İnsan Genom Projesi ve Öjenizm


?İnsan doğasını bilinçli olarak değiştirmemiz bir gün gerçekten olanaklı olacak mı?? Ünlü ?Tarihin Sonu? tezinin sahibi olan Francis Fukuyama?nın  ?İnsan Ötesi Geleceğimiz/Biyoteknoloji Devriminin Sonuçları? adlı kitabında sorduğu bu soru genetik çalışmalarının mihver konularından birini oluşturuyor.

2000 yılında dönemin ABD Başkanı Bill Clinton'un, İngiltere Başbakanı Tony Blair ve özel genom şirketlerini temsilen bir yetkiliyle beraber kamuoyuyla paylaştığı İnsan Genom Projesi beraberinde pek çok tartışmayı getirdi. Kamuoyuna aktarılan yönüyle proje, pek çok genetik hastalığın tedavisi için önemli bir adım. Ancak kimi uzmanlar projenin ticari ve öjenik yönlerine de dikkat çekiyor.

***

İnsan genom projesi fikrinin aslında Batı?da uzun bir geçmişi vardır. Bu projenin bir bakıma fikir babası sayılabilecek kişi Darwin?in kuzeni olan Sir Franscis Galton?dur. Modern psikolojinin en önemli isimlerinden birisi olan Galton?un yaşamı ve fikirleri ayrı bir yazı konusu olacak kadar ilginçtir. Sadece şunu belirtmekle yetinelim; kendisine ?her şeyi sayan adam? denilen bu kişi istatistiğin, zeka testlerinin ve bireysel farklar teriminin de babasıdır.  

Ama Galton?u konumuz açısından asıl önemli kılan ?öjenizm? hareketinin kurucusu ve organizatörü olmasıdır. Galton, 1869?da Darwin?in de okuyup hayran kaldığı ?Kalıtsal Deha? isimli kitabını yazmıştı. Bu kitap ?Öjenizm? hareketinin bilimsel temelini oluşturuyordu. Zeki ve ünlü insanlar hep birbirlerinin akrabalarıydı. Galton, Darwin?in doğal seleksiyon fikrinden yola çıkarak bu seleksiyonun suni olarak da yapılacağını düşünmüştü. Tabiat zayıfların yaşamasına izin vermiyordu, öyleyse bu insan için de geçerli olmalıydı. Böylelikle ?Öjenizm? doğdu.

Öjenizm insandaki olumlu/olumsuz unsurların (zeka, hastalık, sosyallik, kabiliyet vb.) kalıtım yoluyla geçtiğine dayanarak insan ırkının ıslahını(!) amaçlayan bir düşünce olarak Galton tarafından 1880?li yıllarda sistemleştirildi.

Bu fikir temel anlamda insanın da bir bezelye gibi aynı kalıtımsal yasalara tabi olduğunu ve bezelyenin bu yasalar çerçevesinde nasıl ıslahı mümkünse insanın da ıslaha (soyarıtımına) tabi tutulabileceğini öngörüyordu.

Galton dini dogmaların yerini alabilecek bilimsel bir dünya tasavvur etmişti. Dua üzerine araştırmalar yapmış ve duanın insan üzerinde hiçbir olumlu etkisinin olmadığını bulmuştu! Cennet gibi bir inanca gerek yoktu. Ona göre zeki ve sağlıklı erkek-kadınlar birbirleriyle evlenirlerse cennet bu dünyada yaşanacaktı. Galton?un dünyasında zayıflara, özürlülere, hastalara yer yoktu.

Galton ırkların iyileştirilmesi fikrini hayata geçirebilmek için devlet desteği istedi. Hala varlığını koruyan organizasyonlar kurdu, dergiler çıkardı.  

Öjenik çalışmalar Batı?da uzun yıllar devam etti. Binlerce zihinsel özürlü (ki bunların çoğu her nedense hep zencilerdi) ve toplumsal yaşamın alt kategorisinde yer alan insanın öldürülmesine ya da kısırlaştırılmasına yol açtı. İsveç?te 1970?li yılların ortalarında antisosyal veya zihinsel açıdan geri olduğu gerekçesiyle yaklaşık 15.000 kişi zorla kısırlaştırılmıştı. Amerika?da 1974 yılında bir yargıç son bir kaç yıl içinde 100-150 bin kişinin kısırlaştırıldığını söylemişti. Doç.Dr. Ali Babaoğlu?nun aktardığına göre bu, Nazilerin 12 yılda yaptığıyla skor açısından denkti.

***

Peki Öjenizm bitmiş midir? Fukuyama kitabında genetik mühendisliğinin daha ?yumuşak? ?sevecen? bir öjeni var etme yolunda ilerlediğini vurgulamaktadır. 

İnsan genom projesi tarihinin öncü isimlerinden Nobel ödüllü bazı önemli bilim adamlarının katı bir öjenizm savunucusu olduğunu bilmek belki şaşırtıcı gelebilir. Charles Richet, Macfarlane Burnet, Francis Crick, Linus Pauling, William Shockley gibi bu ödülü almış bilim adamları birer öjenizm savunucusu olarak tarihteki yerlerini aldılar. Özellikle bunlar arasından Francis Crick (Watsonla birlikte DNA?nın ikili sarmal yapısını keşfeden biyolog) yenidoğan bebekler üzerinde genetik açıdan testler yapılmadıkça onların insan kabul edilmemesini, eğer bu testlerden olumlu sonuçlar çıkmaz ise yenidoğan bu bebeklerin hayat hakkını kaybetmesi gerektiğini söyleyebilmişti.

İnsan genom projesini savunanlar bu projeyi çoğunlukla ?hastalıkları kontrol altına almak? argümanıyla savunuyorlar. Ama bu argümanın tersinin de geçerli olabileceğini ifade eden görüşler de yer almakta. Konuya ilgi duyan bir çok uzman özellikle genetik çalışmaların ekonomik, ideolojik ve askeri amaçlı kullanımına ilişkin kaygılarını dile getiriyorlar. 

Peki ne yapılmak istenmektedir? Cevap aslında girişte Fukuyama?nın sorduğu sorunun içinde gizlidir. Batı ?fıtratı tasarlamak? istemektedir. Bilimin üç ana amacından birisi kontrol etmek olarak ifade edilmiştir. Fizik ve türevi olan bilimlerle tabiatı kontrol altına almayan çalışanlar, biyoloji ve türevi bilimlerle de ?canlı yaşamı? kontrol altına almaya çalışmaktalar.  Bu insanlık tarihinin en ciddi ilahlık iddiası olarak görülmelidir. Ekini mahvedenler, bununla yetinmeyecek görünüyorlar, şimdi neslin helakı ile karşı karşıyayız.  Dolayısıyla yaşadığımız dönem tarihin en büyük ifsad hareketine tanık olacaktır. Ama tabiî ki onlar yüce kitabımızın da belirttiği gibi ıslah edici (tohumu ya da soyu/nesli) olduklarında ısrar edeceklerdir.

www.aileakademisi.org

 

 

Yorumlar

Yeni yorum gönder

Bu alanın içeriği gizlenecek, genel görünümde yer almayacaktır.

Bu site’de yer alan bilgiler kaynak gösterilerek kullanılabilir. 
Eposta: info@aileakademisi.org  
Aile Akademisi© 2011
Tasarım:Baydar Bilişim