Meryem Damar, Barış Manço'yu yazdı.


Komisyon: 
Kültür-Sanat Takip Komisyonu

BARIŞ MANÇO

Ne yazık ki, her beraberliğin bir de ayrılığı oluyor; ne yazık ki, her başlangıcın bir sonu olduğu gibi…

Hayatını sanata, ömrünü insanlara adayan, dünyada ve ülkesinde yaşanan açılara, felaketlere kayıtsız kalmayan bir sanatçıydı Barış Manço.  Şarkılarıyla, besteleriyle Türk müziğinin bir dönemine iz bırakan, yaptığı programlar ve çalışmalarla 7’den 77’ye her kesimden insanın gönlüne taht kuran biriydi Barış Manço. Çocukların ağabeyi, gençlerin dostu, yaşlıların oğlu, hepimizin arkadaşı, dostumuz Barış Manço... Babasının hediye ettiği gitarıyla müzik hayatına adım atan, ömrünün 41 yılını yüreklere sevgi ve dostluk tohumlarını ekmeyi başaran…

2 Ocak 1943’te İstanbul'da Üsküdar Zeynep Kamil Hastahanesi'nde dünyaya geldi. İsmail Hakkı Bey ile Devlet Konservatuvarı Klasik Türk Sanat Müziği hocası ve sanatçısı Rikkat Uyanık’ın ikinci oğludur. 2. Dünya savaşı yıllarında dünyaya merhaba diyen bebeğe, aile büyükleri Barış ismini uygun görür. Minik Barış, anne ve babasının ayrılığından sonra, babası ile yaşamaya başlar. Müzik yolculuğuna çıktığında henüz 15 yaşında olan Barış Manço amatör olarak birçok yerde şarkı söylemeye başladı. Babasının ölümü üzerine Galatasaray Lisesi'nden ayrılarak, eğitimini Şişli Terakki Lisesi'nde tamamladı. Lise eğitiminin ardından Türkiye'den ayrılarak Belçika Kraliyet Güzel Sanatlar Akademisi’nin grafik bölümünde eğitimini sürdürdü ve oradan mezun oldu. İlk 45'liği Grafson Plak etiketiyle 1962 yılında yayınlandı. Gurbet ellerde yaşarken “Kol Düğmeleri” isimli ilk bestesini hazırlamıştır. Babaannesine atfettiği “Gülpembe” eseri 1967 yılında yayınlanmıştır.

1969’dan sonra yurda dönen Barış Manço, Mazhar Alanson ve Fuat Güner’le birlikte “Kaygısızlar” grubunu kurar. “Derule”, “Kızılcıklar”, “Ağlama Değmez Hayat” ve “Kirpiklerin Ok Ok Eyle”yi Twist, Rock’n Roll tarzında okumuştur. Manço 70’lerin sonuna kadar batılı müzik aletlerine meyletse de 70’lerin sonlarına doğru Anadolu müziğinin tınısını eserlerine eklemeye başlamıştır. Kemençe sanatçısı Cüneyd Orhon’la birlikte hazırladığı “Dağlar Dağlar” plağı dönemin en çok ses getiren eserlerinden biri arasına girmiş ve Manço’ya kariyerindeki tek Platin Plak Ödülü’nü kazandırmıştır. Dağlar Dağlar, başarısının ardından Manço yolunu Moğollar’la birleştirerek Manchomongol grubunu kurdu, grubun  "İşte Hendek İşte Deve" adlı parçası Manço’nun klasikleri arasında yer almaktadır. Manço’nun sağlık sorunları boy gösterince grup ayrılma kararı alarak 1971 yılında yollarını ayırdı. Manço’yu, dönemi sanatçıları ve basın mensupları Genç Osman türküsünü seslendirdiği için ülkücü olmakla eleştirdi. Hiçbir zaman ne sağcı ne de solcu oldu Manço, O kendisini bir grubun sanatçısı değil, halkın sanatçısı olarak tanımlıyordu.

Dönemin sağ-sol çatışmalarından etkilenmeyen, iki ideolojiye de mesafeli davranırken halkı ayırmadan, ayrıştırmadan seven şarkılarında kardeşlik vurgusunu ön plana çıkaran  “Çıkmaz sokağa girmeden gösterelim ve hiçbir insandan esirgemeyelim sevgilerimizi. Üç beş günlük dünya hayatı değmiyor hiçbir kavgaya.” Üç beş günlük dünya hayatı için hiçbir canın kör kurşunla gitmesine razı olmayan koca yürekli abimiz. 

1 Şubat 1999’da Hakkın Rahmetine kavuşan O, büyük Ozan geride bizlere birçok eser armağan etti ama içlerinden en önemli eseri sevgi dolu sözleri ve toplumun her kesimini kuşatan merhametiydi.  Sanatçının, Ölüm Allah'ın Emri, Hey Koca Topçu/Genç Osman, Kayaların Oğlu, Sarı Çizmeli Mehmet Ağa, Bir Selam Sana,  Aynalı Kemer, Arkadaşım Eşek, Gül Pembe ve Dönence gibi şarkıları 7’den, 77’ye herkesin gönlünde.

Toplum olmadan sanatın olamayacağını, insanları eğitmede Sanatın/Müziğin önemli bir araç olduğunu her güftesinde vurguladı. Barış ağabeylerinin sayesinde çocuklar, sevgiyi, edebi, ahlakı ve tarihi şarkıların da, programlarında ve yaptığı tüm çalışmalarında öğrendiler. Yaptığı her iş bir amaç uğrunaydı, tek derdi, umudu, hayalleri insanların sevgi ve barış içinde yaşamalarını sağlamaktı.

Bizlere dünyanın küçük, insanların kardeş olduğunu, sevgisiz ve umutsuz yaşanamayacağını, her canlıyı Yaratandan ötürü sevmemiz gerektiğini hatırlattı.  Adaleti, merhametli ve kul hakkı yememeği şarkılarının içinde bizlere ustaca aktardı Usta terzi dar kumaştan bol gömlek diker, doğru tartan esnaf rahat huzurlu gezer, eğrinin ve doğrunun hesabı mahşerde, dünyada biraz huzur her şeye bedel.”Evet, Dünyada biraz huzur her şeye bedel…

Sevgi dolu yüreğiyle, müzik dolu bir ömür sürdü. Rabbinden son isteği  Gelecek nesiller, kuşaklar tarafından Yâd-ı Cemil olmak. Tek niyetim ve gayretim bundan ibaret...”diyerek bizlere veda etti.

 

fgtr_650x450.jpg

Bu site’de yer alan bilgiler kaynak gösterilerek kullanılabilir. 
Eposta: info@aileakademisi.org  
Aile Akademisi© 2011
Tasarım:Baydar Bilişim