Gençlerle İlişkilerimiz: Sorunlar ve Çözümler


264 Gençlik insan yaşamın en kritik dönemlerinden biridir. Anne babaların bu dönemde genç evlatlarıyla kuracağı iletişimin şekli gençlerin ömür boyu sürdürecekleri karakteristik davranışlarda önemli role sahiptir.  

Bu yazıda gençlerle iletişimde anne-babaların sahip olduğu bazı yaklaşımlar ele alınacaktır. Elbette ki bir evde bu yaklaşımlardan bir tanesi öne çıkabileceği gibi, birkaç tanesi de ağırlık kazanabilir. Anne farklı bir yaklaşıma sahipken baba daha farklı bir yaklaşıma inanabilir. Biz yazımızda hangi yaklaşımın gençle ilişkiyi nereye götüreceğini, gençte nasıl bir kişiliğe yol açacağını ortaya koymaya çalışacağız.

Öncelikle, her sorunun bir sistem içinde ele alınması gerektiğini unutmamalıyız. Yani o sorunu ortaya çıkaran bütün parametreler dikkate alınarak sorunu anlamaya çalışmak gerekir. Örneğin anne-baba ve genç arasında yaşanan bir sorunun kaynağı (Örneğin bu bir kıyafet sorunu, ya da yanlış arkadaş seçimi olabilir) sadece aile içi ilişkilerde aranmamalıdır. Ailenin de içinde bulunduğu büyük sistem (sosyal, ekonomik, kültürel ve siyasi koşullar, paradigmalar, değerler) bu soruna kaynaklık eden esas parametreleri oluşturur. Biz sadece sorunun yaşandığı sahneye ve sahnedeki oyunculara yoğunlaşırsak  sahnenin ardındaki suflörleri göremeyebiliriz. Bu ise sorunun kaynağını doğru teşhis edemememizi beraberinde getirir.

Bu makalenin temel amacı evrensel ve küresel sistemin bir alt sistemi olan aile içindeki yaklaşımları ortaya koymaktır. Yani sahnenin gerisindeki suflörleri şimdilik bir başka yazımıza bırakıyoruz. Fakat yine de söylemek istediğimizin şeyin anlaşılması için bu noktaya kısaca değinelim:

Evet, gençlerle iletişim ve ilişki sorunları yaşadığımız doğrudur. Ancak bunun temel sebeplerinden biri küresel emperyalizmin gençleri önemli bir hedef kitle olarak değerlendirmesidir. Gençler onlara göre, bir toplumun deyim yerindeyse ?yumuşak karnı?nı oluşturmaktadır. Çünkü gençlik, modern psikolojik/pedagojik yaklaşımlara göre henüz kimlik arayışı içinde olan, duygu ve düşünceleri ?gel-git?li, çabuk etki altına alınabilen, zaafları olan ve bu zaafların istismar edilmeye açık olduğu bir dönemi ifade etmektedir. 20. Yüzyılda modernizm İslam dünyasında kültürel sömürgeciliğin önemli bir aracı olarak ?gençliği? görmüştür. Genç Osmanlılar, Genç Türkler, Genç Tunuslular, Genç Endonezya, 68 Kuşağı Gençliği ve son Arap İsyanlarındaki gençliğin ?özgürlükçü? sloganları bu bağlamda ele alınabilir.

Bu noktayı bir başka yazımızda tartışacağımızı belirterek, gençlerle ilişki sorunlarında ortaya konulan yaklaşımlara geçelim.  

Gençlerle İletişim/İlişki Sorunlarına Yönelik Yaklaşımlar

Gençlerle iletişim ve ilişki sorunlarına yönelik yaklaşımları üçe ayırabiliriz. Bunlar,

  1. Genci/çocuğu merkeze alan yaklaşımlar,
  2. Ebeveynin kendisini merkeze aldığı yaklaşımlar ve
  3. Ahiret merkezli yaklaşım.

İlk iki yaklaşımın farklı türleri bulunmaktadır. Gerçekte birbirine zıt gibi görünseler de iki yaklaşımın da altında bencilliğin önemli bir yere sahip olduğunu görebiliriz.

Önce genci/çocuğu merkeze alan yaklaşımlara bakalım.

A.    Genci/Çocuğu Merkeze Alan Yaklaşımlar

Bu yaklaşımlarda temel varsayım, ?gencin? arzu ve isteklerinin, seçim ve tercihlerinin, öncelikle dikkate alınması ya da onun dünyasına karışılmaması gerektiğidir. Bu yaklaşımlara göre, genç artık büyümüş kendi tercihlerini yapacak bir yaşa gelmiştir. Bu varsayıma bağlı olarak sıklıkla ifade edilen bir diğer varsayım da, gencin tercihleriyle çatışmanın gence daha büyük bir zarar vereceği ve daha olumsuz bir sonuca yol açacağıdır.

1.Bireyci Yaklaşım: ?Gencin Üstüne Gitmeyin, Onu Sıkmayın, Kendi Haline Bırakın?

Ayırt Edici Özellik: Bu yaklaşımda esas olan herkesin kendi hayatını yaşamasıdır. Çocuk anne-babanın ilgi dünyasındadır ama onu şekillendirme çabası yoktur. Çocuğu olduğu gibi kabul etme argümanına dayanır.

Bu yaklaşım gencin ilgilerine, isteklerine, tercihlerine, kararlarına ?saygı? gösteren, genci olduğu gibi kabul eden yaklaşımdır. Demokratik tutum, hoşgörülü yaklaşım, ılımlı tutum, çağdaş tutum vb. isimlerle de anılır. Kulağa hoş gelen bu yaklaşım, genci çevreleyen olumsuz koşulların ya olmadığı, ya da bunlarla tek başına baş edebileceği varsayımına dayanır. Halbuki gençlik dönemi arayışın yoğun olduğu bir dönemdir. Duyguların değiştiği, düşüncelerin değiştiği, biyolojinin değiştiği, çevrenin değiştiği bir dönemdir. Genç tecrübesizdir. Yanlışlar yapmaya, hatta geri dönülemez yanlışlar yapmaya müsaittir. Hele hele günümüzde gencin çevresini kuşatan tuzakların çokluğunu ve cazibesini düşündüğümüzde bu yaklaşımın ne denli riskli olduğu daha iyi anlaşılacaktır.

Bu yaklaşımın altında gencin kararlarının/tercihlerinin sorumluluğunu üstlenmeme ve bu yolla rahatını bozmama gibi bir motivasyon da söz konusudur. Bu yaklaşıma kaynaklık eden bir diğer motivasyon ise, ebeveynin kendi hayatına karışılmaması ve hesap vermeme arzusudur. ?Ben ona karışmayayım ki o da bana karışmasın? anlayışı bilinçaltında hakimdir.

2.Romantik Yaklaşım: ?Ben Sana Güveniyorum?

Ayırt Edici Özellik: Bu yaklaşımda anne-babanın çocuğuna karşı hem bir ilgisi söz konusudur, hem de onu şekillendirme arzusu vardır. Ama onu şekillendirme için sorumluluk almak yerine, hayali bir iyimserliğin gücüne dayanır.

Bu yaklaşım biçiminde abartılı bir iyimserlik söz konusudur. Ebeveyn çocuğuna sürekli güven mesajları gönderir. Takip etmenin, eksikleri ve yanlışları konuşmanın çocuğu kendisinden uzaklaştıracağına inanır. ?İyi düşünürsem iyi olur? havası hâkimdir. Ama ne var ki, çocuğu çevreleyen şartlar iyi değildir. Çocuktaki olumsuz gidişatı fark edemez. Var olan bazı olumsuz sinyalleri hep iyiye yorumlar. Çocuğuna karşı yöneltilen eleştirilere karşı kapalıdır. Gerçek çocukla değil, hayalindeki çocukla iletişim kurmaktadır. Bu tip çocuklar politikleşebilir. Ebeveynin bu zaafını fark eden çocuk, evde anne-babanın istediği rolü oynarken, dışarıda ise takip edilmemenin ve kendisine duyulan güvenin (gerçekte bu başıboş bırakılmışlık durumdur) rahatlığıyla istediğini yapar.

Bu yaklaşıma uygun yaşanmış bir örneği aktarmak yerinde olacaktır. Otuz yaşlarına yaklaşmış evli bir bayan extasy kullanıyor ve bundan kurtulmak istiyordu. Bu bağlamda kendi hayat hikayesini anlatırken, bu duruma gelmesinde anne-babasının da önemli bir payı olduğunu belirterek:

?Beni hep serbest bıraktılar. Akşamları eve geç geldiğim günlerde bile, nereden geldiğimi sormadılar. Babam hep, sana güveniyorum kızım, derdi. Halbuki o bana bunları söylerken, ben ilk hap kullanmaya başlamıştım. Belki biraz sorup, araştırsalardı, bu yanlışa düşmeyebilirdim. Hala benim hap kullandığımı bilmiyorlar. Çünkü bana olan güvenlerini sarsıp onlara hayal kırıklığı yaşatmak istemiyorum.? demişti.

3.İlgisiz/Kayıtsız Yaklaşım: ?Boşveer Ne Hali Varsa Görsün? Ya da ?Benim Zaten İşim Başımdan Aşkın?

Ayırt Edici Özellik: Bu yaklaşım, gencin dünyasına ilgi göstermemesi yönüyle birincisinden ayrılır. İlk yaklaşım gencin dünyasına ilgisiz değildir; iki farklı dünya birbiriyle paylaşımda bulunur. Bu yaklaşımda ise ebeveyn gencin dünyasından habersizdir. ?Gölge etmesin?? mantığı hakimdir.

Bu yaklaşıma sahip olanlar anne-babaların ilgi dünyasında gençler ya yoktur ya da çok azdır. Gencin ilgileri, istekleri, yönelimleri, çevresi, tercihleri anne-babanın çok umurunda değildir. Yeter ki bana bir sorun çıkarmasın, düşüncesi vardır. Bir diğer ifadeyle, sorunların olup olmaması değil, sorunun kendisine ulaşmaması önemlidir.

Bu yaklaşımda anne-baba daha çok kendi ilgi dünyalarına gömülmüş durumdadır. Bu tür yaklaşım sahipleri çocuklarını altın tepsi üzerinde haz simsarlarına servis ediyorlar demektir.

Bu yaklaşım sahipleri sorun kucaklarına gelinceye kadar gencin dünyasına dahil olmazlar. Örneğin çocuk hırsızlık yaptıktan, devamsızlıktan okulda kaldığında ya da okulda bir suça karıştığı zaman sorundan haberdar olurlar.

Bu yaklaşımın altında da ham bir bencillikle birlikte bir kaçma/kaçınma güdüsü yatmaktadır. Çocuğun sorunlarını çözme sürecine girmenin yaratacağı gerilimden uzaklaşma isteği ebeveyni ilgisizliğe/kayıtsızlığa yöneltebilir. Ne var ki, bu tür ebeveynler genellikle uzun bir zaman sorunları görmezden geldikleri/görmedikleri bir dönemden sonra yukarıda ifade ettiğimiz gibi ağır bir sorunla yüzleşmek zorunda kalırlar.

B.    Ebeveynin Kendisini Merkeze Aldığı Yaklaşımlar

Bu başlık altında yer alan yaklaşımlar ?ipler benim elimde olursa her şey yolunda gider? varsayımına dayanır. Çocuğun duygu, düşünce, tercih ve yönelimleri değil; ebeveynin kendi istedikleri önemlidir.

Totaliter Yaklaşım: ?Bu Evde Benim Dediğim Olur, Beğenmiyorsan Gidersin?

Ayırt Edici Özellik: Genci şekillendirme çabası vardır. Ama bu tek yönlü ve sadece davranışa odaklanan bir çabadır. ?Kontrol bende, patron benim? mesajı verilir. Çocuğun bunu zahiren kabul etmesi çoğu zaman yeterlidir.

Bu yaklaşım sahipleri sıkı bir kontrolden yanadır; çocukta bir vicdan oluşturmaya değil, sadece davranışlarını kontrol etmeye odaklanır. Kontrol etmenin ölçütü ebeveynin kendisidir. Bu yönüyle otoriter yaklaşımdan ayrılır. Hesap vermeyen, hesap soran yaklaşımdır. Çocukla konuşmayan, çocuğu suçlayan yaklaşımdır. İletişim kurmayan, ileti gönderen; anlatan ama anlamayan, konuşan ama dinlemeyen yaklaşımdır. ?Ne diyorsam o? yaklaşımıdır.

Bu tür evlerde gencin iyi bir yalancı ve iyi rol yapan bir kişi olması muhtemeldir. Gencin iletişimi politikleşir. Evde başka, dışarıda başka bir rol oynar. Gencin kişiliğine ve karakterine göre değişmekle birlikte fırsatını bulduğunda isyan bayrağını çeker, intikam almanın yollarını arar. İyi bir intikam almanın ilginç ve sık karşılaşılan bir yolu, gencin ebeveynin istediği gibi olmamasıdır. Bir başka ifadeyle genç ?anne-babasının istediği adam? olmayarak intikam almaya çalışır.

Pasif saldırganlık olarak adlandırabileceğimiz bu intikam yolunu yine yaşanmış bir örnekle açıklayalım. Kendisinden üstün başarılar beklenen bir öğrencim, kendi duygu ve düşüncelerinin anne-babası tarafından hiçbir zaman önemsenmediğini söylüyordu. Şunları söylemişti: ?Onlara göre ben sadece kendisiyle övünülecek, başkalarına hava atılacak birisiyim. Doktor olmamı istiyorlar. Bu benim elimde değil mi? Sırf onlara inat başka bir bölüm tercih edeceğim?

Totaliter yaklaşıma sahip ebeveynler, gençle konuşmaktan, tartışmaktan, onun düşüncelerini almaktan kaçınırlar. Bunun altında kendi kararlarının düşünsel dayanaklarına güvensizlik ve özeleştiri eksikliği yatabilir. Ayrıca farklı bir düşünceyi kendisine yapılmış bir isyan olarak algılama eğilimleri de söz konusudur.

Tepkisel Yaklaşım: ?Ben Sana Dememiş miydim?

Ayırt Edici Özellik: Esas olan ebeveynin haklılığını ispatlama çabasıdır. Sonuçları takip eder. Ama sonuçların nasıl olduğuyla değil, kendi yargılarının doğru çıkıp çıkmamasıyla ilgilenir. Çocuğa verilen serbestliğin arkasında böyle bir güdü yatar.

Bu yaklaşıma sahip olanlar, gençle yaşadıkları sorunu çözmek yerine sorundan kaçmayı tercih ederler. Genci doğru yöne iletmeye çalışırlar. Ancak başarısız olduklarını gördüklerinde, baş edemeyeceklerini düşündüklerinde peşlerini bırakırlar, tepkiselleşirler.

Nasihat ve tavsiyeleri genç tarafından dikkate alınmayan anne-baba, çocuğun başının belaya gireceği zamanı beklemeye başlarlar. Çocuk bir suçla karşılarına geldiğinde, tuhaf bir haz duyarak malumu ilan ederler: ?Ben sana dememiş miydim? Benim sözümü dinlemezsen sonun böyle olur işte!?

 Bu yaklaşıma sahip olan ebeveyn çocuğun düştüğü durumdan ziyade kendini temize çıkarmakla meşguldür. Ama kendini temize çıkarması, çocuğu bulaştığı kirden temizlememektedir.

Polisiye Yaklaşım: ?Benim Gözümden Bir Şey Kaçmaz?

Ayırt Edici Özellik: Bu yaklaşımda esas olan ?mutlak bir şüphe?dir. Mutlaka benden bir şeyler gizliyor, düşüncesi yoğundur. Ben sana güveniyorum yaklaşımının bir bakıma karşıtıdır. Ama benzer sonuçlar üretirler.

Bu yaklaşıma sahip ebeveynler, çocuklarıyla bir hırsız-polis iletişimi kurar. Şüphe iletişimde temel güdüdür. İstihbarat önemlidir. Sürekli sorar soruşturur, araştırır, sorgular, çelişkileri yakalamaya çalışır. Ev bir mahkeme salonu, Ebeveyn savcı, genç sanıktır.

Bu tür evlerde gencin kendini savunma becerileri gelişir. Genç delilleri karartma, gizleme, yanıltma, karşı saldırıya geçme, karşı deliller sunma ve manipülasyonda uzmanlaşır. Genç için bir başka seçenek de ?susma hakkı?nı kullanmasıdır. Dışarıda bülbül gibi şakıyan çocuk evde derin bir sessizliğe gömülür. Bu tür evlerde hemen her gün bir olay vardır. Bu tür evler, aksiyonu bol, heyecanlı bir ?polisiye dizi? setini andırır.

Gerçekte bu kovalamacanın bir sonu yoktur. Baba kimi zaman suçüstü yapar, ama kimi zaman da genç kazanır. Bu yaklaşım gençte zamanla ?Adım çıkmış sekize?? psikolojisini de oluşturur ve genç suçlamaya , cezaya, tehdit ve tahkire karşı aşılanır?

Çöl İklimi Yaklaşımı: ?Hem Döverim Hem Severim?

Ayırt Edici Özellik: Ebeveynin tamamen duygusal durumuna göre hareket ettiği bir yaklaşımdır. Keyfi yerinde olduğunda gencin kötü davranışları bile ?iyi?; morali bozuk olduğunda ?iyi? davranışları bile kötüdür.

Bu yaklaşıma sahip ebeveynler sıklıkla otoriter yaklaşımla karıştırılır. Halbuki otoriter yaklaşımla hiç ilgisi yoktur. Çünkü otoriter yaklaşımda sınırılar vardır. Kurallar önceden belirlenmiştir ve bu kurallar aile üyeleri tarafından bilinir. Sınırlar aşıldığında ne yapılacağı bellidir. Bu yaklaşımda ise ebeveynin ne zaman döveceği, ne zaman seveceği belli değildir.   Bugün ?Allah belanı versin, senin gibi çocuk olmaz olsun? diye feryad eden ebeveyn, yarın gözleri yaşlı derin bir pişmanlıkla ?Biliyor musun oğlum/kızım seni canımdan çok seviyorum, sen benim her şeyimsin? moduna girer.

Bu evde öfke vardır, bağırma çağırma boldur, suçlama, tehdit ve hatta yerine göre dayak da vardır. Ama kurallar yoktur. Ebeveyn serttir, öfkelidir, bağırır-çağırır ama otoriter değildir. Çünkü yarın değişecektir. Esas olan kendi duygularıdır. Bu tür evlerde genç anne-babasını kısa zamanda çözer. Bildiğini okur, söylediğini yapar. Anne babasını umursamaz, çünkü bilir ki bu öfke geçicidir. Bu tür evlerdeki duygusal atmosfer çöl iklimine benzer; geceleri dondurucu soğuk, gündüzleri yakıcı sıcak. Bu sebeple nasıl ki çöllerde sıcak-soğuk arasındaki aşırı farktan dolayı toprak tutmuyorsa, bu tür evlerde çocuklarda davranış oluşmaz.

C.    Ahiret Merkezli Yaklaşım: ?Sen de Ben de Hesaba Çekileceğiz?

Gençlerle yaşadığımız ilişki sorunlarını çözebilmek ve onları salih evlatlar olarak topluma kazandırabilmek için anne babaların ahiret merkezli bir yaklaşıma sahip olmaları kaçınılmazdır. Ancak bu yaklaşımın ayrıntılarına geçmeden önce önemli bir noktayı hatırlatmakta fayda var.

Anne-babalar olarak çocuklarımızın hayırlı evlatlar olarak yetişmesinde önemli bir role sahibiz ve elbette ki üstümüze düşen pek çok sorumluluk var. Ama şunu unutmamalıyız ki, bizler üstümüze düşen her türlü sorumluluğu yerine getirsek de sonuç bizim istediğimiz gibi olmayabilir. Çünkü karşımızdaki kişi artık Alah?ın ?mükellef? tuttuğu bir kişidir. Doğruyu ve yanlışı seçme hakkına sahiptir ve sonuçlarına da katlanacaktır.

Burada anne-babalar olarak üç temel sorumluluğumuzun olduğunu düşünüyorum.

  • Birincisi, bizden kaynaklanan bir sebeple onları yanlışa sevketmemek ve yanlışlarında ısrar etmelerine neden olmamak.
  • İkincisi, onlara uygun bir dil ve uslupla doğruları anlatmak ve onlara zemin hazırlamak.
  • Üçüncüsü ise, onlara kendi yaşantımızla model olmak. Ama bunu yaparken ?bak ben böyle yapıyorum sen de böyle yap? havasıyla değil, o yapsa da yapmasa da kendi sorumluluğumuzun gereği olarak bunları yapmak.

 

***

Ahiret merkezli yaklaşımın temelindeki prensip anne-baba ve genç arasındaki yukarıda saydığımız sebeplerden kaynaklanan sorunları daha başlangıçta çözüme kavuşturmaktadır. Gençlik bilindiği gibi, otoriteye isyan dönemi olarak isimlendirilmektedir. Bu sebeple gençlere dönük ?gençtir, yapar; hoş görün, üstüne gitmeyin? gibi yersiz bir algı topluma yerleşmiştir. 

Ahiret merkezli yaklaşımın temelinde yatan prensip, anneyi de, babayı da, genci de ilahi otorite karşısında eşit sorumluluğa sahip kılmasıdır. Bu temel ilke bütün aile üyelerini ?kulluk? düzleminde buluşturur. Böylelikle daha başlangıçta, modern ideolojiler tarafından da sürekli kışkırtılan ?otorite savaşları? son bulur.

Bu yaklaşımda herkes ?hesap veren? konumdadır. Bu yaklaşımda herkes sorumludur. Bu yaklaşımda herkes  kaygılıdır; herkes ümitlidir. Bu yaklaşımda herkes yanlış yapma zafiyetine; herkes tevbe etme hakkına sahiptir. Bu yaklaşımda öfke, husumet, mücadele ve su-i zannın odağı aile üyeleri değil, şeytani ve müfsid odaklardır. Bu yaklaşımda genç yanlışa düşmüşse mutlak suçlu değildir; mağdurdur ve yardıma ihtiyacı vardır.

Bu temel prensibin evde ve toplumda var ettiği ?psikolojik odak? çok önemlidir;  aile üyeleri arasında muhabbet, sabır, merhamet ve hakkaniyet gibi değerlerin hakim olduğu bir psikolojik iklimi hakim kılar.

Ahiret merkezli yaklaşım, yukarıda sözünü ettiğimiz yaklaşımların olumsuzluklarından bizleri koruyacak ve bize şöyle seslenecektir;

Bireyci olamazsınız; ilgisiz ve kayıtsız olamazsınız, çünkü kendinizden de çocuğunuzdan da sorumlusunuz.

Romantik olamazsınız, çünkü şeytanın boş durmadığını biliyorsunuz.

Tepkisel olamazsınız, çünkü nefsinize temize çıkarmakla değil, tezkiye etmekle sorumlusunuz.

Totaliter olamazsınız çünkü ilahi otoritenin hükmü altındasınız.

Polisiye yaklaşımların sökmeyeceğinin farkındasınız, çünkü her yerde hazır ve nazır tek bir İlaha inanıyorsunuz.

Dün farklı bugün farklı olamazsınız, çünkü kriterleriniz, uymanız gereken ölçüler var.

Tabi ki, burada ?olamazsınız? derken, hiç böyle davranmamalıyız demek istemiyoruz. Bu yaklaşımların altında yatan temel varsayımları kabul etmemeliyiz demek istiyoruz.

Diğer taraftan ahiret merkezli yaklaşım, yukarıda sözünü ettiğimiz yaklaşımların içinde bulunan kimi doğruları da kendi içinde toplar:

Karşımızdakinin de bir birey olduğunu biliriz, çünkü Allah herkesi kendi yaptıklarıyla hesaba çekecektir.

Pozitif ve olumlu bakış açısını korumalıyız, çünkü Allah Rahmandır, Rahimdir. Tevbe kapısı açıktır. Bir şüphe payı bırakmalıyız, çünkü Şeytan aldatmak için türlü tuzaklar kurar.

Kur?an bizlere ?Kendinizi ve ailenizi yakıtı insanlar ve taşlar olan ateşten koruyun? diye emrediyor. Peygamber efendimiz (SAV) de ?Hepiniz bir çobansınız, güttüklerinizden sorumlusunuz? buyurmuştur. Bu ayet ve hadislerden anlıyoruz ki, ahiret merkezli yaklaşımda anne-baba ve çocuk ilişkisi, herkesin kendi dünyasını yaşadığı ya da arzu ve isteklerine göre hareket ettiği bir ilişki biçimi değildir. Bu ilişki biçiminde bir otorite vardır ve bu otoriteyi ebeveyn temsil eder. Ancak bu noktada otoriterlik ile totaliterlik arasında bir fark olduğunu vurgulamalıyız.

Otoriter yaklaşımda kurallar ve sınırlar vardır. Bu kurallar ve sınırların aşılması halinde yaptırımlar da söz konusudur. Ancak bu kurallar keyfi olarak konulmuş ve tek taraflı uyulması istenen kurallar değildir. Anne-baba ilahi sınırları, çocuklarına öğretmekten ve bu sınırların korunmasından sorumludur. Bu sebeple ebeveyn, gence nasihat eder, tavsiyede bulunur, uyarı ve ikazlar yapar ve gerekirse bazı yaptırımlarda da bulunabilir. Ama bütün bunların hepsi öfke, husumet ve keyfilikle yapılan şeyler değil, merhametle yapılan müdahalelerdir. Anne-baba?nın evdeki otoritesinin sınırlarını da tabiî ki ilahi sınırlar belirleyecektir. Bu sınırların dışında hiç kimsenin bir diğerine (anne-baba da olsa) bir şey dayatmaya hakkı yoktur. 

Bütün bunlar ahiret merkezli yaklaşıma sahip olanların başka bir bilgiye ya da uyarıya ihtiyacı olmadığı anlamına gelmiyor. Çünkü bazı şeylere inansak da kimi zaman neyi, nasıl yapacağımızı ve ne zaman yapmamız gerektiğini çıkaramayabiliriz. Bu cümleden olmak üzere, anne-babalar olmak hepimizin  gençlerle iletişimde dikkat etmeleri gereken bazı önemli noktaları hatırlatmak istiyoruz. Bu hatırlatmaları okurken, elbette her insanın farklı kişilik özelliklerine sahip olduğunu ve her sorunun kendi bağlamı içinde anlam kazandığını unutmamalıyız. Dolayısıyla buradaki tavsiyelerin her biri herkes için doğaldır ki uygun olmayacaktır.

Gençlerle İletişimde Dikkat Edilmesi Gereken Noktalar:

1.    Gençlere Amaç Bilinci Kazandırın

Bir söz var: ?Rotası belli olmayan bir gemiye hiçbir rüzgar yön veremez? diye. Ben bu sözü şöyle değiştiriyorum: ?Rotası belli olmayan bir gemiye esen her rüzgar yön verir.? Doğru seçilmiş bir amaç, genci yön sahibi yapar, kötülüklerden korur. Çünkü bir amaç sahibi olmak demek, aynı zamanda aşağıda saydığımız nitelik ve duyarlılıklara da sahip olmak demektir. Yaşamı anlamlı kılacak bir amaç için;

  • Amaca ulaşmak için ara hedefler belirlemek,
  • Amaca götürecek bir yol izlemek,
  • Yol arkadaşı seçmek (amaca götürmeyen yollarda yürüyen kişiler doğal olarak bizim arkadaşımız olmayacaktır),
  • Yoldaki tuzaklar/engeller karşısında uyanık olmak,
  • Bu tuzak ve engellerden koruyacak, yolu iyi bilen bir rehbere ihtiyaç duymak,
  • Yolda karşımıza çıkan çeldirici ve başka yollara çağıran/fısıldayan, yoldan çıkarmaya çalışan düşmanların farkında olmak,
  • Yola uygun araçlara ve yöntemlere sahip olmak,
  • Karşımıza çıkan her şeye ?Bu, benim amacıma hizmet ediyor mu?? sorusuyla yaklaşmak gerekmektedir.

Dolayısıyla amaç; hedefleri, yolu, aracı, yöntemi, yol arkadaşı ve yolda takip edilecek rehberi belirler. Doğru ve sahih bir amaç, diğerlerini seçimine de rehberlik edecektir. Amaç, varılacak son noktayı ifade eder. Bu sebeple Ahiret amaç olduğunda geri kalan unsurların bu amaca hizmet etmesi kolaylaşır.

2.    Gençlere Söz Hakkı Tanıyın

Gençler yetişkinlerin dünyasına dahil olmak ister. Bunun en güzel yolu onları kararlarımıza ortak etmektir. En azından onların da fikrini almak ve görüşlerini sormaktır. Bu onları bizlere yaklaştıracak ve sorumluluk almaya hazırlayacaktır.

3.    Doğruları Gerekçeleriyle Birlikte Açıklayın

Gençlere yetişkin muamelesi yapılması önemlidir. Sadece kendi doğrularımız iletmemiz ve bunlara uymalarını beklememiz onları rahatsız edebilir. Onları bir davranışa yönlendirmek istiyorsak, bunu gerekçeleriyle birlikte açıklamamız uygun olacaktır. Aksi, ?bana hala çocuk gibi davranıyor? algısına yol açacaktır.

4.    Bazı Hataları Görmezden Gelin (Özellikle Kendileri Bu Hatanın Farkındaysa)

Gencin yaptığı her hatayı, masaya yatırmak gencin zaman içinde bizden uzaklaşmasına ve hatalarını savunmasına yol açacaktır. Özellikle kendisinin de farkında olduğu hataları söz konusu etmek, onların bizi dinlememesine ve ?Sanki ben bilmiyorum!? diye düşünmesine yol açacaktır. Bu ise sonraları, önemli olan uyarılarımızı da dinlememelerine yol açabilir.

5.    Bazı Yanlışlarını Kendilerinin Fark Etmesine ve Düzeltmesine Fırsat Tanıyın

Bedeli ağır olmayacak bazı hataları ya da yanlış seçimleri hemen söz konusu etmemek ve kendilerinin fark etmesine ve düzeltmesine fırsat vermek önemlidir. Örneğin, bağlama kursuna gitmek istiyor ve siz de bu konuda onun yeteneğinin olmadığını düşünüyorsunuz. ?Nasıl olsa öğrenemeyeceksin, boş boşuna para verme!? gibi bir uyarı, genci bize karşı savunmaya itebilir. Bunun yerine ya sessiz kalmak ya da sadece küçük bir soru yöneltmek yeterli olabilir.

6.    Bazı Eleştirilerinizi Soru Şeklinde Yöneltiniz

Doğru bir zamanda ve doğru bir şekilde sorulmuş sorular genci kendi içinde muhasebe yapmasına ve sizin istediğiniz kararı kendisinin vermesine fırsat sağlayabilir. Ama burada dikkat edilmesi gereken nokta soruların; iğneleyici ya da zaten cevabı belli olan sorular değil, düşünmeye sevk edici gerçek sorular olmasıdır. Örneğin, arkdaşlarından birisinin facebookta sizin çok uygun görmediğiniz paylaşımlarda bulunduğuna şahit oldunuz. Bu durumda, ?Kenan?ın küfürlü bir karikatür paylaşması doğru mu?? gibi bir soru cevabı zaten belli olan gerçek bir soru değildir. Bunun yerine ?Kenan?ın Face?deki paylaşımları hakkında ne düşünüyorsun? gibi bir soru daha doğru bir soru olacaktır.

7.    Gençlere Büyük Fotoğrafı Gösteriniz, Fotoğrafı Onunla Aynı Cephede Olacak Şekilde Büyütünüz

Bir davanız olmalı. Oğlunuz/kızınız sizi bir dava uğrunda koşuştururken görmeli. Bir davanızın olması demek, dostlarınızın ve düşmanlarınızın olması demektir. Onlara sahnenin arkasındaki düşmanı gösteriniz. Yeryüzündeki zulmün asıl kaynaklarını gösteriniz. İffetimize, onurumuza, değerlerimize yapılan hakaretlerin kaynağı hakkında onlarla konuşun, onları bu tür konuşmaların olduğu etkinliklere götürün. Dünyadaki siyasal gelişmeleri muhabbet konusu edin. Yeryüzündeki çifte standarda, iki yüzlülüğe, menfaatçiliğe, çelişkilere, sömürge faaliyetlere dikkat çekin. Mazlumların, açların, yoksulların durumundan bahsedin ve niçin bu durumda oldukları hakkında konuşun. Sadece onun ya da sizin değil, hepimizin hedef olduğu konusunda onda duyarlılık oluşturun. Gençlerin, haksızlığa tahammülleri yoktur. Eğer bir otoriteye isyan edeceklerse, bu niçin yeryüzünü fesada boğan tağuti otoriteler olmasın? Asıl cesaretin, zulmü/fesadı örgütleyenlere karşı verilecek mücadele olduğu konusunda onlarda bilinç oluşturun.

8.    İlke ve Değerlerinizi Evde Sıklıkla Sohbet Konusu Edinin

Gençler sizin yanınızda sizin fikirlerinizi savunmasalar bile, ilginçtir ki, arkadaşlarının yanında sizin mantıklı ve hakkaniyetli fikirlerinizi savunacaklardır. Gençler kendi aralarında sadece spor ve müzik konuşmaz. Siyasetten, felsefi konulardan da bahsederler. Bu tür ortamlarda sizden öğrendikleri, arkadaşlarının arasında ona bir ayrıcalık sağlayacaktır. Bu, oğlunuzun/kızınızın sizinle daha fazla muhabbet etmesini sağlayacaktır. Özellikle, değerlerinizi yansıtan veciz sözleri, şiirlerden mısraları, aforizmaları, anıları sık sık ev ortamında paylaşın. Bu konuda tekrara düşmekten zarar gelmeyecektir. Tam tersine tekrar, gencin/çocuğun bu değerlerin zihnine kazınmasını sağlayacaktır. 

Bu cümleden olmak üzere:

  • Genç sahabelerin hayatlarını üzerinde sıklıkla durun
  • Onları İslami değerlerden  duyulan aşağılık ve yenilgi psikolojisinden uzak tutun. Bu konu üzerine konuşun. Üstünlük ve izzetin islamda olduğunu anlatın. Tarihten ve günümüzden örnekler verin.
  • Derslerindeki başarının onların sahip olduğu değerlere hizmet etmesini sağlayacağını hatırlatın.

9.    Bazen Sorularınızla Onu Sıkıştırın

Onun doğru bir fikri savunduğunu gördüğünüzde ?Aferin, çok güzel? demektense, onu zorlayacak rasyonel sorular sormak, onun savunduğu fikre daha fazla sarılmasına ve bu fikri daha sağlam dayanaklara oturtmasına fırsat verir.

10. Onu Takip Edin Ama Tahkir Etmeyin

Gence karşı mantıklı bir şüphe içinde olmak faydalıdır. Çünkü onlar tecrübesizdir. Bir taraftan ?ben artık büyüdüm? havasındadırlar, diğer taraftan ise kafaları karışıktır ve zaafları vardır. Bu kafa karışıklığı ve zaafları onları yanlış yapmaya itebilir. Bu sebeple bir gözümüzün sürekli üzerlerinde olmasına fayda vardır. Bunu ?sıkı hafiye?liğe götürmeyecek bir şekilde yapmak önemlidir. Böyle bir takip çoğu zaman onları büyük bir tehlikeden koruyacak ve ona karşı takip edeceğiniz yönlendirme stratejisi konusunda size veri sağlayacaktır. İlgileri, eğilimleri, sevdiği ve sevmediği vb. şeyler hakkında bilgi sahibi olmak, onunla konuşurken neleri dikkate alacağımız konusunda fayda sağladığı gibi hangi önleyici tedbirleri almamız gerektiği hususunda da bize fikir verecektir. Ancak bu takip esnasında gördüğümüz yanlışları onları tahkir etmek için kullanmamalı, önleyici/koruyucu tedbirler almak için bir veri olarak görmeliyiz.

11. Takdir ve Taltifi Daha İncelikli Bir Şekilde Yapın

Gencin güzel davranışlarını ?Aferin benim aslan oğluma? şeklinde doğrudan ifade etmektense (Ki, bu taltif şekli daha çok ilkokul çocuklarında işe yarar) daha incelikli bir şekilde yöneltmek gerekir. Örneğin, ona ciddi bir görev vermek ya da bir sohbet esnasında onun daha önce savunduğu bir görüşe atıfta bulunmak gencin daha çok hoşuna gidecektir. Tabi ki, burada daha çocuksu olan gençler için bu öneri tamamen geçerli olmayabilir.

12. Davranış Değişikliği İçin Sabırlı Olun

Gençlerin her zaman aynı düşünceleri savunmadıklarını, aynı tutumları sürdürmediklerini aklınızda tutunuz. Bu sebeple onların yanlış bir görüşünü ya da davranışlarını gördüğünüzde hemen infiale kapılmayınız. Soğukkanlı bir şekilde gerekli önlemleri aldıktan ve gerekli girişimleri yaptıktan sonra sabırlı olunuz.

13. Hemen Defterden Silmeyin, Her Ne Olursa Olsun Kapıyı Bir Miktar Açık tutun

Gencin büyük bir yanlış yaptığını ve yanlışında da ısrar ettiğini gördünüz. Böyle bir durumda elbette ki, kesin, net ve açık olmak gerekir. Ama bunu yaparken, ?Artık benim gözümde bittin? mesajı vermemek doğru olur. Bazı durumlarda kapıları kapatsak bile kilitlemek gerekir. Geri döndüğünde kapının açık olacağını bilmeli. Bu ona yanlışından dönme fırsatı verir. Aksi takdirde ?Battı balık?? psikolojisine düşmesi kaçınılmazdır. Bu tür durumlarda ?Zararın neresinden dönülürse kardır? mantığı daha doğrudur.

14. Bazı Yanlışlarında Karşısında Değil Yanında Olun

Gençler bazen iyi niyetle, ya da sonuçlarını algılayamadıkları için bazı yanlış tercihlerde bulunurlar. Bu tür durumlarda onlara her şeyi basit ve anlaşılır bir dille anlatmalıyız. Ama yine de onlar kendi bildiklerini okuyabilirler, çünkü onun doğru olduğuna inanıyorlardır. Böylesi durumlarda onunla karşı cepheye geçmektense, yanında durmak daha faydalı olabilir. Tabi ki burada yanlışın yanında değil, çocuğun yanında olduğumuzu hatırlatmalıyız. Bu yöntemi uyguladığımız ve başarılı olduğumuz bazı örnekler var. Bir tanesini kısaca aktarayım. Liseye giden bir öğrencimin popüler ama düzenbaz bir arkadaşı vardı. Babası bunu öğrendiğinde çok kızmıştı. Oğlunun da öyle olmasından endişe ediyordu. Kaldı ki, bazı sinyaller de yok değildi. Gencin yapısını az-çok biliyordum. Babası karşısına dikilse rest çekebilir ve geri dönülmez bir yola girebilirdi. Çünkü arkadaşına inanıyordu. Baba, gencin yanından hiç ayrılmadı. Arkadaşını da hiç bir zaman onaylamadı. Yeri geldikçe o kişinin eksikliklerine, yanlışlarına, çelişkilerine ve yalanlarına dikkat çekti. Zaman içinde çocuk da bunu fark etti ve o çocukla arkadaşlığını bıraktı.

Bu yöntemde şunu hatırlatmakta fayda var. Bu yöntemin tercih edilmesi, çocuğun yönelimi ve kişiliğiyle yakından alakalıdır. Siz rest çektiğinizde, çocuğun da rest çekeceğini ve geri dönülemez bir yola gireceğini düşünüyorsanız bu yöntem uygulanmalıdır. Bazı gençlerde ise, daha kesin, daha köşeli bir tavır daha faydalı olabilmektedir. Diğer bir ifadeyle itaate eğilimli gençlerde, köşeli tavır; isyana eğilimli gençlerde ise daha uzun vadeye yayılmış bir yöntem daha etkili olabilir.

15. Bazen ?Ya O, Ya da Bu? Şeklinde İkili Bir Tercihte Bulunmaya Zorlayın

Bazı durumlarda gençler vurdumduymazlığından, ya da ihmalkarlıktan dolayı yanlışlarında ısrar edebilirler. Konuşmanın, uyarının, nasihatin ve diğer ikna yöntemlerinin işe yaramadığı böylesi durumlarda genci iki tercih arasında bırakmak faydalı olabilir. Örneğin, derslerini asan, okula gitmeyen, günlerini boş işlerle geçiren bir gence ?Ya okula gidersin, ya da seni okuldan alır, bir dükkana çırak veririm, tercih senin? gibi bir yaklaşım, daha etkili olabilir. Bu yöntem, kendisinde olmayan, bilincini yitirmiş bir kazazedeye şok tedavisi uygulamaya benzetilebilir. İçinde bulunduğu durumun vehametinin farkında olmayan gençler için kimileyin böylesi şoklar faydalı olabilmektedir.

16. Onları Sosyal/Kültürel/Eğitsel Grup Faaliyetlerine Teşvik Edin

Gençlik dönemi aynı zamanda bir kimlik edinme dönemidir. Gençlerin bir gruba ait olma ihtiyaçları vardır. Kendilerini ifade edebilecekleri, tartışıp öğrenebilecekleri, yeteneklerini ve düşüncelerini ortaya koyabilecekleri gruplar gençler için bir ihtiyaçtır.

Günümüz gençlerinin en önemli problemleri arasında bencillik, haz merkezlilik, sorumsuzluk ve sabırsızlık yer almaktadır. Gençlerin sosyo-kültürel temelli kolektif çalışmalarda görev alması onların bu diğergamlık, arzularını erteleme, sorumluluk ve sabır gibi özellikler kazanmalarına yardım edecektir. Şunu unutmamak gerekir ki, gençler artık kendi ortamlarını oluşturmak ve kendi yaşıtlarıyla bir arada bulunmak isterler. Bu ortamların, zeminlerin hazırlamasında bizim de onlara yardımcı olmamız, onları vakıf, cemaat ve dernek gibi sosyal ortamlara yönlendirmemiz gerekir. Biz bunu yapmadığımızda onlar, çete vb. zararlı kollektiviteler içine girebilirler.

17. Onları Sadece Okumaya Değil Yazmaya ve Tartışmaya da Teşvik Edin

Gençleri mümkünse süreli bir yayına abone olmaya teşvik edin. Dergideki yazıları birlikte tartışın. Gençleri sadece okumaya değil, okuduklarını eleştirmeye tartışmaya da cesaretlendirin. Bununla beraber ilgilendikleri konularda yazmaları için onları yönlendirin. Yazdıklarını dergi, gazete ya da internet sitelerinde yayınlamaları için onları teşvik edin.

18. Onlar İçin Sürekli Dua Edin

Rabbimiz, Kur?an?da ?Duanız olmasaydı, ne değeriniz olurdu? buyuruyor. Biz çocuklarımıza en güzel nasihatleri yapabiliriz ama onların kalbe etki etmesini Rabbimiz sağlayacaktır. Bunun için, çocuklarımız için gecenin karanlığında, fecr vaktinde kalkıp dua etmeliyiz. Müfsidlerin onlar için kurdukları tuzakları hatırlayıp kaygılanmalı ve Allah?a sığınmalıyız. Kaygıyla, ümitle ve gözyaşıyla Rabbimize onları doğru yola yöneltmesi ve koruması için dua etmeliyiz.

19. Ahiret Bilincini Her Daim Diri Tutun

Biz çocuklarımızı her ne kadar takip etmek istesek de, onların bütün davranışlarını gözleyemeyiz. Eğer çocuklarımıza ahiret bilinci kazandırabliirsek, kimse görmese de ?O? görüyor, duyarlılığı kazandırabilirsek, bu duyarlılık çocuklarımızı kötülüklerden koruyacak ve onu iyiliğe yöneltecektir. Aslına bakılırsa gencimiz için en güzel rehber de onda yerleşmiş olan ?Ahiret Bilinci? olacaktır.

20. Hz. Nuh?u ve Hz. Lut?u da Hatırlayın

Bazen bizler elimizden geleni yapsak da sonuç bizim istediğimiz gibi olmayabilir. Bizlere düşen onları kötülüklerden ve cehennem azabından korumaya çalışmaktır. Ama karşımızdaki artık bir çocuk değildir. Bizim bütün çabalarımıza rağmen, yine de yanlışında ısrar edebilir ve kendine gayr-i İslami bir yol tutabilir. Böyle bir durumda bize düşen onun yanlışlarına destek vermemek ve onun gittiği yoldan beri olduğumuzu ilan etmektir. Kendimizi çocuklarımızla özdeşleştirmemeliyiz. Onlar bizim çocuklarımız ama yine de hes abı tek başlarına verecekler ve kendi davranışlarından sorumlular.

***

Yazının başında da belirttiğimiz gibi, gençlik günümüzde küresel emperyalizmin hedef tahtasındadır. Eğlence teknolojisindeki pek çok gelişme gençliğin geleceğini ipotek altına almak için üretiliyor. Gençlik haz ve keyif çukurunda uyuşturulmak isteniyor. Bize düşen ise, en başta anne-babalar olmak üzere, bu planları boşa çıkarmak ve gençliğin elinden tutarak değerlerimizin çizdiği yolda birlikte yürümektir.

Teşekkür: Bu yazının yayınlanmasından önce yazıyı okuyup bana geri bildirim veren Yasin Kuruçay?a teşekkür ediyorum. Yazıdaki pek çok yeri onun uyarısıyla değiştirdim ve yine onun önerisiyle bazı eklemelerde bulundum. 

Yorumlar

Yüreginize ve bileginize saglik Hocam....

Bizim üzerimizdede cok hakkiniz gecti,asla ödiyemeyiz..vesselam..

Yorum görüntüleme seçenekleri

Yorumların gösteriminde tercih ettiğiniz şekli seçiniz ve değişiklikleri "Ayarları kaydet"e tıklayarak kaydediniz.

Yeni yorum gönder

Bu alanın içeriği gizlenecek, genel görünümde yer almayacaktır.

Bu site’de yer alan bilgiler kaynak gösterilerek kullanılabilir. 
Eposta: info@aileakademisi.org  
Aile Akademisi© 2011
Tasarım:Baydar Bilişim