Emine Bayır " Allah'ı Arayan Çocuklar" kitabını kritik etti.


ALLAH’I ARAYAN ÇOCUKLAR

 Kitabın adı: Allah’ı arayan çocuklar/48

Yazarı: Mürşide Uysal

Yayınevi: Uysal Yayınevi

Yaş Grubu: 5+

Ana tema: Yüce yaratıcının en büyük nimeti olan aklın, doğru kullanıldığında nasıl yaratılış

mucizesine ve Yaradan’a ulaşabileceği.

Anahtar kavramlar: irade, nimet, hikmet, teslimiyet, tefekkür.

Kritik Eden: Emine Bayır

 

Mürşide Uysal:

1960 Polatlı-Ankara doğumlu. İlk, orta ve lise eğitimini Ankara’nın Çubuk ilçesinde

tamamladı. Gazi Eğitim Fakültesi’nin Matematik Bölümünden ayrılarak Ankara İlahiyat

Fakültesi’ne girdi. 1984’te ilahiyat fakültesini bitirdi. Konya’da öğretmenlik yaptı. Şuanda

İstanbul’da ikamet etmektedir.

 

Allah’ı arayan çocuklar:

İbrahim yaşı küçük olmasına rağmen birçok şeye akıl erdirebilen bir çocuktu. Etrafında dönen bozuk düzeni eleştiriyor, bir şeylerin yanlış gittiğini düşünüyordu. İnsanların, taştan, cansız, konuşamayan, hatta kendini saldırıya karşı savunamayan varlıklara tapmalarını aklı almıyordu. Tanrı daha güçlü, daha yüce, daha kuşatıcı olmalıydı ona göre.

İşte bu düşünceler İbrahim’i yaratıcıyı aramaya itti. Günlerce düşündü aradı aradı… önce yıldızlar çekti dikkatini. Çok parlak ve güzel görünüyorlardı. Bu olabilirdi İbrahim’i yaratan. Ama kayıyorlar ve kayboluyorlardı. Hayır, bu olamazdı tanrı. Bu kadar zayıf olamazdı. Derken ay göründü gözüne. Ama o da gün ağarınca kayboluyordu. Güneş olabilir miydi peki? Hem o dünyayı ısıtıyor ve aydınlatıyordu. Ama gün battıkça o da uzaklaşıyordu İbrahim’den. O da iradesizdi. Bu arayış onu görünmeyen fakat gücü her şeye yeten rahmeti kâinatı kuşatan yüce yaratıcıya götürdü.

‘Şimdi koskoca Babil ülkesinde sadece İbrahim Allah’a inanıyordu. Ve Allah’ın varlığını tek başına düşünerek bulmuştu. Allah’ı bulduğu için çok huzurlu ve mutluydu….’

Hay ise zalim kralın zulmünden oğlunu sandıkla denize bırakan çaresiz bir annenin oğludur. Akıntının etkisiyle sandık bir süre sürüklendikten sonra bir ağacın altına takılır. Hay bebek acıktığı için ağlamaya başlar. Sesi duyan ve daha önce yavrusunu kaybetmiş olan ceylan, ağlama sesinden Hay’ı bulur ve ona annelik yapar. Hay o ısız adada hiç insan olmadığı için her şeyi çevresindeki hayvanlar gibi yapmaktadır.

Onlar gibi ses çıkartır, onlar gibi su içer, onlar gibi yemek yer. Fakat onlardan tek ve büyük bir farkı vardır; Hay düşünmektedir. Her şeyi sorgular etrafındaki. Örneğin hayvanların hemen hepsinin bir savunma mekanizması vardır ama Hay’ın hiçbir savunması yoktur. Fakat bir süre sonra görür ki, hay her şeyi elleriyle yapmaktadır. Ölen anne ceylanın mezarını elleriyle kazmıştır. Meyveleri elleriyle toplar, elleriyle yer, içer vs.

Hay bütün bu arayışları sayesinde birçok şey keşfeder. Birkaç yıl içinde büyük gelişim kaydeder. Mesela kendine bir kiler yapmıştır. Yiyeceklerini daha uzun süre saklayabilmektedir artık. Kendine daha dayanıklı giysiler yapabilmektedir. Ateşi keşfetmiş, varlıkları kendince sınıflandırmıştır artık. Nefes alanlar ama hareket etmeyenler, nefes alanlar ve hareket edenler, ne nefes alan ne de hareket edenler. 35 yaşına geldiğinde ise Allah’ı gönlünde hisseden, ona bütün benliğiyle inanan bir bireydir. Hay’ın bu keşif dolu yaşamı bulunduğu ıssız adaya bir insanın (Ebsal) gelmesiyle en üst safhaya ulaşır. Konuşmayı ve inandığı dinin gereklerini öğrenir. ‘Zamanla her şeyin adını öğrenen Hay, Ebsal’in söylediklerini az çok anlamaya başlamıştı. İyi bir öğrenci olan Hay, her gün yeni sözcükler öğreniyordu. Ebsal Hay’ın öyküsünü öğrenmiş, ona dini ibadetleri ve kuralları öğretmişti. Artık beraber namaz kılıyor, oruç tutuyorlardı.’ Hz. İbrahim ve Hay’ın ortak yönleri olan akılla, düşünerek Allah’ın varlığını keşfetme konusundan yola çıkılarak yazılmış güzel bir eser. Konu güzel olmasına rağmen çok verimli işlenememiş. Dili çok yalın. Edebi bir albenisi yok. İçindeki resimler, çok kaliteli olmamakla birlikte genel olarak güzel.

Bu site’de yer alan bilgiler kaynak gösterilerek kullanılabilir. 
Eposta: info@aileakademisi.org  
Aile Akademisi© 2011
Tasarım:Baydar Bilişim