Meryem Betül Damar " Cem Karaca"yı yazdı.


Komisyon: 
Kültür-Sanat Takip Komisyonu

Muhtar Cem KARACA

Yaşamı arayışla dolu, müziğin ritmi ile olgunlaşan devrin önde gelen ozanı, yorumcusu, sözleriyle ve sesiyle toplumu etkileyen, müziğini her duyduğumuzda yüreğimize kor ateşi düşüren…

Sanatçı bir ailenin çocuğu olarak 1945 yılında hayata gözlerini açtı. Anne ve babasının tiyatro oyuncuları olması nedeniyle Muhtar Cem Karaca sanatla iç içe büyüdü. Çocukluk yıllarında annesinin ve teyzesinin desteğiyle müzik hayatı başladı, eline aldığı gitarı ölene kadar hiç bırakmadı, 58 yıllık ömrüne 41 plak, 27 albüm ve 16 kaset ve çokça tartışma sığdırdı. Müzik hayatına amatör olarak ‘Dinamikler’ müzik grubuyla,  ardından ‘Jaguarlar’, ‘Apaşlar’, ‘Kardaşlar’, ‘Moğollar’, ‘Dervişan’ ve ‘Edirdahan’ grupları ile devam etti. İlk başlarda rock and roll sanatçılarının klasiklerini yorumladı. Karaca, 1965 yılında askere gitti ve askerlik yıllarında Anadolu kültürünü, müziğini tanıdı.  1968 kuşağının söylemlerinden etkilenen Cem Karaca, grubunu politik bir yöne geçmek istedi, diğer üyelerinin kabul etmemesiyle grup  ‘Bu Son Olsun / Felek Beni’ plağını çıkardı ve ardından dağıldı. Cem Karaca kariyerinin dönüm noktası olan ‘Dervişan’ grubunu kurdu. 1974 yıllarından sonra politik-rock söylemleri git gide artmaya başladı. Döneminin siyasal yapısını ve toplumsal adaletsizliğini eleştiren"İşçisin sen, işçi kal" eseri dikkatleri üzerine çekti.  Dönemin siyasal olayları, toplumun acıları, sıkıntıları ve hüzünleri O’nun şarkılarında yeşermeye başladı. Meyveleri gün geçtikçe büyüyor, büyüdükçe tüm gözleri üzerine çekiyordu. Almanya’da bulunduğu bir sırada hakkında çıkan karalamalar onun vatandaşlıktan çıkarılmasıyla son buldu. Cem Karaca için 8 yıllık bir hasret süresi başladı. Karaca’nın bu yıllar içerisinde düşünceleri değişmeye ve farklı bir boyut kazanmaya başladı. 8 yıllık hasret, vuslat sonuçlandı. Vatanına döndüğü yıllarda arkadaşları onu davasını satmakta ve hainlikle suçladı ama O, unutulmayan şarkılarını bestelemeye ve seslendirmeye devam etti. Çektiği zorluklar ve hasret olgunlaştırmıştı onu. Artık tüm dünyadaki mustazafların acılarını, feryatlarını yüksek sesle haykırmaya başladı. Baas iktidarının ve Saddam’ın Kerkük’te yaptığı zulümleri gür sesiyle haykırdı Kerkük’ün zindanına attılar beni, Mazlumlar sürüsüne kattılar beni, Bir yanım dağladılar ateşle annem, Ne suçum ne günahım yaktılar beni”. Kerkük’ün karanlık zindanda artık mazlum feryatları değil,  Cem Karaca’nın gür sesi inledi: “Gök kubbeyi sarsar mazlum feryadım, Elbette bir gün güler bize de seneler.”  Yaşamının son dönemi de; “Bu can emanet bu bedene, Sonunda sararlar kefene, Allah yar yar” diyerek, 2004’ün Şubat ayında Hakkın rahmetine kavuştu. 

cem-karaca_270x203.jpg

Bu site’de yer alan bilgiler kaynak gösterilerek kullanılabilir. 
Eposta: info@aileakademisi.org  
Aile Akademisi© 2011
Tasarım:Baydar Bilişim