Danko'nun Yüreği



Kitabın Adı:
 Danko?nun Yüreği, 72 Sayfa
Yazarı: Maksim Gorki

Çeviren: Vartan İhmalyan

Resimleyen: Ateş Aydemir

Yayınevi: Can Yayınları

Yaş Grubu: 7 yaş ve üzeri

Ana Tema: Sevgi, İnanç, Mücadele, Yoksulluk, Sabır, Umut

 

Oğuzhan Özdemir

 

Maksim Gorki

 

170 Ünlü Rus yazarı Aleksey Maksimoviç Peşkov ya da herkesin bildiği adıyla Maksim Gorki, 1868?de Novgorod?da doğdu. Küçük yaşta yetim kaldı, okuyamadı. Uzun süre başıboş, yoksul bir hayat sürdü. ?Acı? anlamına gelen Gorki takma adını alması bu yüzdendir. Yazarlığa romantik öykülerle başladı; öykülerinde gururlu, özgürlüğü seçmiş kahramanların başkaldırışları anlatılır. İlk romanı Foma (1899) ve özellikle Ayak Takımı Arasında (1902) adlı oyunu ona dünya çapında ün sağladı. Daha sonra Çar yönetimince hapsedildi; hapisten çıkınca en büyük devrimci yapıtı olan Ana?yı yazdı. 1917?deki Rus Devrimi?nden sonra, sağlık sorunları nedeniyle bir süre İtalya?ya gönderildi. Kendi hayatını anlatan kitaplar yazı: Çocukluğum (1913?1914), Ekmeğimi Kazanırken (1915?16), Benim Üniversitelerim (1923). 1936 yılında dünyaca ünlü bir yazar olarak Moskova?da ölen Maksim Gorki?nin adı doğduğu kente verildi

Danko?nun Yüreği


Dünyanın uzak bir ucunda, çok eski zamanlarda bir halk yaşardı. Bu halkın yaşadığı toprakların bir yanı büyük bir bozkırlık diğer yanı ise geçit vermez ormanlarla kuşatılmıştı. Bu insanlar neşeli, güçlü, yürekli kişilerdi. Fakat günlerden bir gün her şey değişti, zor günler başladı. Nereden geldikleri belli olmayan yabancı insanlar, yerli halkı ormanlara sürüp çıkardılar.

Asırlık orman oldukça yaşlı ve eskiydi, içi bataklıklarla doluydu, çok karanlıktı. Gökyüzünden bakıldığında orman, ağaç dallarının birbirlerine dolanmaları yüzünden görülemezdi. Güneş ışınları ağaç dalları ve yaprakları arasından geçemezdi, geçip bataklıklara ulaştığında ise çok pis kokular oluşurdu. Ormana gelmek zorunda kalan yerli halk bu kokuya dayanamaz, birbiri ardına ölürlerdi. Kadınlar, çocuklar kan ağlar, babalar kederden sürekli düşünürlerdi.

Halkın kurtulmak için iki yolu vardı. Birinci yol arkalarındaydı, orada kötü ve güçlü düşmanlar vardı. İkinci yol ise önlerinde bulunan her tarafı bataklık ve kökleri çamura saplanmış dev ağaçları olan ormandan geçip gitmekti. Gece gündüz karanlığın, sessizliğin yayıldığı, rüzgâr estiğinde boğuk uğultuların yankılandığı orman, geniş ve aydınlık bozkırlara alışmış olan yerli halkı bunaltıyor, bezdiriyor ve ümitsizliğe düşürüyordu her geçen gün.

Her şeye rağmen güçlü insanlardı bunlar. Bir zamanlar topraklarına zorla girerek kendilerini yenmiş olanlara karşı ölüm kalım savaşına girebilirlerdi. Fakat savaşta ölmek istemiyorlardı. Kendilerine bir şeyler vasiyet edilmişti. Ölürlerse vasiyetleri de kendileriyle birlikte yok olup gidecekti. Sabırla beklerlerdi. Sürekli düşünürler, düşünmekten yorulurlar, içlerindeki ümitsizlik korkularını büyütür ve ruhlarını ele geçirirdi. Pis kokulara dayanamayıp ölenlerin ardından yakılan korku dolu ağıtlar yükselirdi. Kimse gidip özgürlüklerini düşmana teslim etmek, köle olmak istemiyordu.

Bu sırada Danko adında biri çıktı ortaya ve herkesi tek başına kurtardı. İnsanlara şöyle dedi:

 

?Arkadaşlar. Düşünüp durmakla yoldaki kayalar yerinden oynatılamaz. Hiçbir şey yapmayan, hiçbir şey elde edemez, hiçbir yere ulaşamaz. Ne diye bütün gücümüzü, düşünmekle, üzülmekle boşu boşuna harcıyoruz. Haydi, kalkın ayağa. Gidelim. Şu aşılmaz ormanı yarıp geçelim. Dünyada her şeyin bir sonu vardır. Gidelim arkadaşlar. Haydi!?

[1]

Danko?ya baktılar. Danko?nun iyi ve yürekli birisi olduğu gördüler. Danko?yu kendilerine yol gösterici seçtiler. Danko?nun ardından yürüdüler, çünkü ona inanmışlardı.

Yolları zordu, karanlıktı. Bataklıklar insanların bir kısmını yutuyordu. Ağaçlar, ağaç dalları her yeri sarmıştı, ağaç kökleri toprağın üzerinde uzanıyordu. Atılan her adım daha fazla ter, kan ve yorgunluk sebebiydi. Yürüyüş çok uzun sürmüştü.  Orman sıklaşıyor, insanlar azalıyordu. Yakınmaya başladılar, deneyimsiz bir gencin ardına düşmelerinden, nereye gittiklerini bilmediklerinden dolayı. Danko ise güçlü ve tükenmez bir inançla önde yürüyordu.

Gök gürültülerinin ortalığı kapladığı, yıldırımların çaktığı bir anda yorgun insanlar umutsuzca yürüyorlar, Danko?ya karşı öfkeyle söyleniyorlardı. Danko?yu suçlamaya başladılar. Kendilerine zarar veren bir hiç olduğunu, kendisini öldüreceklerini söyledikler Danko?ya.

?Siz kendiniz istediniz, ben de sizi buralara getirdim. Sizlere yol göstereceğime söz verdim. Sözümde de durdum. Ya sizler? Kendi kurtuluşunuz için ne yaptınız? Yalnızca yürüdünüz. Uzun yollar için gücünüzü saklayamadınız. Yalnızca koyun sürüsü gibi yürüdünüz, yürüdünüz.?

[2]

Danko, kurtarmaya çalıştığı, kendisini öldürmek isteyen insanlara baktı, hepsinin birer canavar kesildiğini gördü. Çevresini saran bu insanların yüzlerinde hiçbir soylu görünüşe rastlayamadı. Yüreği öfkeyle kabardı. Fakat insanlara olan sonsuz sevgisi yüzünden öfkesi bir anda yatıştı. İnsanları seviyordu, onları kurtarmak istiyordu. Danko?yu öldürmek isteyen insanlar çevresini sarmaya başladılar. Danko?nun yüreği alevlendi, içini bir hüzün kapladı.

Ormanda gök gürültüsü her yeri sarmıştı, şimşekler çakıyor, bardaktan boşanırcasına yağmur yağıyordu. İnsanlara bağırdı ve birden göğsünü elleri ile yırtarak yüreğini koparıp çıkardı, başının üstüne kaldırdı. Güneşten daha aydınlık bir yürek tutuyordu, göz kamaştıran bir ışık saçıldı ormana. İnsanlar şaşkınlıktan taş kesilmişlerdi. Danko ileriye atıldı, insanlara yürümelerini söyledi. Yürüdüler, yürüdüler?

Ve birden, orman sona erdi. Güneş insanların yüzlerinde parladı, temiz hava doldu ciğerlerine. Büyük bir bozkıra gelmişlerdi. Akşamüstü, güneşin batan ışınları altında, Danko?nun yırtık yüreği göğsünden akan sıcak kan gibi kırmızı olmuştu.

Yiğit Danko, karşısındaki geniş bozkıra gururla baktı, özgür toprağa baktı ve gülümsedi. Sonra yere düşüp can verdi.

İnsanlar sevinç ve umut doluydular. Danko?nun ölümünü bile fark etmediler. Yanında duran yüreğini görmediler. Yalnızca, içlerinden sinsi biri bunu gördü. Bir şeyden korkarak, ayağıyla bastı bu onurlu yüreğin üstüne. Yürek kıvılcımlar saçarak söndü.

***

Maksim Gorki?nin sizlere tanıttığımız bu kitabında Danko?nun Yüreği dışında iki hikâye daha var: Yevseyka?nın Düşü ve İlya?nın Çocukluğu. Gorki henüz küçücük bir çocukken yetim kalmış, yoksul ve zor bir çocukluk geçirmiştir, hayatı kolay geçmemiştir. Eserlerinde ağır ve zor bir yoksulluk, şiddetli toplumsal ayrımlar, farklılıklar, sıkıntılar geniş yer kaplar. Bu gerçekçi atmosfer içindeki çocukların masumiyetlerini, iyilik ve güzellikle dolup taşan kalplerini anlatmadan edemez elbette.

Yoksulluk içindeki insanların gönüllerinin zenginliğinden bahseder mesela Gorki. Okula gitmesi gereken İlya için amcasının hiç parası yoktur. Paçavra, kemik ve eski eşyalar toplayan yaşlı Yeremey Dede, kendisine para verebileceğini, İlya?nın da karşılığında kendisine yardım edebileceğini ve böylece faize ve borca gerek kalmadığını söyler:

?Hay Tanrı senden razı olsun?? diye bağırdı kambur.

?Tanrı bana, ben sana, sen de çocuğu. O da yine Tanrı?ya. İşte böyle. Bir yuvarlakta döner gibi? Ve kimse kimseye borçlu olmaz. İşte böyle dostum.?

[3]

Diye cevap verir Yeremey Dede.

Kitap baskısı kaliteli yapılmış. Kapak tasarımı ve kitabın içinde yer alan resimler çocuklarınızın ilgisini çekecek ve hoşlarına gidecektir. Çocuklarınızın Danko?nun yüreği gibi sevgi, iyilik ve inanç dolu yüreklere sahip olmasını temenni ederiz, vesile olmak dileği ile.

Eleştirel Düşünme:

İnsanların kendilerini saran ve tüketen sorunlara karşı tepkisiz kalmalarının, hiçbir şey yapmadan oturmalarının, sadece yakınmalarının onları kurtuluşa erdirmeyeceğine, çözüm aramak gerektiğine ya da varolan bir çözüm için bir şeyler yapmak gerektiğine, mücadele etmek gerektiğine dair çocuklarınızla özetlediğimiz hikâye üzerinden konuşunuz. Yerli halkın ve Danko?nun tutumlarını, bakış açılarını değerlendirici sorular sorabilirsiniz çocuklarınıza.

Yeryüzünün birçok yerinde bildiğimiz ya da bilmediğimiz milyonlarca yoksul, evsiz, aç insan yaşamaktadır. Okula gidecek ayakkabısı, çantası, kalemi, defteri, parası olmayan çocuklar, okulları olmayan çocuklar, çalışmak zorunda olan çocuklar olduğundan, şükretmeleri gerektiğinden bahsediniz. Okula, bilgiye ve öğretmenlere değer vermesi gerektiğini anlatınız.

 

 www.aileakademisi.org

 

 

 

 




[1]

Gorki, Maksim, Danko?nun Yüreği, Çev: Vartan İhmalyan, Can Sanat Yayınları, 3. Basım Mart 2008, İstanbul, s. 63.

[2]

A.g.e., s. 68.

[3]

A.g.e., s. 40.

Bu site’de yer alan bilgiler kaynak gösterilerek kullanılabilir. 
Eposta: info@aileakademisi.org  
Aile Akademisi© 2011
Tasarım:Baydar Bilişim