Emine Bayır "Çocuklar da Savaştı" kitabını kritik etti.


Kitabın Adı: Çocuklar da Savaştı

Kitabın Yazarı: Afet Ilgaz

Yayınevi: Salıncak Yayınları

Resimleyen: Gökhan Gülkan

Yaş Grubu: 10 yaş ve üzeri

Anahtar Kavramlar: özveri, fedakârlık, sabır, şehadet

Ana Tema: 1. Dünya Savaşı sırasında cephe gerisinde kalan halkın ve çocukların içinde bulunduğu durum

Emine Bayır 

Afet Ilgaz

1937 Çanakkale Ezine doğumlu. Çapa Eğitim Enstitüsü Edebiyat ve İstanbul Üniversitesi Felsefe ve Klasik Diller Bölümü’nü bitirdikten sonra bir süre öğretmenlik yaptı. İlk yazıları 1954 yılında Dünya gazetesinde yayınlandı. İstanbul, yücel, varlık, Yeditepe, Türk Dili ve daha pek çok gazete ve dergide hikâye ve makaleleri yayınlandı. Deneme, fıkra türü yazılarını halen Milli Gazete’de sürdürmektedir.

Çocuklar da savaştı

Birinci Dünya Savaşı yıllarında babaları esir alınmış, annelerinin dere tepe aşarak, insanlara el açarak istediği yiyeceklerle zar zor karınlarını doyurduğu üç küçük çocuğun hikâyesidir bu. Eli silah tutan yiğitler cephede özgürlük, küçücük çocuklarıyla evlerinde kalan analar da hayatta kalma savaşı verirken çocukların çocukluklarını yaşayabilme çabasına onların bakış açılarından bakabilme isteğidir.

Kemal, Ümmü ve Hüseyin… Savaşın o kötü ve soğuk yüzüyle bu kadar küçük yaşta karşılaşmalarına rağmen büyük bir olgunluk, cesaret ve mücadele örneği gösteren üç küçük mücahit. Babaları ismini bile bilmedikleri bir yerde esir. Anneleri ise babalarının yokluğunda o acımasız kıtlığa rağmen evlatlarına yiyecek bulmak için köy köy dolaşmakta.

Anneleri yiyecek aramaya gittiğinde birkaç gün gelemez. Bu süre zarfında henüz sekiz yaşında olmasına rağmen Ümmü çekip çevirir evi. Kemal’le nöbetleşe ikinci düşman çekirgeyle savaşmaya giderler savaşa katılamadığı için köyde kalan diğer insanlarla. Ülkemizi istila eden düşmanlar yetmezmiş gibi bir de çekirge belası çıkmıştır o yıl. Kıtlık ve yoksulluk zaten diz boyu iken bir de çekirge ortak olmuştur erzaklarına. Biri on bir, diğeri sekiz en küçükleri de altı yaşında. Sokakta koşup oynaması gerekirken büyüklerin işlerine yardım etmekten hiç gocunmaz üçü de. Olgun çocuklardır; En azından öyle davranmaları gerektiğini bilirler.

Ve işte yine anneleri erzak toplamaktan gelmiştir içlerinde bulgur, buğday, nohut vs. bulunan çıkınlarla. Annenin gelişi karınların doyması, evlerin temizlenmesi,  önlerindeki birkaç günün kısmen rahat geçmesi demekti. Öyle de oldu ekmekler yapıldı, evler baştan aşağıya yıkandı, tek tek bitler elden geçti. Dere kenarında çamaşırlar yıkandı.

Babaları başlarında olmayan gariban aileler bir yandan bu ve buna benzer sorunlarla uğraşırken bir yandan da kodaman muhtar gibi vatan hainleriyle de uğraşmaktadır. Haindir çünkü dağdaki efelerin köye gelip erzak topladığını o ispiyonlamıştır düşman askerine. Tabii bütün bunlar kemal ve ailesi Fadime ninenin yaylasındayken olmuştur. Köye döndüklerinde düşman askerlerinin köyü yakıp yıktığını efelere yardım edenleri de esir aldığını fark ederler. Çok geçmeden bu gidenlerin arasında anneleri Ünzüle’nin de olduğunu öğrenirler. Düşman apar topar Ünzüle’yi alır ve diğer topladığı kişilerle birlikte götürür. Çocuklar babalarından sonra şimdi de annelerini sonu bilinmez bir yolculuğa uğurlamışlardır.

Kemal annesinin de gidişiyle üzerindeki sorumluluğun daha da arttığının farkında olarak kendini tam bir erkek, bir yetişkin, bir baba olarak görmektedir artık ve ona göre davranmaya karar verir. Kardeşlerinin eskisinden daha sefil duruma düştüğünü görür. Kendine mederi olmayan diğer komşularına da yük olmak istemediği için bir karar verir. Çamaşır yıkadıkları gün annesiyle muhtarın ayakçısı Gülsüm kavga ederlerken Gülsüm’ün altın çıkını çalıların arasına düşmüştü de Gülsüm çıkını o gün bulamamıştı. İşte o çıkını bulmaya karar verir kemal. Ve arkadaşı Mahir’in de etkisiyle dağdaki efelerden yardım istemeye koyulurlar. Efelerin başı Kadir Efe çocukları iyice bir doyurduktan ve ağırladıktan sonra kızanlarından birini görevlendirir altınları bulması için. Öyle ya altınların düştüğü yere öyle herkes inip çıkamazdı. Kayalıkların, çalı çırpının arasında bir yerdi. Ak Osman yapacaktı bu işi. Buraları ondan iyi bilen olamazdı. Dağdan bayırdan da iyi anlardı. Fakat Osman bütün uğraşılarına rağmen bulamadı altınları. Tabii ki muhtar bekler miydi? O saate kadar çoktan göndermiş aldırmıştı altınları. Ne yapmalıydı peki, ne yapmalı da o altınları o hain muhtardan alıp köylü halkın karnını doyurmalıydı. Kadir Efe’nin aklına bir plan gelir. Muhtarı kaçırırlar ve eve muhtarın ağzından bir mektup yazarlar. Nitekim altınlar Kemal ve Mahir’in elindedir artık. Ve altınlar köye: Kemal ve Mahir’in ailelerine ve komşulara yollanır.

Her şey bu kadar yolunda gitmesine rağmen Kemal’in içi bir türlü rahatlamaz. Nasıl rahatlasın ki kardeşleri kim bilir ne halde annesiz babasız, ağabeyleri de dağda komşularının yanında iki savunmasız küçük çocuk. Ve özlemişti de onları doğrusu. Kemal bütün bu sıkıntılı düşüncelere ve hasrete dayanamayıp sonunda dağdaki efelerin yanından kardeşlerini görmek için kaçar. İyi ki de kaçmıştır çünkü köye geldiğinde çok kötü bir sürprizle karşılaşır. Muhtar yine yapacağını yapmış ve efenin köylülere para yolladığını düşmana ispiyonlamıştır. Düşman askeri gelmiş, Mahir’in dedesini, Ümmü ve Hüseyin’in yanında kaldığı Ahmet Dayı da dâhil para gönderilen köylüleri götürmüşlerdir. Bu da yetmezmiş gibi bir de annesinin şehit düştüğü haberini alır. Kemal bu duruma dayanamaz ve kardeşlerini de yanında efenin çadırına götürmeye karar verir. Gece yarısı tam köyden çıkmışlardı ki bir ses: tüfeğini onlara doğrultmuş düşman askerinin ‘’dur’’sesi. Ne yapacaklarını şaşırmış kaçmaya çalışırken düşman mermisiyle vurulmuş üç küçük şehit daha…

Afet Ilgaz’ın eşsiz üslubu ve vatan, millet, ecdad saygısını pekiştiren mükemmel bir eser….tarih kitaplarında dogmatik görüşlerle anlatılmış 1. Dünya Savaşı’nın, çocukların gözüyle tasviri... Kurtuluşumuz için çoluk-çocuk, erkek-kadın nasıl da yiğitçe savşatığımızı anlatan eser, o dönemki çocuklarla zamane çocuklarını elinizde olmadan sıkça kıyaslayacağınız sürükleyici bir kitap.

Eleştirel düşünce: çocuklarınızla ülke tarihimiz hakkında konuşun. Bize şimdiye kadar nasıl anlatıldığını, aslında nasıl geliştiğini ve neler yaşandığını birlikte tartışın ve araştırın. Eğer bildiğiniz bir bilgiyi aktarıyorsanız ona kaynaklar sunun. Bu şekilde çocuğunuza da doğru model olabilirsiniz.

 

Bu site’de yer alan bilgiler kaynak gösterilerek kullanılabilir. 
Eposta: info@aileakademisi.org  
Aile Akademisi© 2011
Tasarım:Baydar Bilişim