İhtiyacın Var mı?


İnsanın istediği şey ile ihtiyaç duyduğu şey aynı mıdır?

İstediği şey ile ihtiyaç duyduğu şey farklıysa insan ne yapmalıdır?

İstediği şeyi mi tercih etmelidir? İhtiyaç duyduğu şeyi mi?

İnsanın isteklerine yön veren şey nedir? İhtiyaçlar mı? Ya da soruyu tersinden sorarsak, İhtiyaçlar mı insanın isteklerine yön verir?

***

İhtiyaç denildiğinde kişi için mutlaka olması gereken şey anlaşılırken istek denildiğinde olmasa da olur denilen şeyler akla gelir.

Bazı insanlar vardır,  neye ihtiyacı olduğunun farkında değildir ama isteklerinin farkındadır ve onlar dağ gibidir, bitmek bilmez. Sürekli ister de ister?

Bazı insanlar vardır, neye ihtiyacı olduğunu da bilmez ne istediğini de? Onlar hep kararsızdır.

Bazı insanlar da vardır, ihtiyaçlarının ne olduğunu iyi bilir ve isteklerini bu ihtiyaçlara göre düzenler ya da bir takım isteklerini iptal eder.

İlkokul öğrencisi Ayşe, caddede yürürken annesiyle tartışarak yürümekteydi;

?O boya kalemlerine ihtiyacım var anne!?

?Geçen ay aldıklarıma ne oldu??

? Kırıldı, küçüldü, bazı renkleri kayboldu.?

? Öğretmeninle konuştum, pastel boyaların hala sağlam, onlarla idare edebilirsin.?

Ayşe istediği boya kalemlerini annesine aldıramamanın üzüntüsünü yaşıyordu. Oysa ne kadar da çok istemişti onları! Annesi o kalemlere ihtiyacı olmadığını söylüyordu. Oysa O, boya kalemlerine kesinlikle ihtiyacı olduğunu düşünmekteydi.

İnsan bazen çok istediği bir şeyin ihtiyacı olduğuna karar verir.  Bu kararı vermesinde çoğu zaman istediği şeyin, hayatındaki kullanım yerinin önemi büyüktür. İlkokul talebesi çocuğun resim dersinde en güzel resimleri yapabilmesi için eksiksiz ve sağlam malzemeye ihtiyacı olduğuna inanması gibi?

Boya kalemleri ihtiyacını karşıladığı zaman istediği resmi de yapabileceğine inanan Ayşe, eğer en güzel resmi oluşturamazsa ne olacak? İstediği boya kalemlerinin aslında ihtiyacı olmadığına karar verecek ve yeni istekler, arayışlar başlayacak?

Bir kadın, akşam yemeği için karnabahar yapmak istediğinde bu isteğe yön veren şey temel bir ihtiyaçtır. Yemek yeme ihtiyacı?.

Karnabahar için gerekli bütün malzemeleri alan kadın, yemeği yaparsa ve yemekteki lezzet istenilen damak tadına ulaşamaz ise ne olacak?

Üç ihtimal vardır;

Kadın, ya yemeği o şekilde masaya koyacak ya yemeği iptal edecek yerine yeni bir yemek hazırlayacak ya da başka bir yemek daha yaparak menüyü zenginleştirecektir.

Yemeği o şekliyle masaya koyan kadının isteğine yön veren damak tadı değildir. Sadece yemek yemek ve karın doyurmaktır. Ama bu temel ihtiyaca bir de lezzet isteğini eklediğinizde iş değişir. Her farklı yemekte farklı bir damak tadı yaşayan kişi, isteğini doyurdukça yerine yenisi gelecektir.

Zengin sofralar, her akşam menüsü değişen sofralar lezzet isteğinin bir sonucu değil midir?

Peki! İstediğimiz şeyleri ihtiyaç haline getiren hayatımızdaki kullanım yeri midir sadece?

Ya duygularımız? İstediğimiz şeyleri ihtiyaç haline getirmedeki fonksiyonu nedir acaba?

Büyük bir aşk yaşarak evlenen 18 yaşındaki Mehmet 15 sene sonra boşanmak üzeredir. Mahkeme salonunda hâkime gerekçesini şöyle açıklamaktadır;

? İkimizde gençtik, birbirimizi severek evlendik. Onbeş sene içinde birçok badire atlattım. Hastalandım, annem geldi, baktı. Ekonomik yönden sıkışınca eşim annesinin evine gitti, çocuklarımızı bakıcılar büyüttü? Geçen seneler bana şunu öğretti. Sevgi; Birlikte hoş vakit geçirmek demek değilmiş. Sevgi fedakârlık demekmiş??

Duygularımız yaşla birlikte gelişir, değişir, olgunlaşır. Orta yaşı geçmiş yetişkinler,  çoğu zaman ilkokulda üzüldüğü, gençliğinde hissettiği coşkun duyguları ve bu duyguların kendisine neler yaptırdığını hatırladıkça bir iç burkulması yaşar ya da güler geçer. Duygular olgunlaşmış, ihtiyaçlar ve istekler yön değiştirmiştir.

Bazen de hayaller, isteklere yön verir ve o istekler ihtiyaç haline gelir. Eskiden hayal edilen bir şeye ulaşmak pek zordu. İki üç dil bilen bir gezginci olmak ya da olimpiyatlarda derece elde eden bir jimnastikçi olmak için imkânsızları aşmak gerekirdi. Telefonun olmadığı, en yakın okulun şehrin bir ucunda olduğu ve boş geçen beden eğitimi dersleri ile dil dersleri düşünüldüğünde teknolojik imkânların ne kadar etkili olduğu akla gelecektir.

Bu yüzden olsa gerek o zamanlar kurulan hayaller de pek gerçekçiydi;

-          Büyüyünce ne olmak istiyorsun?

-          Mühendis

-          Niçin?

-          Köyüme köprü yapacağım?.

İhtiyacı oluşturan üç şey; istek, duygu ve hayal ise bu istek, duygu ve hayallere yön veren şey nedir? İnsan en temel ihtiyaçlarını karşıladıktan sonra niçin istekler artarak devam eder?

Ekmek yiyen ve karnını doyuran biri hemen arkasından niçin kek hayali kurmaya başlar?

90 m2 eve taşınan biri niçin birkaç sene sonra daha geniş ev hayalleri kurmaya başlar?

İnsan elindeki eski Nokia cep telefonunu niçin akıllı telefonla değiştirmek ister?

Demek ki ihtiyaçlar giderildikçe yeni istekler doğuyor..Peki ama neden?

Teknoloji sürekli kendini yeniliyor, geliştiriyor. Reklam, pazarlama yoluyla bir arz-talep oluşturuluyor. İnsan ihtiyacı olmasa bile gördüğü ürünü beğenir, ister hale geliyor. Beğendiği ürünün hayallerini kuruyor, o hayale ulaşmak için de parası olmasa bile ne yapıp edip para buluyor ve ürünü satın alıyor. Eskiden köprü kurma hayali olan çocukların yerinde şimdi PC tablet alma hayali kuran çocuklar var. Kapitalist dünyada hayaller hep satın alma üzerine kurulu?

Teknoloji o kadar hızlı ilerliyor ve ürün sunuyor ki! Düşünmeye ve tasarlamaya bile gerek yok. Reklamlarda, ilanlarda görüyorsunuz ve sahip oluyorsunuz. Aynı şey ertesi gün yeniden yaşanıyor.

Teknoloji, insana hep ileriye dönük bir hayat felsefesi sunuyor ve yenilikler, değişimler daha iyi bir yaşam amacıyla gerçekleşiyor.

Teknoloji ve kapitalist dünya, insanı ve ihtiyaçlarını iyi takip edebilme yollarını arıyor. İnsanı sıkıntıya sokan ne varsa hemen gideriliyor. İlerlemeci felsefeye biri daha ekleniyor; Çağımız insanı sıkıntı ve zorluk yaşamamalı?.

Yağmurda kuru kalan bank resimlerini görünce bir anlık şaşkınlık yaşıyor insan.. Aaaa! Bunu da yapmışlar?  Hani insan yağmurda yürür, yorulur,  ayakta kalır ve yağmurda dinmiştir, işte tam o sırada kuru bir yer arar ya! ; ? şöyle bir otursam da dinlensem? diye!

İşte uyanık antropologlar bu insanı izlemiş ve ona teknolojiyi belirlemede bir rol vermiş? Ne güzel!  Artık sıradan insanlar bile teknolojiyi belirlemede özne olacakmış! Önerileri, fikirleri, yaşamla ilgili sıkıntıları bir havuzda biriktirilecek, oradan seçimler yapılacak ve yeni icatlar pazara sunulacak. Hizmet sektörü daha da genişleyecek?

İlerlemeci mantık, geçmişin muhasebesini yaptırmaz? Sürekli dolmuşa bindirilirsiniz? Hadi , çabuk çabuk!?. Geçmişin muhasebesini yapamayan kişi, gelecekte de aynı hataları tekrarlar durur.

Konfor ve rahatlık, psikolojik dünyaların zayıflamasına yol açar? Yokluk ve sıkıntı çekmeyen insan yaşam standardının düşmesine dayanamaz.

Hızlı yaşayan ve bilgisayara gömülü insanlar çevresine dönüp bakamaz, olayları tam algılayamaz.

Yazının başında sorduğumuz sorular biraz daha netlik kazanıyor;

Bazı insanlar vardır,  neye ihtiyacı olduğunun farkında değildir ama isteklerinin farkındadır ve onlar dağ gibidir, bitmek bilmez. Sürekli ister de ister?

Bu insan tipi her yönden zayıftır. Düşünemediği için problemleri göremez, çözüm üretemez, üretemediği için hazır olana eğilim gösterir. Neye ihtiyacı olduğunu kestiremez.  Çevresindeki güçlü, üretken birisinin sürekli olarak yardımını talep eder. İstekleri hiç bitmez? Teknolojinin ve antropologların en çok sevdiği insan tipidir.

Bazı insanlar vardır, neye ihtiyacı olduğunu da bilmez ne istediğini de? Onlar hep kararsızdır.

Bu tipteki insanlar; sürekli etkilenen ve fikir değiştiren insanlardır. Üç saat boyunca birçok mağaza dolaşır da ihtiyacı olan ayakkabıyı alamaz, eve döner. Ertesi gün eşini de yanına alır, dört saat dolaşır, karar veremez ve tekrar eve gelir. Üçüncü gün, ayakkabıya ihtiyacı olmadığını anlar ve terlik bakmaya başlar. Teknoloji bu tip insanlar için yarışır, elde etmeye çalışır.

Bazı insanlar da vardır, ihtiyaçlarının ne olduğunu iyi bilir ve isteklerini bu ihtiyaçlara göre düzenler ya da bir takım isteklerini iptal eder.

İşte kapitalist, emperyalist düzenin sevmediği insan tipi?

Bu insan güçlüdür çünkü kendisini iyi tanır. Bu güçlü insanın hedefleri vardır, idealleri vardır. Sık sık muhasebe yaptığı ve durup düşündüğü için zihni iyi çalışır. Problemleri anında fark eder, çözüm üretir. Hedeflerine ulaşmak için pek çok sıkıntıya göğüs gerer. İhtiyaçlarını en asgariye indirmesini bilir. İsteklerini hedeflerine göre düzenler. Kendi temel ihtiyaçlarını karşıladıktan sonra etrafına döner ve arkadaşlarının, dostlarının ihtiyaçlarını karşılamaya çalışır.

Eskiden de böyle değil miydi? İnsanlar temel ihtiyaçlarını karşıladıktan sonra hemen komşuya, arkadaşa yönelirdi? Acaba bir ihtiyaçları var mı diye?

Kendini bilen bir insan olabilmek için isteklerimize değerlerimiz yön vermelidir.

Değerlerine sahip çıkan bir Müslüman, yokluktan ve yoksunluktan gocunmaz.

Değerlerine sahip çıkan, kendini bilen bir müslümanın psikolojik dünyası da sağlamdır. Rüzgârın önünde savrulup gitmez.

www.aileakademisi.org

Yorumlar

Yeni yorum gönder

Bu alanın içeriği gizlenecek, genel görünümde yer almayacaktır.

Bu site’de yer alan bilgiler kaynak gösterilerek kullanılabilir. 
Eposta: info@aileakademisi.org  
Aile Akademisi© 2011
Tasarım:Baydar Bilişim