Yaşlı Adam ve Deniz


Kitabın Adı: Yaşlı Adam ve Deniz      

Yazarı: Ernest Hemingway

Çeviren: Orhan Azizoğlu

Yayınevi: Bilgi Yayınevi

Yaş Grubu: 9 yaş ve üzeri

Ana Tema: Yenilgiye ve kayba karşı cesaret, bireysel başarı, sabırla mücadele etmek, yılmamak, olumsuzluklara takılıp kalmadan hayatı yaşamaya devam etmek

 

Oğuzhan Özdemir

Ernest Hemingway

1899?da Chicago yakınlarında doğdu. Ortaokulu bitirdikten sonra Kansas City Star adlı gazetede çalışmaya başladı. Birinci Dünya Savaşı?na gönüllü olarak katıldı. 1918?de İtalyan ordusunda çarpışırken yaralanarak cepheden ayrıldı ve Paris?e yerleşti. Burada Ezra Pound?dan büyük destek gören Hemingway, önce ?Güneş de Doğar? ve ?Silahlara Veda? romanlarını yazdı. Bunu avcılık serüvenlerini anlatan ?Afrika?nın Yeşil Tepeleri? izledi. Dönemin birçok sanatçısı gibi İspanya İç Savaşı?na katılan yazar, 1940?ta bu savaşı anlatan güçlü romanı ?Çanlar Kimin İçin Çalıyor?u yayımladı. Bu roman çok geçmeden sinemaya uyarlandı. 1952?de yazdığı Yaşlı Adam ve Deniz büyük yazarın ününe ün kattı. 1954 yılında Nobel Ödülü aldı. 1961?de av tüfeğiyle vurularak ölen yazarın intihar mı ettiği yoksa kazayı mı uğradığı kesin olarak öğrenilemedi.

Yaşlı Adam ve Deniz (İhtiyar Balıkçı)

Küçük teknesiyle yalnız başına avlanan yaşlı bir adam, tam seksen dört gündür tek bir balık tutamadan evine dönmek zorunda kalıyordu. Köyünden denize açıldığı ilk kırk gün yanına bir de yardımcı çocuk almıştı. Fakat tam kırk gün boyunca eli boş döndükten sonra çocuğun ailesi, yaşlı adamın talihsizlikten beter kör, kara bir talihe tutulduğuna inanarak, çocuklarını ilk hafta içinde üç güzel balık yakalayan bir başka tekneye vermişlerdi. Yaşlı adamın her gün ufacık ve eski olan teknesiyle eli boş dönüşünü görmek çocuğu oldukça üzüyordu. Sandalın gelişini görünce hemen sahile inerek, balıkçıya oltaları, yelkeni, zıpkını taşımak için yardım ediyordu.

Yaşlı adam tek başına küçük bir kulübede yaşıyordu, çok yoksuldu. Çocuk kendisine sabahları sıcak sütlü kahve ve kahvaltı, akşamları da yemesi için bir şeyler getirirdi.

?Oturdum gitti(sofraya) öyleyse. Yalnız şu ellerimi yıkamak için biraz oyalandım o kadar.?

?Nerede yıkadı? diye düşündü çocuk. Köyün su kanalı iki sokak aşağıda kalıyordu. Keşke sabun, havlu, bir kova da su getirseydim diye aklından geçirdi. Niye bu kadar düşüncesizim ben? Ona yeni bir gömlek, kış için kalınca bir ceket, ayağına giyecek bir şey, bir yorgan bulmalıyım.?[1]

Yaşlı adam güneş doğmadan, sabah erkenden kalkmış, çocuğun evine giderek çocuğu uyandırmıştı. Israrlarına rağmen çocuğun kendisi ile gelmesini istememiş ve kısmeti varsa eğer, onu elde edebileceğini söylemişti.

?Ben her işimi hesapla yaparım. Ne var ki kısmetim yok. Ama kim bilir, belki bugün. Günün her doğuşu yepyeni ayrı bir gün getirir. Talihim bugün yaver gidiverir bakarsın. Ben işimi eksiksiz yapayım da kısmet geldiğinde beni aradığı yerde bulursun.?[2]

Yaşlı adamın hikâyesi, romanımıza konu olan bu çıktığı açık denizdeki yolculuğu ile devam etmektedir. Her şeyden uzak, sadece kavurucu güneş, sakin deniz, kuşlar ve balıklar ile birlikte yaşlı adam seksen dört gün sonra iyi bir balık tutarak hâlâ balık tutabildiğini göstermek, tuttuğu balığı satarak para kazanmak istiyordu.

Zihninde hiç durmayan düşüncelerle denizde ilerlerken oltalardan birisi hareket eder. Yaşlı adamın zorlu mücadelesi oltasına takılan büyük bir kılıç balığı ile başlayacaktır.

?Benim tekneden en aşağı yarım metre daha büyük diye söylendi? Bu büyük balığı yola getirmem gerek diye geçirdi aklından. Kendi gücünü öğrenmesine, böyle uçmaya devam ederse başıma gelecekleri anlamasına izin vermemeliyim. Ben onun yerinde olsaydım varımı yoğumu bir araya getirir, her şeyi kırıp dökene kadar koşar, koşardım. Bereket versin ki onlar kendilerini haklayan bizler kadar akıllıca düşünemiyorlar; bizden daha soylu, daha becerikli oldukları gerçek ama ne var ki bizdeki akıl yok onlarda.?[3]

Balıkçı oltasına takılan devasa kılıç balığını çekemiyordu. Asıldığında oltanın ipini koparacak olan balığın direncine karşı, oltayı gevşetmiyordu, omzuna dayadığı iple balığın teknesini istediği yöne doğru çekmesine izin vermek zorunda kalmıştı. Böylece bir gün bitmişti, gece olmuştu, balık aralıksız dur durak bilmeden ilerlemekteydi. Yaşlı adam acıkmış, üşümüş ve yorulmuştu. İçinden sürekli ?Keşke çocuk yanımda olsaydı, bana yardım ederdi, oltaları toplardı?? diye geçirmekteydi. Ama ne olursa olsun balığı alt edecek ve hâlâ usta ve büyük bir balıkçı olduğunu gösterecekti.

Ertesi gün balık iyice yorulup suyun yüzeyine çıktığında balıkçı yavaş yavaş balığı teknesine doğru çekti ve zıpkınla balığı yaralayarak öldürdü. Balığın solungaçları ve ağzından ipi geçirerek balığı teknesine sıkıca bağladı. Ve rüzgârın estiği güney-batı yönüne doğru açtığı yelkeni ile ilerlemeye başladı. Kara hiçbir yandan gözükmüyordu. Yaklaşık bir gün boyunca, aralıksız, uyumadan, dinlenmeden balıkla sürdürdüğü mücadelesi, ölüm kalım savaşı sona ermişti. Fakat karaya ulaşana kadar başka sorunlar, tehlikeler bekliyordu yaşlı adamı, denizdeki canavarlar; köpekbalıkları.

Kılıçbalığından akan kanlar denizdeki, birbirinden farklı cinsteki, büyüklükteki vahşi köpekbalıklarını teknenin peşinden sürüklüyordu. Aç olan bu canavarlar tekneye bağlı olan balığa saldırıp, etlerini koparmaya çalışıyorlardı.

?İnsan yenilmek için yaratılmadı, Âdemoğlu mahvolur ama yenilmez. Ne de olsa şu balığı öldürdüğüme pişmanım. Şimdi asıl kötü taraf başladı, zıpkını da yitirdik. Köpekbalıkları zalim mahlûklardır; kuvvetli oldukları kadar hilecidirler. Ben daha zeki, daha usta olduğumu kanıtladım. Ama belki öyle değildir. Belki benim silahlarım daha etkiliydi de ondan.?[4]

Yaşlı adam zıpkınını, çakısını, kancalı sopalarını köpekbalıklarını kovmak, yakaladığı balıktan uzaklaştırmak için mücadele ederken kaybetmişti. Elleri, balığın tekneyi çektiği sırada, balığı kontrol etmeye çalıştığı esnada kesilmiş, epeyce yaralanmıştı. Köpekbalıkları her saldırdığında balıktan büyük bir parça eti götürüyordu, neredeyse kemikler üzerindeki etler kalmıştı balığın baş tarafı dışında. Yaşlı adam artık kalan parçaları koparmaya çalışan köpekbalıkları ile ilgilenmiyordu, yanmakta olan sahilin ışıklarına doğru ilerliyordu. Sahile çıktığında doğruca evinin yolunu tutmuştu ve yatağına yatarak uyumuştu. Çocuk, sabah uyandığında hemen sahile inmiş ve balıkçının tutmuş olduğu, başı dışında sadece kemikleri kalmış olan dokuz on metrelik balığın iskeletini görmüş, ustasının evine koşturmuştu. Yaşlı adam ise hâlâ uyuyordu.

Ernest Hemingway?in yazdığı roman, dil açısından sade ve akıcıdır. Romanda konu, yer ve zaman olarak ayrıntılı olmasa da, karakterler ve olay örgüsü sınırlı olsa da Yaşlı Adam ve Deniz sürükleyici bir romandır. Kapak tasarımı ve baskı kalitesi açısından herhangi bir olumsuzluk görmemekteyiz. Hemingway?in sizlere tanıttığımız bu romanını bir çocuk kitabı olarak nitelendiremeyiz. Roman genel olarak her yaş grubuna hitap etmektedir. Çocuklarınız ve sizler için okuyabileceğiniz güzel bir kitap olduğunu düşündüğümüz Yaşlı Adam Ve Deniz?i okumanızı ve çocuklarınıza okutmanızı tavsiye etmekteyiz.

[1]  Hemingway, Ernest, Yaşlı Adam ve Deniz, Çev: Orhan Azizoğlu, Bilgi Yayınevi, 14. Basım Ağustos 2009, Ankara, s. 17

[2]  A.g.e. s. 29

[3]  A.g.e. s. 63

[4]  A.g.e. s. 106

 

www.aileakademisi.org

oldman-2_copy.jpg

Bu site’de yer alan bilgiler kaynak gösterilerek kullanılabilir. 
Eposta: info@aileakademisi.org  
Aile Akademisi© 2011
Tasarım:Baydar Bilişim