Martı


17 MartıHacim olarak kısa bir kitap olan Martı, bu kadar kısa bir öyküde harmanlanan kurgunun verdiği öğütler üzerinde derinlemesine düşünülebilecek zengin felsefi bir kurguya sahiptir. Kitabı sadece bir çocuk kitabı olarak nitelendirmemiz yanlış olur. Kitap kısa bir roman veya öykü şeklinde olup her yaş grubuna hitap etmektedir. Çocuklarımızla birlikte hatta onlardan daha önce siz ebeveynlerimizin de kitabı okumalarını tavsiye ederiz.

MARTI JONATHAN LIVINGSTON
Orijinal Adı: Jonathan Livingston Seagull
Yazar: Richard Bach
Basım Tarihi: 1970 Amerika
Türkiye Basım Tarihi: 1994
Çeviri: Kader Ay Demireğen
Epsilon Yayınları, 96 Sayfa

Oğuzhan Özdemir

Richard Bach
23 Haziran 1936?da doğan, az sözle anlatmak istediğini ustalıkla dile getiren Amerikalı yazar Richard Bach 1955?te Long Beach State Colleg?te öğrenim görmüştür. İlk eşinden altı çocuğu vardır ve üç kez evlenmiştir. Belli bir dönem Hava Kuvvetleri?nde pilot olarak çalışan yazarın hayal gücüne ve kurguya dayanan kitapları vardır. Pilotluğu yanında farklı işlerde çalışmış, yazın ve yayın ile ilgilenmiştir. 1970?lerde yazdığı Jonathan Livingston Seagull(1970) ve Illusions(Yanılsamalar- 1977)  adlı kitapları ile en çok okunan yazarlardan birisi olmuştur. Kitaplarında bedensel-fiziksel sınırlarımızın ve dünyevi varoluşumuzun sadece görünürden ibaret olmadığından, insanın bunları aşabilecek bir öze, ruhsal-zihinsel potansiyele sahip olduğundan bahsetmektedir.

Martı Jonathan Livingston

Hacim olarak kısa bir kitap olan Martı, bu kadar kısa bir öyküde harmanlanan kurgunun verdiği öğütler üzerinde derinlemesine düşünülebilecek zengin felsefi bir kurguya sahiptir. Kitabı sadece bir çocuk kitabı olarak nitelendirmemiz yanlış olur. Kitap kısa bir roman veya öykü şeklinde olup her yaş grubuna hitap etmektedir. Çocuklarımızla birlikte hatta onlardan daha önce siz ebeveynlerimizin de kitabı okumalarını tavsiye ederiz.

?Sahilden bir mil uzakta, denizi kucaklarcasına ilerleyen bir balıkçı teknesi, martılara kahvaltı zamanının geldiğini haber veriyordu. Binlerce martı, bir lokma yiyecek için mücadeleye girmişti bile. İşte zor bir gün daha başlıyordu. Sahilin ve teknenin çok ötesinde, bir martı, Jonathan Livingston, tek başına uçuş çalışmaları yapıyordu? Yavaş yavaş uçuyordu ki yine hızı kesildi ve düşecek gibi oldu. Fakat hiç utanmadı bundan, çünkü Martı Jonathan Livingston sıradışı bir kuştu. Çoğu martı sırf yiyecek bulmak, sahilden ayrılıp tekrar geri dönebilmek için uçar. Bunun dışında bir şey öğrenmek için uğraşmazlar, öğrenmek istedikleri bir şey yok demektir. Onlar için uçmanın tek anlamı, karınlarını doyurabilmektir. Oysa Martı Jonathan Livingston için önemli olan yemek değil uçmaktı. Martı Jonathan, uçmayı büyük bir tutkuyla seviyordu.? [1]

Diğer martılar gibi sıradan bir martı olmayan öykü kahramanımız Jonathan, sadece karınlarını doyurmak, bir lokma yemek için yaşayan sürüsündeki diğer martılar gibi yaşamayı basit ve anlamsız buluyordu. Özgürce daha hızlı ve daha iyi uçmayı istemesi, bunun için sürekli kendisini geliştirmeye çalışması yüzünden anne ve babası tarafından, ait olduğu martı topluğu-sürüsü- tarafından eleştiriliyor ve dışlanıyordu. Jonathan, dünyadaki yaşam için tek nedenin yemek yemek ve olabildiğince uzun yaşamak olduğuna inanmıyordu. ?Yaşamak için ne çok neden var! Cehaletimizi kırabiliriz, becerilerimizi, yeteneklerimizi ve zekâmızı kullanarak kendimizi bulabilir, kendimiz olabiliriz. En önemlisi, özgür olabiliriz! Uçmayı öğrenebiliriz!? [2]

Yazar, üç bölümden oluşan kitabın bu ilk bölümünde, toplumun bir sürü gibi, üzerinde hiç düşünmeden sorgulamadan kabul edip yaşadıkları hayatı irdelemektedir. Bizlere yaratılıştan verilen, doğamızda saklı bulunan bedensel, ruhsal, zihinsel yetileri geliştirebileceğimizden ve bunları kendimiz yani insan olabilmemiz için kullanmamız gerektiğinden bahsetmektedir. Kişinin kendisi olabilmek için toplumun normal olarak öngördüğü sıradan ve bayağı hayat anlayışını, değer olmaktan çıkmış düşünceleri, inançları, amaçları, eylemleri terk etmesi gerektiğine vurgu yapmaktadır. Martı Jonathan, toplum gibi yaşamak istemeyerek sürüye karşı gelmiş ve bu başkaldırısı sonucunda sürü tarafından dışlanmıştır. Oysa tek istediği özgürce uçmayı öğrenmek, kendi doğasını keşfetmektir. Üstelik bu idealini sadece kendisi için değil tüm martılar, tüm kardeşleri olan toplum için istemektedir.

Sürüsü tarafından dışlanıp cezalandırıldığında hayal kırıklığına uğrayıp üzülmesine rağmen çok sevdiği amacından vazgeçmemiştir, tek başına daha hızlı ve iyi uçmak için çalışmaya, öğrenmeye ve kendisini geliştirmeye devam etmiştir. Jonathan?ın korktuğu ve kendisini zayıf hissettiği zamanlar olmuş fakat buna rağmen umudunu asla kaybetmemiş ve sabırla yoluna devam etmiştir.

İkinci bölümde kendisi gibi sürüden-toplumdan dışlanmış olan martılar ile birlikte mükemmel bir martı olmak için mücadelesine devam eder. Ufkunu geniş tutar, kendisine öğrenmek ve gelişmek için bir sınır koymaz. Kendisi ile aynı değerlere sahip olan kardeşleri ile dostluğu zamanla gelişir, büyüklerinden elde ettiği tecrübesini gençlere ve dostlarına yardımcı olmak için kullanır. Martı Jonathan çok sevdiği kutsal amacına diğer martıların da sahip olmasını ister, kendisi için istediği her iyi ve güzel şeyi kardeşleri için de ister.

Martı Jonathan eğitimi ve gelişimi sonucunda kazandığı tecrübesini başka martılarla paylaşmak için sürüsünün yaşadığı yere dostları ve öğrencileri ile birlikte geri döner. Öğrencilerine daha iyi uçabilmeyi öğretmeye burada devam eder. Martı sürüsünün büyük lideri sürüdeki martılara, Jonathan ve yanında getirdiği martılar ile konuşmayı yasaklamış, bunun büyük bir suç olduğunu hatırlatmıştır. Bu suç çok eski zamanlardan gelen ve toplumda varolan yasalara dayanmaktadır; Jonathan?ın sürüsü gibi yaşamak istememesi sonucu suçlu bulunup sürüden dışlanmasını sebep olan yasalara.

Zamanla bazı martılar sürüden ayrılarak Martı Jonathan ve arkadaşlarına katılmıştır. Üçüncü bölümde Jonathan usta ve tecrübeli bir martı olarak özgürlüğün, dostluğun, kendini keşfetmenin ve bilmenin ne demek olduğunu daha iyi kavramaktadır. Hiçbir şeyin göründüğü gibi olmadığını, hayatı görünen ve bilinen bayağı sınırlarla daraltmaması gerektiğini anlamıştır.

Kitap, her zaman daha iyi, daha mükemmel olabilmek, yaşamın derin yönlerinde saklı değerleri, güzellikleri keşfedebilmek için çalışmamız, bunu başarmak için hakikat sandıkları yanlışlara inanan toplumun isteklerine boyun eğmememiz gerektiğini hatırlatmaktadır. Hakikate ulaşmamız için öğrenmemiz, sabretmemiz ve doğru bir şekilde eyleyerek mücadele etmemiz gerektiği mesajını vermektedir.

Hayatı tekdüze, sorgulamadan ve durup dinlenmeden daha çok başkaları tarafından belirlenmiş amaçlar peşinden, bir ömür boyu koşarak harcamaktayız. İnsan olmanın, umut ve sabretmenin ne demek olduğunu, hayatın anlam ve önemini, ne için varolduğumuzu ve yaşanması gerektiğini, neyin doğru neyin yanlış olduğunu düşünmemekteyiz, önemsememekteyiz. Öykümüz, hayatın amacının hepimiz için ortak, evrensel bir amaç olduğunu ve daha iyi daha güzel bir insan olmak istemeyi başkaları adına da, kardeşlerimiz adına da istemeyi, gerçek sevginin kendimiz adına istediğimiz bu kutsal amaçları başkaları adına da istemek olduğunu bize hatırlatmaktadır.

Epsilon Yayınları?ndan çıkan kitabın kapak tasarımı vb. düzenlemesinin başarılı olduğunu düşünüyoruz. Bundan daha da önemli olan husus ise kitabın sayfalarında tam sayfa yer alan resimlerdir. Bunların bir kısmı siyah beyaz martı fotoğrafları bir kısmı ise çizim şeklindeki martı resimleridir. Resimler çocukların kitabı okumaları ve dikkatlerini çekmesi açısından ilgi uyandıracaktır.

Dil açısından çocuklarımızın okuyabileceği sadelikte bir dil kullanılmış ve çevirmen de bu sadeliği düzgün bir şekilde yansıtmıştır. Anlatımda basit cümleler ve ifadeler kullanılmıştır. Fakat öykü, yoğun ve oldukça felsefi bir kurgu çerçevesinde oluşturulmuştur. Kullanılan kavramlar kullanıldıkları bağlam içerisinde bizleri önemli fikirlere, sorulara yönlendirmektedir. Böylelikle yaşama dair farkında ol(a)madığımız insani değerleri ve hususları yeniden gözden geçirmemiz, derin uykumuzdan uyanmamız için bizi adeta dürtmektedir.

Bu kitap yukarıda özetlemeye çalıştığımız duygu dünyasını, güzel ve hoş bir kurgu içerisinde edebi bir dille çocuklarımızın dünyalarına, bilinçaltlarına taşıyacaktır. Martı Jonathan Livingston?un sabır ve umut dolu mücadele öyküsünün, çocuklarımızın henüz sınırlanmamış ufuklarını büyüteceği kanaatindeyiz.


?İçimizde Yaşayan Gerçek Martı Jonathan?lara??

www.aileakademisi.org

[1]  Bach,Richard, Martı Jonathan Livingston, Çev: Kader Ay Demireğen, Epsilon Yayıncılık, 1994 İstanbul, s. 11-12
[2] A.g.e. s.25

Martı

Bu site’de yer alan bilgiler kaynak gösterilerek kullanılabilir. 
Eposta: info@aileakademisi.org  
Aile Akademisi© 2011
Tasarım:Baydar Bilişim