Küçük Prens


Küçük Prens her yaştan insanın okumuş veya duymuş olduğu dünyaca ünlü bir öyküdür. Kitap, büyüklerin dünyasına bir çocuk tarafından, çocukların zengin anlam dünyaları açısından bir eleştiridir. Çocuklar henüz kalıplaşmış fikirlere, yargılara sahip değildir.16 Küçük Prens



 


Kitabın Adı: Küçük Prens, 93 sh.
Yazarı: Atoine de Saint Exupery
Yayınevi: Hece yay.
Çeviren: Fahrettin Aslan
Yaş: 9 yaş ve üstü


İnceleyen: Oğuzhan Özdemir


 


Atoine de Saint Exupery


Fransa?nın Lyon kentinde 29 Haziran 1900?de doğdu. Beş kardeşin üçüncüsüydü. Ecole des Beaux-Arts?da mimarlık okudu. 1921?de Strasburg?da bulunan Fransız Hava Kuvvetleri?ne teknisyen olarak katıldı, pilotluk eğitimi aldı. Sonra, Tolulouse-Dakar arasında posta servisi yapan uçağın pilotu oldu. Exupéry, İspanya İç Savaşı boyunca ve 1938?e kadar, yıllarca Afrika?da pek çok uçuş yaptı. 1938?de Alman orduları Fransa?yı işgal edince Amerika?ya gitti. Güney Postası (1929), Gece Uçuşu (1931), Savaş Pilotu (1942) eserlerinde uçuş anılarını anlatır. Küçük Prens (Le Petit Prince) ABD?de yayılmıştır. II. Dünya Savaşı çıkınca Fransa?ya geri dönen Exupéry, yeniden orduya katıldı. 31 Temmuz 1944?te yaptığı bir uçuş sırasında Akdeniz?de kayboldu. Paris?te, Santiago du Chili meydanında adına inşa edilmiş bir büstü bulunmaktadır.


Küçük Prens


Exupéry altı yaşındayken, Ekvator ormanlarını anlatan bir kitapta olağanüstü bir resim görmüştü. Yırtıcı birhayvanı yutan bir boa yılanı resmiydi bu. Boa yılanlarının avlarını çiğnemeden olduğu gibi yuttuklarını, sonra, kımıldayamadıklarını ve altı ay uyuduklarını öğrenir. Bunun üzerine renkli bir kalemle ilk resmini yapar. Bu resim görünüşte bir şapkaya benzemektedir. Bu şaheserini büyüklere gösterir ve onlara korkup korkmadıklarını sorar. Büyükler ise kendisine ?şapkanın korkutacak nesi var? diye cevap verirler. Fakat küçük ressamımız bir şapka resmi yapmamıştı aslında. Bir fili yutmuş boa yılanı resmi çizmişti. Daha sonra büyüklerin anlayabilmesi için yılanın içini de çizer.


?Büyüklerin her zaman açıklamalara ihtiyacı var. Büyükler, içten veya dıştan boa yılanı çizmeyi bırakmamı; en iyisi, coğrafya, tarih, aritmetik ve dilbilgisi çalışmamı öğütlediler. O güzel ressamlık mesleğini, altı yaşımda, işte böyle bıraktım. Büyükler, bir şeyi hiçbir zaman kendi başlarına anlayamazlar. Çocukların da her zaman açıklama yapmaları yorucu oluyor.?[1]


Yazar başka bir meslek öğrenmek zorunda kalmış ve uçak kullanmasını öğrenmiş. Dünyanın her tarafına uçarak birçok ciddi adamla birçok ilişkisi olmuş. Büyüklerle bir arada çok bulunmasına rağmen büyükler hakkındaki fikri pek değişmemiş. Biraz akıllı gözüken birisi ile karşılaştığında hep yanında taşıdığı ilk çizdiği resmi gösterirmiş ve hep ?Şapka!? cevabını alırmış. O zaman ne boa yılanlarından, ne de yıldızlardan söz edermiş. Onlar gibi briçten, golften, siyasetten ve kravatlardan konuşurmuş. Böylece konuştuğu büyük adam da, aklı başında biriyle tanıştığı için çok memnun olurmuş.


Hikâyemiz, yazarın altı yıl önceydi dediği, Büyük Sahra?da uçağının arızalanması ile başlar. Motordan bir şey kırılmış ve çölde tek başına mahsur kalmıştır. Yanında ise yaklaşık sekiz günlük suyu bulunmaktadır. Gün doğarken, küçücük, beklenmedik bir sesle uyanır yazar? Yazarın Küçük Prens ile tanışması ve daha sonra dost olması bu beklenmedik ses ile birlikte meydana gelir.


Küçük Prens küçücük bir gezegende yaşayan ve birçok gezegeni gezip daha sonra dünyaya gelen bir çocuktur. Küçük Prens?in gezegeninde aşırı hızla çoğalan ve büyüdükçe tehlike oluşturan zararlı baobablar vardır. Bu bitkilerle mücadele edebilmek için çölde karşılaştığı pilotumuzdan kendisine bir koyun resmi çizmesini ister. Exupéry resim çizemediğini üzülerek belirtir. Daha çok tarih, coğrafya, matematik ve dilbilgisi çalışmış ve resimden vazgeçmişti altı yaşındayken büyüklerin tavsiyeleri üzerine. Küçük Prens, Exupéry?nin koyun resminden önce çizdiği ilk resmin o güne kadar herkese gösterip de bilemediği fil yutmuş boa yılanı olduğunu kolaylıkla bilir. Bir koyuna ihtiyacı olduğunu tekrar dile getirir.


Hikâyemiz, Küçük Prens ile yazarın dostluğunun gelişmesiyle devam edecektir. Ve yazar bu kitabı kendisinden ayrılmak zorunda kalan dostu Küçük Prens için yazmıştır. Kitapta ayrıca, Küçük Prens?in dünyaya gelmeden önce, gittiği gezegenlerde karşılaştığı insanlar ve onlarla olan diyalogları anlatılır.


Küçük Prens her yaştan insanın okumuş veya duymuş olduğu dünyaca ünlü bir öyküdür. Kitap, büyüklerin dünyasına bir çocuk tarafından, çocukların zengin anlam dünyaları açısından bir eleştiridir. Çocuklar henüz kalıplaşmış fikirlere, yargılara sahip değildir. Dünyayı, hayatı, varolanı başkaları tarafından belirlenmiş ve kabul edilmiş ortak kavramlarla, yargılarla algılamamakta, büyükler gibi değerlendirmemektedirler. Anlam dünyaları henüz körelmemiştir. Çocuklar, bir şeyin ne olduğuna ve niçin olduğuna, ne amaçla olduğuna ilişkin felsefi sorular sorarlar sürekli. Büyükler ise ezberledikleri, araştırmadan, sorgulamadan inandıkları, öğrendikleri bilgileri çocuklara cevap olarak verirler. Çocuklara genelde, sanki kendileri hiç çocuk olmamışlar gibi davranırlar. Hatta onların çocuk olduklarını hatırladıklarında çocukla çocuk olabilmek adına, doğal olmayan yapay bir kalıba bürünürler. Böylece çocuksu davrandıklarını sanırlar. Fakat çocuklar gibi olmak demek çocuklar kadar özgür, saf bir düşünce dünyasına, temiz bir kalp ve ruha sahip olmak demektir. Büyükler ise çoğunlukla bunu yine kendi büyükleri ve onların kurulu dünyaları sebebiyle yitirmişlerdir.


?Ama, aradıkları, aslında tek bir gülde veya biraz suda bulunabilir. Gözler kördür, kalp ile aramalı.?[2]


Büyüklerin dünyası sürekli bir koşuşturmaca içerisinde ve kendinde bir değeri olmayan sıradan amaçlar peşinde geçmektedir. Oysaki peşinde koşulan bu amaçlar kutsal ve kendinde değeri olan bir amaç için araçtırlar. Küçük Prens bizlere önyargılarımız, ben?imizden ayrımladığımız insanlar, doğa ve tüm varolanı, evreni ötekileştirmemiz üzerine düşünmemiz gerektiğini hatırlatmaktadır. Ne kadar az düşünüp, ne kadar az sorgulayıp ne kadar fazla kendimizi ve heveslerimizi yüceltiyoruz? Dünyayı çekilmez hale getiren kibir, para, düşmanlık, kavga, savaş, ayrımcılık, kendini yargılamamak ve hesaba çekmemek gibi insanlığı bozan olguların bizlerdeki varlığını ortaya koyar Küçük Prens.


?Bu gezegencik teleskopla, sadece tek bir kere, 1909?da, bir Türk astronomi bilgini tarafından görülmüştü. O zaman bu bilgin, buluşunu Uluslar arası Astronomi Kongresi?nde çok büyük bir başarıyla açıklamıştı ama elbisesi yüzünden söylediklerine kimse inanmamıştı. Büyükler böyledir. Bir Türk diktatör, halkını, ölümle tehdit ederek, Avrupalılar gibi giyinmeye mecbur etti. Astronomi bilgini de gösterisini, 1920 yılında, çok şık elbiseler içinde tekrarladı. Bu defa, görüşlerine herkes katıldı.?[3]


Biz şuan baskısı olmayan bir yayınevinden okuduk Küçük Prens?i, Hece Yayınlarından. Şuan bu kitabın iki baskısı bulunmaktadır. Sizlere tavsiye edeceğimiz baskısı Mavi Bulut Yayıncılıktan çıkanıdır. Dikkat etmeniz gereken husus, Mavi Bulut dışındaki basımı olan, Alter Yayıncılık?tan çıkan yeşil kapaklı kitabı almamanız. Bu kitabın baskı kalitesinden söz edemeyiz. Sayfalarda yer alan kelimeler ve cümleler eksik yazılmış birçok yerde. Paranızı niteliksiz bir basıma harcamanızı istemeyiz.


Kitabın dili sade ve anlaşılır. Kitapta yazarın kendi suluboya resimleriyle yaptığı resimler bulunmaktadır. Çocukların ilgisini çekecek olan bu renkli resimler oldukça şirin. Sizlerin ve çocuklarınızın zevkle okuyacağı Küçük Prens?in kalpleri sevgi ile açmasını temenni ederiz.


?Bütün büyükler bir zamanlar çocuktu (ama pek azı hatırlar bunu)??[4]


 


diğer kitap tanıtımları için tıklayınız



[1] Exupéry, Antoine de Saint, Küçük Prens, Çev: Fahrettin Arslan, Hece Yayınları, Ağustos 2004, Ankara, s. 8
[2] A.g.e. s. 79
[3] A.g.e. s. 17
[4]  Yazarın en iyi arkadaşım dediği Leon Werth?e kitabı ithaf ettiği kısımdan, a.g.e. s. 5


 


 


 

Küçük Prens

Bu site’de yer alan bilgiler kaynak gösterilerek kullanılabilir. 
Eposta: info@aileakademisi.org  
Aile Akademisi© 2011
Tasarım:Baydar Bilişim