Fatma Polat "Güvercin'in Saati" kitabını kritik etti.


Kitabın Adı: Güvercin’in Saati, 120 sayfa

Yazarı: Seza Kutlar Aksoy

Resimleyen: Sevim Yeşilbursa

Yayınevi: Pencere Sağlık Eğitim Yayınları

Yaş Grubu:7 yaş ve üzeri

Ana Tema: Eleştirel düşünmenin, soru sormanın, merak duygusunun önemi.

 

Seza Kutlar Aksoy

Seza Kutlar Aksoy 1945 Gaziantep doğumludur. 1963 yılında İstanbul Kız Lisesini bitirdi. İstanbul Üniversitesi İngiliz Dili ve Edebiyatı Bölümü'ne bir süre devam etti, tamamlamadan ayrıldı. 1968-1970 yılları arasında Devlet Planlama Teşkilatı Çeviri Bürosu’nda çalıştı. Daha sonra İstanbul’a taşındı. TYS üyesi, Çocuk Yayınları Derneği yönetim kurulunda çalışıyor. Evli ve iki çocuk annesi.1980 yılından beri çocuk ve gençler için roman ve öyküler yazıyor.

Güvercin’in Saati

Kitap dünyaya, yaşama dair merakını,  sorularını hiç yitirmeyen Güvercin’in dedesinin ilgi çekici bir buluşu ile başlıyor. Büyükbaba bir buluş yapmıştır. Pilsiz farklı bir enerji ile çalışan bir kol saati. Bu enerji ise merak duygusudur. Saat merak duygusunu, soru sorma yetisini yitirmeyen kişilerde çalışır. Büyükbaba saati kendisine takar çalışır. Güvercine takar çalışır. Çünkü büyükbaba ve Güvercin’in yaşama, dünyaya, evrene dair her daim merakları, ilgileri tazedir. Saatin çalışması için çalışan bir kafaya, akıl kutusuna ihtiyacı vardır. Dede icadının patentini alıp satmak ister. Lakin kimse bu icadı, (yani merak gücü ile çalışan bu saati) bozuk sandığı için almak istemez. Saati bozuk sanmalarının sebebi ise tekdüze yaşamlarına prangalanmış, hayata dair ilgilerini kaybetmiş insanlarda bu saatin çalışmamasıdır. Saatinin patentini alamayan dede saati çok sevdiği Güvercin’e hediye eder.

Dedesinden ilham alan güvercinin de icatlar yapıp çevresine yardımcı olmaya çalışır. Lakin Güvercin’in icatlarından büyükler hiç hoşlanmaz. Örneğin; Güvercin büyükannesi daha kolay yiyebilsin, yorulmasın diye büyükannesinin takma dişlerine ufak bir motor yerleştirir. Fakat işler istediği gibi gitmez ve büyükanne dişlerinin takırtısına dayanamayıp yere yığılır.

Kitapta çocuk psikolojisinden anlamayan büyükler, onların mantalitesi, yaşamı tekdüze algılayışları sık sık eleştirilmiştir. Yazar hayatın yoğunluğundan çocuklarıyla kaliteli, sağlıklı vakit geçiremeyen anne babalara dair sitemini ise, Güvercin’in TV ekranını arkadaşı yardımıyla sökerek TV’ye çıkıp, anne babasının ilgisini ancak bu şekilde çekebileceği fikriyle sunmuştur. TV ekranından anne babasına seslenme fikrini ise Güvercin, “Eğer TV’ye çıkarsam annem babam beni dinler çünkü TV’yi hep izliyorlar. Orada gördüklerini alıyorlar.” şeklinde okuyucuyla paylaşır.

Yıllar geçer güvercin okula başlar. Konuşmanın soru sormanın yanlış olduğunu, sınıfta sessiz olması gerektiğini öğrenir. Matematik çalışması, okuma yazmayı öğrenmesi öğütlenir. Soru soramadığı için de sorular geldiği yere geri döner ve saat yavaş yavaş teklemeye başlar. Kitap Güvercin’in okula başladığı kısımla birlikte eğitim sistemine dair eleştirilerini sunar. Kitap ezberci eğitimi, okulda tek tip insan yetiştirme, sadece bazı derslere önem verilip çocukların el becerileri, sanat becerilerinin hiçe sayıldığı bir eğitim sistemini eleştirir. Güvercin okula başladıktan sonra günden güne soru sorma özelliğini yitirir ve saatini tamamen unutur. Hem ona tıkır tıkır işleyen yeni bir saat de almışlardır. Artık güvercin tam büyüklerin istediği gibi çarpım tablosunu ezberleyip, ezber fişlerini iyice aklına yerleştirdi. Sorulan sorulara bu yanıtları veriyordu. Artık akıllı uslu bir kızdı!

Kitapta sistem eleştirisinin güzel, estetik bir dille işlendiği bir küçük kesit…

İki Zaman Aralığı

Güvercin, tozlu köşesinde saat kızı unuttu.

Zaman geçti, dünya döndü.

Çocuklar neden havada uçamadıklarını merak ettiler?

Bu ne? Neden ama? Niçin? Diye her şeyi sordular.

Meydan, masa, kol saatlerinin kimi çalıştı, kimi durdu.

Büyüklerin işleri çoktu.

Saatlerine bakıp “Eyvah geç kalmışım.” Diye telaşla işe koştular.

Öğrenciler ağır çantaları yüklenip okullara gittiler.

Dünya hızla döndü. Yıllar geçti.

Çocukların çantaları her yıl biraz daha ağırlaştı.

Ders kitaplarındaki bilgiler kafalara doldu, boşaldı.

Bu arada sorular gitgide azaldı.

Dersler, televizyon dizileri,  bilgisayar oyunları akıl kutusunun odalarını doldurdu.

Zaman geçti. Sorular değişti.

Pop yıldızı mı olsa güvercin yoksa manken mi?

Bu dizi nasıl bitecek?

Acaba bu yıl karne nasıl gelecek?

Bakalım zaman ne gösterecek?”*

 

Yazar, batıl inançların, oluşturulan korkuların, insanların korkularını kullanıp onlara istediklerini yaptıran kişilere dair eleştirisini ise Güvercin ve arkadaşlarının okulda yaşadıkları “cin” hikâyesi üzerinden yapmıştır. Sınıftaki cinden korkan Güvercin sınıfını değiştirir ve yeni sınıf öğretmeni Gül öğretmen sayesinde akıl kutusu tekrar çalışmaya başlar. Bu sınıf farklıdır. Soruları Gül öğretmen değil çocuklar sorar. Güvercin tekrardan özüne, ilk çocukluk dönemindeki meraklı haline dönüşebilecek mi acaba? Okuyup göreceğiz.

Bu kitap, siz değerli ebeveynlerimize; çocuklarınızdaki öğrenme, merak isteğinin yitirilmemesi, eğer yitirilmeye yüz tutmuş ise tekrar filizlenmesine vesile olması amacıyla tavsiye edilmiştir. Kitap dede ve torununun yaşam öyküsü üzerinden genel bir sistem eleştirisi yapmıştır. Kitapta eğitim sistemi, çevre kirliliği, modern ve kapitalist yaşamın egemen olup doğal yaşamı işgali gibi hayati öneme sahip konular eleştirilmiştir. Yazarın eleştirilerini haklı bulmaktayız. Çünkü mevcut eğitim sistemi düşünmeyen sorgulamayan bir nesil yetiştirirken, mevcut kapitalist kültür ise kendine ve hazza odaklı, egoist, sorgulayıcılık özelliği olmayan bir nesil yetiştirmektedir.

Kitap iyi bir öğretmenin, ebeveynin ya da büyüğün çocuğun yaşamını nasıl kökünden değiştirebileceğini Güvercin’in dedesi ve Gül öğretmeni üzerinden okuyucuya sunuyor. Gül öğretmen bir nevi Sokrates gibi çocuklara farklı sorularla yaklaşıp onların da hayata dair sorular yönetmesini istiyor.  Kitap çocuklardaki soru sorma yetisi, ilgi ve merak gibi duyguların öğretmenler, ebeveynler tarafından desteklenmesinin altını sık sık çiziyor. Hatta bunun için kitabın sonunda “Yetişkine Notlar” bölümü bile ayrılmış. Kitabın bir diğer hoş özelliği ise “ Oku, düşün, tartış, üret” gibi bir bölüme sahip olması. Bu bölümde kitabın ana fikrini oluşturan fikirlere ait sorular yöneltilmiş okuyucuya.  

Kitapta ısrarla vurgulandığı gibi çocuklarımızla küçük yaşlardan itibaren ilgilenmeli, onlara soru sorma hatta doğru soru sorma becerisi kazandırmalıyız. Çocukların öğrendikleri bilgiler yaşama akredite edilmeli, hayata dair bir bakış açısı kazanmalarına yardımcı olunmalıdır. Çocuklara küçük yaşlardan itibaren olayların farklı yönlerine ilişkin, neden niçin gibi sebepleri, amaçları gösteren sorular sorulup, olayların farklı yönlerini de düşünmeleri teşvik edilmelidir.

Siz değerli ebeveynlerimize okuyan, düşünen, üreten, etrafına dünyasına faydalı bir çocuk yetiştirmek için çok iş düşüyor. Bir insan yeri geldiğinde etrafındaki birçok kişiye ışık olur. Bunun bilincinde bir nesil yetiştirmek, çocuklarımızı TV’lere, akıllı telefonlara hapsetmemek için kitap okuyan, sorgulayan bir nesil yetiştirmek adına yola koyulmalıyız.

Eleştirel Düşünme

Kitapta bahsi geçen konulardan biri Güvercin’in bir arkadaşının onu ve sınıftaki diğer çocukları kandırması sonucu cinden korkup sınıfını değiştirmesiydi. Kitabın bu kısmında cin kavramı üzerinden dini değerlere karşı olumsuz bir propaganda olmayıp insanların inançlarındaki bazı unsurlardan yararlanan kişilere dair bir eleştiri mevcut. Kitabı çocuğunuza önerip üzerine konuşurken bu konuya değinip dini değerlere karşı herhangi bir olumsuz düşünce(korku ile bu kavramı zihinsel olarak eşleştirme ve dini değerlere, unsurlara karşı olumsuz koşullanma gibi) oluşmasının önüne geçebilirsiniz.

Bir çocuk kitabı olan kitabımızda aşk duygusuna ufak bir kesitte değinilmektedir. Kitabın hedef kitlesi açısından daha masum bir duygu olan sevgi duygusuna ağırlık verilmesi daha yerinde olurdu. Çünkü medya(dizi, film, müzik video klipler) aracılığı ile anlamı değiştirilmiş, içi boşaltılmış, hatta salt karşı cinse duyulan bir hisse indirgenmiş hale gelen aşk duygusu zihinlerde küçük yaşlardan itibaren yanlış bir şekilde yer etmeye başlamıştır. Kitabın bu noktasına dikkat edildiğinde ve doğrusu anlatıldığında sorun ortadan kalkacaktır.

 

                                                                                                                                  

 

 

 

 

 

153864_270x203.jpg

Bu site’de yer alan bilgiler kaynak gösterilerek kullanılabilir. 
Eposta: info@aileakademisi.org  
Aile Akademisi© 2011
Tasarım:Baydar Bilişim