Türkiye Aile Meclisi’nden, Cumhurbaşkanı ile TBMM Başkanı’na mektup: Aileye yapılan saldırı küresel bir savaştır!


111.jpg

Türkiye Aile Meclisi’nin İstanbul Sözleşmesi’nin kaldırılması talebiyle gerçekleştirdiği mektup eylemini yeniakit.com.tr’ye değerlendiren Başkan Adem Çevik şöyle konuştu: “S-400’ler ailemizi korumaz, ailemiz de AB’ye, BM’ye emanet edilemez. Çünkü BM’de, AB’de evi kadınlar için bir tehlike olarak görüyor ve gösteriyor.”

Aileyi ve neslin geleceğini tehdit eden uygulamaları ile tepki çeken İstanbul Sözleşmesi’nin kaldırılması talebiyle çeşitli etkinlikler düzenleyen Türkiye Aile Meclisi, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Meclis Başkanı Mustafa Şentop başta olmak üzere çeşitli liderlere sözleşmenin kaldırılması talebini içeren mektuplar gönderdi. Eylem hakkında konuşan Türkiye Aile Meclisi Başkanı Adem Çevik, “15 Temmuz hain darbe girişiminde 250 kardeşimiz şehit oldu lakin, İstanbul Sözleşmesi’de dahil aile yıkan yasaların çıkmasının ardından 941 kişinin öldüğü iddia ediliyor. Dolayısıyla bu sözleşme meselesi 15 Temmuz’dan nispeten daha önemli durumdadır. Nitekim aileye yapılan saldırı küresel bir savaştır.” dedi.

Mektup eylemiyle İstanbul Sözleşmesi’nin kaldırılması talep ediliyor

İstanbul Sözleşmesi’nin tehlikelerinin dikkat çekildiği çeşitli mektupların yetkili mecralara gönderilerek bilinçlendirme eylemi gerçekleştirdiklerini kaydeden Türkiye Aile Meclisi Başkanı Adem Çevik şu ifadeleri kullandı: “4-5 çeşit mektup var. Manisa, Ankara, Diyarbakır gibi bazı şubeler kendi mektuplarını gönderecek ama metinler temel mesajda aynıdır. Mektuplar Cumhurbaşkanı’na ve Meclis Başkanı’na gönderilecek. Bazılarımız Meclis’te grubu bulunan partilerin genel başkanlarına, Meclis Dilekçe Komisyonu’na, Aile Bakanı’na, Gençlik Bakanı’na ve Adalet Bakanı’na gönderecek.”

“İşe İstanbul Sözleşmesi’ni kaldırmakla başlayacağız”

İstanbul Sözleşmesi’yle amaçlananın 15 Temmuz’dan daha önemli olduğunun altını çizen Çevik şöyle konuştu: “Ermenistan’da dahil bazı ülkeler itiraz ederken, bizim şerh koymadan kabul etmemiz ilginçtir. 15 Temmuz hain darbe girişiminde 250 kardeşimiz şehit oldu lakin, İstanbul Sözleşmesi’de dahil aileyi yıkan yasaların çıkmasının ardından 941 kişinin öldüğü iddia ediliyor. Dolayısıyla bu sözleşme meselesi, 15 Temmuz’dan nispeten daha önemli durumdadır. Nitekim aileye yapılan saldırı küresel bir savaştır. Küresel savaşta başarılı olmanın yolu da milli yasalarla mücadeleye girişmekten geçmektedir. Bu işe ise İstanbul Sözleşmesi’ni kaldırmakla başlayacağız, daha sonra da inancımıza, geleneklerimize uygun olmayan yasalarla devam edeceğiz. Kur’an’ın yasaklamadığı şeyi yasaklamak ilahlık iddiasında bulunmaktır. Derdimiz sadece İstanbul Sözleşmesi değildir; bugün İstanbul Sözleşmesi, yarın çocuk haczi, diğer gün süresiz nafaka, eşcinsellik operasyonları, teşhircilik –ki o da bir tacizdir- gibi konular belirledik. Yaklaşık 30 konumuz var ve bu konuları zaman zaman, her hafta eylemlerle dile getireceğiz.”

“Ermenistan’da, sözleşmenin onaylanmaması için imza kampanyası yürütülüyor!”

Ermenistan’da halk ve kilise, ‘Bu, bizim inancımıza, örfümüze, geleneklerimize aykırıdır.’ diyerek İstanbul Sözleşmesi’nin onayının engellenmesi için imza kampanyası yürütüyor. Maalesef, orada durum bu iken, bizde 4 partinin ittifakı ile yasa geçmiştir.” diyen Başkan Çevik, ifadelerini şöyle sürdürdü: “Diyelim ki o zaman görülmedi, anlaşılmadı. Artık -Malcolm x’in dediği gibi ‘bir uyanık bütün mahalleyi uyandırır’- âkil adamlar, kanaat önderleri, akademisyenler, yazarlar, uyanmış insanlar hükümeti uyarıyor. Bundan 5 sene sonra ‘eyvah’ diyerek vaveyla etmenin bir faydası olmayacaktır. Biz FETÖ’de yapılan yanlışın tekrar yapılmaması için yetkililere, yöneticilere, mecliste grubu bulunan partilerin genel başkanlarına, Meclis Başkanı’na, Meclis Dilekçe Komisyonu’na bir uyarı mektubu gönderiyoruz. Ermenistan nasıl ‘İstanbul Sözleşmesi’ne hayır’ diyorsa, Rusya ‘hayır’ diyorsa, bizim de ‘hayır’ dememiz gerekir. S-400’ler ailemizi korumaz, ailemiz de AB’ye, BM’ye emanet edilemez. Çünkü BM’de, AB’de evi kadınlar için bir tehlike olarak görüyor ve gösteriyor. Aile Bakanlığı’nın içinde yuvalanan feministler de, -daha önceki raporlarla müsbet- aileyi tehdit olarak görüyor. Bunun için, Türkiye’nin kökten bir değişikliğe ihtiyacı vardır. Kendimize gelmemiz gerekmektedir. Çıkacak yeni yasaların tamamen aileyi koruyan, aileyi sahiplenen ve inancımıza, örfümüze, geleneklerimize aykırı olmayan yasalar olması lazım.”

“Kanunlarımıza ‘gençlik’ kavramı getirilmelidir!”

Kanunlara gençlik kavramının getirilmesi gerektiğini belirten Çevik, şöyle konuştu: “Fuhuş serbest ama siz genç evliliği teşvik etmek yerine evlenenleri hapishaneye atıyorsunuz, bir de tecavüzcü koğuşuna atıyorsunuz. Böyle bir şey var mı? Sonra da okullarda ‘Fatih’in İstanbul’u fethettiği yaştasın.’ diyorsunuz. ‘Fatih’in fethettiği yaştasın’ dediğinize, ‘evlenmek için çocuksun’ diyorsunuz. Bunun için kanunlarımıza ‘gençlik’ kavramı getirilmelidir. Bir cümleyle bu iş çözülebilir; ’14-18 yaş arası gençtir.’ dedikten sonra -akran evliliklerinden hükümlülerin çıkması için- bu yaştaki evlilikleri yasak kapsamından çıkarırsınız, bu sorun bu şekilde çözülebilir. Nafaka sorununa da çözüm vardır. Nafaka konusunda ‘1988 öncesine dönülsün’ diyoruz. Ayrıca velayetin 6684 sayılı kanun gereği ortak olması gerekir. Velayeti istismar eden taraftan da alınıp karşı tarafa verilmesi lazımdır. Biz Türkiye Aile Meclisi olarak önce kadın veya önce erkek demiyoruz; önce aile diyoruz.

“Çocuklarımız devlet eliyle travma geçiriyor!”

Çocuğun yüksek yararı öncelikli olmasına rağmen çocuklarımız devlet eliyle travma geçiriyor.” diyen Türkiye Aile Meclisi Başkanı Adem Çevik, şu ifadelerle çocuk haczini eleştirdi: “50 binden fazla çocuk, her hafta sonu icrayla bir mal gibi haczediliyor. Bu travmaya da son verilmelidir. 2019 yılında, hâlâ çocukların birer köle gibi, devlet tarafından travmaya, böyle bir uygulamaya maruz kalması bir nevi şiddettir. Devlet buna ‘dur’ demelidir. Bu haftadan sonra, çocuk haczinin kökten kalkması, velayetin istismar eden taraftan alınıp karşı tarafa verilmesi hususlarında çalışmalarımız olacak. Meclis’te grubu bulunan partiler bu konudaki talebimizi gerçekleştirene kadar da yürüyüşler, basın açıklamaları olarak sokaklarda, meydanlarda; paneller, sempozyumlar, çalıştaylar olarak kapalı salonlarda eylemlerimiz hem Türkiye çapında, hem de Dünya çapında devam edecektir.

Kaynak:  yeniakit.com.tr

Yorumlar

Yeni yorum gönder

Bu alanın içeriği gizlenecek, genel görünümde yer almayacaktır.

Bu site’de yer alan bilgiler kaynak gösterilerek kullanılabilir. 
Eposta: info@aileakademisi.org  
Aile Akademisi© 2011
Tasarım:Baydar Bilişim