdığı önem nedeniyle devlete anayasal bir yükümlülük olarak verilen, toplumsal yaşamın ilk basamağı olan aile hayatının kurulması ve bu yapının sürdürülmesi salt hukuk kurallarıyla gerçekleşecek koruma tedbirlerinin alınmasıyla olanaklı görülmemektedir."
  • Azerbaycan Ombudsmanı. Prof. Dr. Elmira SÜLEYMANOVA: "Küreselleşen dünyada toplum ve ailenin etkileşimi önem taşıyor. Güçlü aile, güçlü devlet anlamına gelmektedir. "
  • Uğur YAŞA: "Aile arabuluculuğu sistemi aile bütünlüğünün korunmasında gereklidir. Bu sayede daha fazla sayıda ailenin kurtarılabileceği, boşanma sürecine giren vakalarda ise daha sancısız, sarsıntısız bir evrenin geçmesine yardımcı olunacağı ortaya çıkmıştır."
  • Dr. Öğr. Üyesi Yasemin GÜLLÜOĞLU ALTUN: "Aile arabuluculuğu uygulamalarının yaygınlaşması ile boşanma esnasında menfaati zarar görebilecek çocukların korunması ve ebeveynler ile sağlıklı iletişimin sürdürülmesi amaçlanmaktadır."

 

 

 Kaynak:

 

https://www.tihek.gov.tr/-vakit-aile-vakti

 

https://twitter.com/tihek_kurumsal

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Yorumlar

Yeni yorum gönder

Bu alanın içeriği gizlenecek, genel görünümde yer almayacaktır.

Bu site’de yer alan bilgiler kaynak gösterilerek kullanılabilir. 
Eposta: info@aileakademisi.org  
Aile Akademisi© 2011
Tasarım:Baydar Bilişim