Çocuk Reklamları ve Çocuk İstismarı


Komisyon: 
Medya Takip Komisyonu

3 örnek: Vivident ? İntense Çikolata ve Lipton Çay Reklamı ?

Son yıllarda, özellikle yaşamımıza televizyon girdikten sonra reklamsız bir yaşamı düşünemez hale geldik maalesef. Her yerde gizli/açık reklam var. Peki, yaşamımızın bu kadar içinde olan reklamların amaçları nelerdir? Reklamlar ne tür sonuçlara neden olmaktadır?

İlk bakışta reklamların amacı, piyasaya sunulan yeni bir ürünü tanıtarak tüketiciyi bilgilendirmek ve aynı zamanda üreticinin kâr etmesini sağlamaktır. Ancak her reklam bize yarar sağlayacak doğru bilgiler vermiyor maalesef. Bu yüzden reklamların baş döndürücü çekiciliğine kapılmamak gerek.

Çoğu zaman reklamların etkisinde kalarak yaptığımız hatalı ya da gereksiz alışverişler israfa düşmemize neden oluyor. Birçok kişi ürünlerin markasına ve albenili reklamlarına, kalitesi ve fiyatından daha çok önem veriyor.

Reklamların aldatıcı yönlerinin yanı sıra; çocuk psikolojisi üzerindeki etkisi de oldukça yüksek. Ergenlik öncesi çocuklar televizyon reklamlarını eleştirel bir gözle değerlendirme becerisine sahip değiller. Küçük çocuklar reklamlarda verilen abartılı ve taraflı mesajları doğru ve güvenilir olarak görüp, sunulan bilgilere kolayca inanma eğilimindeler.

Çocuklarımızın beslenme ve yeme alışkanlıkları bile televizyonun etkisi altındadır. Şeker bakımından zengin, protein bakımından fakir gıdalar televizyonlarda her gün almaları için önlerine sunulmaktadır.

Alışveriş ve harcama kültürü çocuklara bu reklamlar yoluyla iletiliyor. Bunun sonucunda da çocuklarımız materyalist değerlere odaklanıyor, sağlıksız beslenme alışkanlıkları kazanıyor, yersiz istekler geliştirip anne babasıyla çatışmalar yaşıyorlar. Reklamlar çocuklar ile ebeveynleri arasına girerek ilişkileri olumsuz etkilemektedir.

Reklam kültürü nedeniyle birçok çocukta beslenme bozuklukları, diş çürümeleri, obezite, hiperaktivite gibi fiziksel sorunlar baş gösterebiliyor.

Asıl büyük tehlike ise birçok reklamdaki ahlaki ve toplumsal yapıya uygun düşmeyen davranışlar.

Bu tür reklamlar TV ekranlarında bolca yayınlanmakta.  Bu reklamlardan, bir süre önce ahlaki ve toplumsal yapıyı dejenere edecek görüntüler içerdiği için ekrandan kaldırılan Vivident 45dk. sakız reklamını örnek verebiliriz. Vivident reklamı uzun bir süre çoğu televizyon kanalında görüntülendi.

Reklamdaki erotik ve cinsel çağrışımlı mesajlar, reklamların çocukları sadece tüketim ağına sokmakla kalmayıp,onları geleceğin cinsel obje taşıyıcıları haline getirmenin bir aracı olarak nasıl işlev gördüğünün çarpıcı bir kanıtı. Vivident sakız reklamının kaldırılması bunun gibi ahlaki yapıyı ve toplum değerlerini sarsıcı diğer reklamların da kaldırılmasını ne yazık ki sağlamıyor.

Aileler ve çocuklar çocuk psikolojisi ve davranışına olumsuz etkileri ilk bakışta fark edilmeyen birçok reklama maruz kalabiliyor.

Reklamların zararlarıyla ilgili başka iki çarpıcı örnek olarak intense çikolata reklamı ile lipton çay reklamını örnek verebiliriz. Her iki reklamda da reklamların asıl amacı olan ürünlere dikkat çekmek için cinsellik ve müstehcen görüntüler kullanılıyor. Reklamların karşı konulmaz sonuçları ticari hırslar adına yok sayılıyor. Bu şekilde toplum yapısına uymayan sahneler reklamlarda normalleştirilerek sunuluyor. Böylece ahlaki yapı sarsılıyor.

Çocuk Reklamlarının İçeriği Nasıl Olmalı?

Ülkemizde RTÜK 'ün reklamla ilgili yönetmeliğinin 10. maddesinde çocuklara yönelik reklamlar tanımlanarak şu şekilde düzenlenmiş:

"On beş yaş ve daha küçük yaştaki kişilere yönelik ve bu kişilerin tüketebileceği ürünleri ve hizmetleri kapsayan reklamlar çocuklara yönelik reklamlardır. Çocuklara yönelik ya da içinde çocukların kullanıldığı reklamlarda, onların fiziksel, duygusal, zihinsel, toplumsal gelişim özelliklerini olumsuz etkileyebilecek unsurlar bulundurulamaz".

Yine RTÜK ilkeleri gereği olarak çocuklara yönelik reklamlarda;

* Reklamı yapılan ürün/hizmetlere sahip olma/kullanmanın diğerlerine göre fiziksel, sosyal/psikolojik üstünlük ya da tersi durumunda da olumsuzluklar sağladığı mesajı verilemez.

* Otoriteyi ve sorumluluk duygusunu ortadan kaldırıcı, anne babanın yargılarını ve zevklerini küçük düşürücü imajlar yaratılamaz.

* Zihinsel, duygusal, sosyal ahlak ya da fiziksel olarak çocuklara zarar verebilecek görsel ve işitsel ifadeler kullanılamaz,

İfadeleri yazılmaktadır.

Ancak görünen o ki ya RTÜK bu kuralı etkin şekilde işletmiyor, ya da şirketlerin kural falan tanıdığı yok.

Bu sorunun çözümü için ebeveynlerin çocuklara erken yaşlardan itibaren medya okuryazarlığı becerisi kazandırabilmesi son derece önemli. Çocukların televizyonda izledikleriyle ilgili eleştirel bir bakış açısı geliştirebilmek için desteğe ve yardıma ihtiyacı var.

Örneğin ? Bu çikolatanın sana gerçekten güç vereceğini nereden bilebiliriz ki? Sabah kahvaltıda yediğin bal ve peynir seni çok daha iyi besler. Sence bu reklamı yapan kişiler senin ne düşünmeni istiyorlar?? gibi sorular çocukların reklamları daha bilinçli değerlendirmesini sağlar.

Farkındalık yaratan ve sorgulama becerisi geliştiren bu türden ebeveyn yaklaşımları, çocuğun bir bakış açısı kazanması ve doğru davranış alışkanlıklarını edinmesi için en etkili yöntemlerden.

Ailelerin aynı zamanda uygun görmedikleri reklamların yayıncı kuruluşuna ve yayıncı firmalarına tepkilerini göstermeleri de sorunun çözümü için yapılabilecek bir başka önlem aracı.

Bu konuda yapılabilecek en önemli iş ise, ailemizde tüketim alışkanlıklarını arttırmayan bir alışveriş ve harcama kültürünü yerleştirmeye çalışmak ve ahlaklı nesiller yetiştirmeyi öncelemek olmalı.

 www.aileakademisi.org

cocuk-istismari_450.jpg

Bu site’de yer alan bilgiler kaynak gösterilerek kullanılabilir. 
Eposta: info@aileakademisi.org  
Aile Akademisi© 2011
Tasarım:Baydar Bilişim