Hümeyra Bektaş "Tuzaktaki Kaplan" kitabını kritik etti.


Tuzaktaki Kaplan

Kitabın Adı: Tuzaktaki Kaplan, 64 sf.

Yazarı: Ahmet Efe

Resimleyen: Enes Teslim

Yayınevi: Nar yayınları

Yaş Grubu:7 yaş ve üzeri

Ahmet Efe:

Şair ve yazar. 1 Eylül 1955, Kayseri doğumlu. Bazı ürünlerinde Enes Teslim, Fatih Yiğit imzalarını kullanmıştır. Ankara İktisadî Ticari İlimler Akademisi (1979) mezunudur. Diyanet İşleri Başkanlığı Derleme ve Yayın Müdürlüğünde Müdür Yardımcısı (1973-78), TRT (1978-80) ve yeniden Diyanet İşleri Başkanlığında memur olarak (1980-83) çalışmıştır. Kısa ve uzun metrajlı bazı filmlerde senaryo yazarlığı ve yönetmenlik yapmış ve mahalli radyo ve TV kanalları için programlar hazırlamıştır. Konya Büyükşehir Belediyesi ve İl Kültür Müdürlüğünce neşredilen kitaplarda editörlük, sanat danışmanlığı ve grafiker olarak hizmet sunmuştur. 1985 yılında Türkiye Yazarlar Birliği Çocuk Edebiyatı Ödülünü kazanmış, Millî Eğitim Bakanlığınca düzenlenen Çocuk Şiirleri Yarışmasında ve çeşitli kurum ve kuruluşların açtığı yarışmalarda ödüller almıştır. On üç sayı süren Kandil çocuk dergisini yönetmiştir (1986). 

Tuzaktaki Kaplan:

Kitabımız Beydeba’nın ‘Kelile ve Dimne’ kitabından seçilen hikayelerden oluşmaktadır.

Fabl türünün ilk ve en önemli örneklerinden olan Kelile ve Dimne M.Ö. 1 yüzyıl civarında yaşadığı düşünülen Beydaba tarafından yazılmıştır. Beydaba nasihatler niteliğinde olan bu kitabı Hint hükümdarı Depşelem’e sunmuştur. Kitaptaki kahramanlar tamamen hayvanlardan oluşur ve her bir hayvan bir insan karakterini temsil eder. İyi ve kötü karakterlere sahip olan hayvanlar anlatılarak insanlara öğüt verilmesi amaçlanır. Kelile ve Dimne iki insanı temsil eden iki çakalın adıdır. Kelile, doğruluğun ve dürüstlüğün simgesi, Dimne ise yalanın ve yanlışın simgesidir. Başlık olarak seçilen hikayede ki gibi diğer hikayelerde de iyi ahlak ve kötü ahlak olmak üzere iki taraf bulunmaktadır. Kitap konusu itibari ile ahlak ve siyaset kitabıdır.

Siyaset, erdem ve eğitim gibi birçok farklı konu işlenen eser ‘Dostluğun bozulması’, ‘Dost Kazanma’, ‘Savaş ve Barış’, ‘Zenginliklerimizin Kaybı’ ve ‘Tedbirsizlik ve Acele Karar Vermeye Dair’ isimli beş bölüm­le, bir girişten müteşekkildir. Her bölümde bir çerçeve hikaye, onun içinde de hikâyecikler, manzum hikmetler vardır.

Sanskritçe yazılmış olan eser ilk önce Pehlevice'ye, sonra Pehlevice'den Arapça'ya ve daha sonraları Arapça'dan Farsça'ya çevrilmiştir. Batı dillerine olan tercümeleri bu son Farsça çeviriden yapılmıştır. Edebi otoritelerce, Ezop ve La Fontaine fabllarının, Kelile ve Dimne`den ilham alınarak yazıldığı öne sürülür.

Tuzaktaki Kaplan kitabı ise Ahmet Efe’nin Beydaba’dan seçtiği masal ve hikayeleri kendi üslup ve tarzıyla yeniden yazarak derlemesidir. Yazar, kendi ifadesiyle seçilen masal ve hikayelerle çocuklara Kelile ve Dimne’nin kapılarını aralamak, Doğu’nun şaheserlerinden olan bu hazinenin ışıklı yolunu göstermek istemektedir.

Tuzaktaki Kaplan kitabı 11 masaldan oluşmaktadır:

1-İyiliksever Kaplumbağa: Akrebe yardımda bulunan ancak akrebin nankörlük etmesini konu ediniyor. 2-Anlaşmalı Hırsızlık: Saf bir çobanın üç hırsız tarafından kandırılması anlatılıyor.

3-Ay Gölündeki Pamuk Tavşan: Kuraklık sebebiyle yurtlarından göç eden fillerin gittikleri yerde huzursuzluk çıkarması ve o yerin eski sakinlerine zarar vermeleri anlatılıyor.

4-Bir Farenin Düğünü: Merhametli bir adamın fare için ettiği dualar sonucunda farenin hayatında iki önemli değişiklik yaşamasına vesile olması anlatılıyor.

5-Can Serçenin Yuvası: Çok iyi yürekli, saf bir serçenin yuvasının kaybetmesi ve onun için mücadelesi anlatılıyor.

6-Deveci İle Yılan: Yapılan yardıma karşı kötü huyundan vazgeçmeyen ve sonu iyi olmayan bir yılan ve yardımsever bir deveci anlatılıyor. Aynı zamanda inek ve ağaç özelinde ancak genel olarak insanların bitki ve hayvanları verdiği zarar öne çıkarılıyor.

7-Dört Arkadaş:  Fare, kurbağa, çaylak ve ceylanın arkadaşlıkları anlatılarak dostluk, merhamet, fedakarlık erdemleri işleniyor.

8- Kara Karga Ne Yaptı?:sürekli yavrularını öldüren yılandan kurtulmak için çareler arayan karganın yaşadıkları anlatılıyor.

9- Kargalarla Baykuşların Savaşı: Azgın, acımasız ve kötü huylu olan baykuş sürüsünün huzur içinde yaşayan kargalara açtıkları savaş ve sonunda kargalar tarafından nasıl tuzağa düşürüldükleri anlatılıyor.

10-Mestan Kedinin Sonu: elindeki ile yetinmediği için başına kötü bir hal gelen Mestan’ın yaşadıkları anlatılıyor.

11-Tuzaktaki Kaplan: Kitaptan bir örnek olarak bu masalı burada paylaşalım.

Çok eskiden kötü huylu acımasız bir avcı varmış. Sık sık okunu. Yayını eline alıp dağlara çıkar, yavru zamanıdır demeden kuşları,  tavşanları, ceylanları vururmuş… Hiçbir şey ele geçiremeyince sinirlenir, öç alıyormuş gibi bulduğu yumurtaları parçalar, yuvaları bozarmış.

Bir gün yine sabah erkenden hazırlanıp ava çıkmış. Epeyce dolaştıktan sonra, tüyleri pırıl pırıl, postu son derece kıymetli bir tilkiye rastlamış. Yakalamak için peşinden koşmuş. Fakat kurnaz tilki başına gelecekleri bildiği için süratle uzaklaşmaya, hoplayıp zıplayarak kaçmaya başlamış.

Avcı peşini bırakmamış tilkinin. Bir dağın eteğindeki inine kadar onu takip etmiş.

Tilki ine girince hemen bir tuzak kurmuş. İnin önüne büyükçe bir çukur kazmış, üzerini ince çalılar, otlarla güzelce kapatmış. Daha sonra da bir hayvan ölüsü bulup getirerek tuzağın üzerine güzelce yerleştirmiş.

Bir kenara saklanıp beklemiş.

Az sonra tilki dışarı çıkmış. İlerdeki leşi görünce iştahla yürümüş. Fakat birden durup düşünmüş. “Bu hayvan ölüsünü buraya kim getirmiş olabilir? Üstelik üzerinde çalı çırpı gibi şeylerde var… Bu iş bir hileye benziyor, en iyisi böyle tehlikeli bir ziyafete hiç yaklaşmamak” diye mırıldanıp inine girmiş.

Tam bu sırada oradan bir kaplan geçiyormuş. Etin kokusunu duyunca yanına koşup üzerine atlamış. Tabi “küt!” diye düşmüş çukura. Ama bir tilki için kurulan çukur kaplana nasıl zarar verir? O, tınmamış bile. Leşi çukurun içinde yemeye başlamış.

Beklenmekten usanan avcı gelip baktığında tuzağın bozulduğunu görünce çok sevinmiş.

“İşte yakaladım tilkiyi!.. Kürkünü satar epeyce para kazanırım” diye keyifle koşmuş. Çukurun başına geldiğinde ise donup kalmış. Elinden kurtulmak asla mümkün olmayan koca bir kaplan duruyor ve cam gibi parlayan gözlerle bakıyormuş kendisine. Ortada ne tilki varmış, ne de tilkinin kürkü!..

Kaplan elinde okuyla, yayıyla bir insan görünce, “avımı elimden almak istiyor herhalde” diye homurdanıp çukurdan fırlamış ve üzerine saldırmış avcının. Zavallı adam kaplandan yediği korkunç bir pençe ile cansız yere serilmiş…

İşte açgözlülüğün, hırsın ve acımasızlığın sonu budur. İnsan bazen ava çıkar ama kendisi avlanır. Her güçlüden daha güçlü olan mutlaka bulunur ve kimsenin yaptığı yanına kâr olarak kalmaz.

Kitap eğlenceli bir şekilde bizlere öğütler sunuyor. Yedi yaşa uygun olduğu gibi büyüklerinde ibret alacağı hikâyelerdir. Aynı zamanda bu hikayeler vurguladığı mesele öne çıkarılarak ebeveynleri ya da büyükleri tarafından çocuklara anlatılabilir.

0000000410565-1_270x203.jpg

Bu site’de yer alan bilgiler kaynak gösterilerek kullanılabilir. 
Eposta: info@aileakademisi.org  
Aile Akademisi© 2011
Tasarım:Baydar Bilişim